Yakın Plan NTV İthal İlaç Sorunu

Ev / Televizyon Haberleri / Yakın Plan NTV İthal İlaç Sorunu

Yakın Plan NTV İthal İlaç Sorunu

Tarafından
Içinde Televizyon Haberleri

Oğuz Haksever: Flebogamba, Endobuline, Octagam, Tegeline, Pentoglobilin. İlaç isimleri bunlar. Elbette kullananlar için çok önemliler. Hepsi ithal ilaçlar. Hastaların bunları alamamaları halinde ciddi sorunlar doğabiliyor ama bugünlerde daha da önemliler. Çünkü piyasada bulunmuyorlar. 5 isim saydık. 9 ilaç daha var. Bu 14 ilaç bağışıklık sistemi hastalıkları, norolojik hastalıklar veya kanser tedavisinde kullanılıyor. Bu ilaçların yokluğunun sebebleriyle ilgili olarak ortaya atılan bilgilerin hepsi düşündürücü ama bazı bilgiler daha da düşündürücü. “Çin’de fabrikalar kapandı üretimde sorun başgösterdi.” diyen var. Gümrük işlemleri uzadı ondan deniyor ya da bu ilaçların fiyatları ucuzladığı için ithal eden firmaların ithalat işini ağırdan aldıkları söyleniyor. Hatta bunlardan elde edilen karlar düştüğünden firmaların bilerek az ithal ettiği iddiası bile konuşuluyor. İyi günler. Kimileri hayati olabilecek bazı ithal ilaçlarda yaşanan sıkıntıyı Yakın Plan’a alıyoruz. Bu durumla ilgili 3 isimden bilgi alacağız, önce hastalar. Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği Başkanı Leyla Ezgi telefon hattında.

 

Flebogamba, Endobuline, Octagam, Tegeline, Pentoglobilin. İlaç isimleri bunlar. Elbette kullananlar için çok önemliler. Hepsi ithal ilaçlar. Hastaların bunları alamamaları halinde ciddi sorunlar doğabiliyor ama bugünlerde daha da önemliler. Çünkü piyasada bulunmuyorlar. 5 isim saydık. 9 ilaç daha var. Bu 14 ilaç bağışıklık sistemi hastalıkları, norolojik hastalıklar veya kanser tedavisinde kullanılıyor. Bu ilaçların yokluğunun sebebleriyle ilgili olarak ortaya atılan bilgilerin hepsi düşündürücü ama bazı bilgiler daha da düşündürücü. “Çin’de fabrikalar kapandı üretimde sorun başgösterdi.” diyen var. Gümrük işlemleri uzadı ondan deniyor ya da bu ilaçların fiyatları ucuzladığı için ithal eden firmaların ithalat işini ağırdan aldıkları söyleniyor. Hatta bunlardan elde edilen karlar düştüğünden firmaların bilerek az ithal ettiği iddiası bile konuşuluyor. İyi günler. Kimileri hayati olabilecek bazı ithal ilaçlarda yaşanan sıkıntıyı Yakın Plan’a alıyoruz. Bu durumla ilgili 3 isimden bilgi alacağız, önce hastalar. Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği Başkanı Leyla Ezgi telefon hattında.

Oğuz Haksever: Leyla hanım iyi günler.

Leyla Ezgi: İyi günler Oğuz bey.

Oğuz Haksever: Ne dersiniz, durum vahimse ne kadar vahim hastalar arasında?

Leyla Ezgi: Vallahi durum her zaman vahim. Çünkü bu ilaçla ilgili sıkıntıları biz ilk defa yaşamıyoruz. 2001 yılında yaşadık, kur yükseldi. İthal yapan firmaların ilaçları gümrüklerden çekmemeleri neden gösterdi. Bunun sonucunda hastalar ilaca ve aşıya ulaşamadılar. 2002 yılında yerli ilaçta yüzde 10 indirim yapıldı. Buna karşı çıkan eczacılar kepenk indirdi ve halk yine nöbetçi eczanelerin önünde kuyruk oluşturdu. Sıkıntıyı çeken sonuçta hep halk oluyor ve hastalar oluyor. Biraz önce de bunların olmasının nedenlerini saydınız ve buna gerçekten inanmak bile istemiyorum. Yani bu ilaçları ithal eden topu topu 10 tane firma var. Bu firmaların hepsinin birden ithalatı yapamayıp ve ilaçların piyasadan yok olması ve hastaların buna ihtiyaç duymaları gerçekten düşündürücü. Faturayı biraz önce söylediğim gibi hep halk ödüyor ve bunun da yoksul olan büyük bir kesim daha da çok etkileniyor bu konuda. Gerek temel insan hakları sözleşmeleri, gerekse mevcut yasalar, gerekse 1 Ağustos 1998’den beri yürürlükte olan hasta hakları yönetmeliği sağlık ve hasta haklarının bir parçası olarak sağlık hizmetine ulaşma ve tedavi olma hakkını tüm vatandaşlara tanımıştır. Oysa bu hakkı kullanabilmek için sadece ilacın reçeteye yazılması yeterli değil. Bu hak ancak ilaca ulaşıp tedavi etkisi ortaya çıkınca yerine gelmiş olacaktır. Dolayısıyla burada bir hasta hakları ihlali söz konusudur zaten. Bunu yapan da bu ilaçla ilgili süreçte yeralan bütün kurumlardır. Bu kurumların biran önce biraraya gelerek önlem alması ve vatandaşın tedavi olma hakkını gerektiği gibi kullanmasını sağlamak zorundadırlar. Önümüzde olan sosyal güvenlik reformu, sağlıkta dönüşüm, sağlığın özelleştirilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerinin azalması, halkın yoksullaşması hastalıkların artmasına neden olmakta, bunun sonucunda ilaca ihtiyaç daha da fazlalaşmaktadır.

Oğuz Haksever: Leyla hanım çok çok teşekkür ediyoruz. Cümleninizi bölmeyeyim bir cümle daha alabilirim. Lütfen buyrun.

Leyla Ezgi: İlaç ihtiyacının artması yani biraz sanayiden söz edeyim. Yerli hammadde üretiminin düşmesi sağlıkta izlenen yanlış politikalar sonucu halkın sağlık sorunları geri plana itilerek halkın sağlığı üstünden nasıl para kazanılıra dönüştürülmüştür ne yazık ki bugün. Biz ilaçta bağımlı hale gelmişizdir dışarıya.

Oğuz Haksever: Çok çok teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler, görüşlerinizi bizlere aktardığınız için, daha doğrusu izleyicilerimize. Ankara stüdyomuzda iki konuğumuz var. Mehmet Domaç Türk Eczacıları Birliği Başkanı ve Doktor Orhan Gümrükçüoğlu Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılıktan sorumlu müsteşar yardımcısı. Mehmet bey ile başlayalım önce. Çünkü sonradan müsteşar yardımcısından bir toparlayıcı bilgi alacağız. Mehmet bey bu firmaların bu işi ağırdan aldıkları, kar’lar düşük olduğu için ağırdan aldıkları yolundaki bilgi ne kadar aklınıza yatıyor?

Mehmet Domaç: Çok aklımıza yatmıyor. Firmalar insan sağlığını korumakla görevliler ve işlerini devam ettirmek zorundalar. Buradaki durum tabiki şöyle; dünyada özellikle immünglobülinlerde büyük bir talep artışı var dünyada immünglobülinlere. Bu talep artışı nedeniyle üretim eksikliği var dünyada. Bu üretim eksikliği özellikle Avrupa ülkelerinde birkaç firması Amerika’ya ihracat yapmaya başlayınca ciddi ölçüde üretim eksikliği dünyada ortaya çıktı ve bizim ithal ettiğimiz firmalarda da rahatsızlıklar ortaya çıktı. Ayrıca sizinde konuyu açarken Çin’deki olaydan bahsetmeniz önemli bir yaklaşım. Evet Çin’de donerlerden kan alımında sorun ortaya çıktığı için FTA’de Çin’de üretilen immünglobülinlerin üretimine bir müddet önce engellediği için Çin de kendisi plazma ithalatı ve mamur ilaç ithalatına doğru yönlenmeye başladı. Dolayısıyla talep artıp arz azalınca bu ilaçların fiyatları Avrupa ülkelerinde ciddi boyutta yükseldi. Bu yükselme karşısında da Türkiye’de bu fiyatların geri ödeme sistemleri tarafından karşılanmaması nedeniyle de ithalatta büyük zorluklar meydana geldi. Sonuç olarak şunu görüyoruz ki; sağlıkta uluslararası ilişkiler ve uluslararası olaylar bizi çok yakından etkiliyor. İşte bugünkü geldiğimiz durum immünglobülinde maalesef üretim yetersizliği bizi fiyat artışlarına mahkum etmiştir, dünyadaki fiyat artışlarına mahkum etmiştir. Sayın Haksever şöyle bir durum var; dünyada ülkeler genellikle Kızılayçılar vasıtasıyla bu kan ürünlerini üretirler, kendi ülkelerine yeterli ölçekte. Bizim de Kızılay yıllar önce bu immünglobülinleri ve buna benzer ilaçları üretmek için bir çaba içerisine girmişti ama henüz o çabasını gerçekleştirebilmiş değil.

Oğuz Haksever: Anladım. Mehmet bey şöyle bir soru akla geliyor; sektör nasıl olur ilacı bulamaz?

Mehmet Domaç: Hayır bulamazlık diye bir şey söz konusu değil. İlaç var.

Oğuz Haksever: Ama yok Türkiye’de bunlar?

Mehmet Domaç: Türkiye’de yok ama ilaçlar Avrupa ülkelerinde 2-2.5 kat fiyatları artmış durumda. Siz Türkiye’ye bu fiyatlar ilacı getirirseniz Türkiye bunun üçte biri fiyatını size öderse siz iflasla karşı karşıya kalırsınız doğal olarak. Böyle bir durumda kişiler

Oğuz Haksever: İflas edebilecek boyutlarda mı efendim? Yani bu ilaçları ithal etseler firmalar üçte bir fiyatla da, eksik fiyatla satsalar batarlar mı?

Mehmet Domaç: O firmaları ifadesi böyle. Bize göre şöyle bir şey yapmak lazım; dünya piyasalarını takip etmek, ilacın gerçek anlamda o fiyata çıkıp çıkmadığını değerlendirmek, ona göre de geri ödeme komisyonunun ve sağlık bakanlığının bir değerlendirme yapması gerekiyor. Bu değerlendirmeyi yapması önemli bizim için. Çünkü ilacın piyasada bulunması vazgeçilmezlik. Bunun vatandaşa ulaşması gerekiyor.

Oğuz Haksever: Anlıyorum. Hemen sağlık bakanlığı müsteşar yardımcısı Orhan bey’e dönelim. Orhan bey sizin bakış açınızdan durum ne? Bakanlığı çok doğrudan hemen hemen her açıdan ilgilendiriyor tabi de çok doğrudan ilgilendiren bir konu. Gümrükteki bazı işlemlerin uzadığı, aksadığı yolunda bazı şikayetler vardı. Ne diyeceksiniz?

Orhan Gümrükçüoğlu: Şimdi gümrükteki iş ve işlemlerin uzaması söz konusu olamaz. Sadece işte belirttiğiniz 14 tür olan immünglobülin yani kan ürünlerinin sıkıntısı yaşanmış nisbi, mevzii olarak. Şöyle ki; sadece Hıfsı Sıhha Refik Saydam enstitümüzdeki tahlillerin süresince gümrükte bekleme söz konusudur ve geçen hafta itibarıyla gümrükteki beklemekte olan ürünlere ait Hıfsı Sıhha tahlilleriyle sonuçlanmıştır. Bugüne kadar 900 immünglobülin piyasaya verilmiştir. 17 Mayıs itibarıyla 1.700 immünglobülin daha piyasaya verilecektir ve 5.000 immünglobülin daha önümüzdeki günlerde Türkiye’ye girişi tamamlanmış olacaktır. Sayın Mehmet Domaç’ın ifade ettikleri doğrudur. Yani Çin’de donerlerde oluşan kontaminasyon itibariyle FTA’in oradaki üretimi durdurmasından kaynaklanan az üretim veya üretimin kısıtlanmasına bağlı dünyanın talebinin de aynı seviyelerde sürmesine bağlı olarak piyasaya arz edilen immünglobülin miktarı azalmıştır. Doğal olarakta bu fiyatları tetiklemiştir ve Avrupa’da belirtildiği gibi fiyatlar belki 2-2.5 misline ulaşmıştır. Bizim bu açıdan hiçbir problemimiz söz konusu değildir. Bizim ilaçla ilgili ve kan ürünleriyle ilgili fiyat kararnanemiz zaten uygulamadadır. Kararrname gereğince referans aldığımız 5 ülkede 5 Avrupa ülkesinde en ucuz ürün satan 5 ülkede fiyatlar nerede ve hangi seviyede ise bunun derhal düzeltilmesine sağlık bakanlığımız tarafından gidilmiştir ve geçtiğimiz günlerde öngörüyle birlikte daha önceden tedbir almak amacı ile maliye bakanlığımız, hazine müsteşarlığımız ve devlet planlama teşkilatı müsteşarlığımız ve sosyal güvenlik bakanlığımız mensuplarıyla sağlık bakanlığımızda yaptığımız toplantı sonucunda referans fiyatlar denilen fiyatların yani Avrupa’da oluşan fiyatların üç ayda bir ithal edilen firmalarca bize beyan edilmesi ve bizim de bu fiyatları kontrolümüz sonrasında istenilen seviyede fiyatlar sağlanacaktır. Hiçbir zaman halkımız bu ürünlerden mahrum bırakılmayacaktır. Şöyle ki; geçen yıl itibariyle bizim sözü edilen kan ürünlerine ödediğimiz toplam para 26 trilyondur.

Oğuz Haksever: Anladım.

Orhan Gümrükçüoğlu: Halbuki Türkiye ilaç gideri geçen yıl

Oğuz Haksever: Orhan bey pardon, akıllarda bir soru var özür dilerim. Hemen orada araya gireyim onu aydınlatalım çünkü. Yani dışarıda bu ilaçların fiyatları arttığı zaman içerideki bunları ithal edenler gelip size talepte bulunurlarsa bunun fiyatını yükseltebiliyorsunuz, ayarlayabiliyorsunuz öyle değil mi?

Orhan Gümrükçüoğlu: Tabiki, çok tabi olarak bu olabilmektedir.

Oğuz Haksever: Peki burada ne oldu. Yani burada gelip size talepte mi bulunmadılar?

Orhan Gümrükçüoğlu: İlave karar şudur; referans fiyatlar her zaman değişmemektedir. Referans fiyatlar takip edilmektedir. Burada bizim kamu kurumları olarak toplanarak aldığımız yeni bir karar böyle dalgalanmalı ürün fiyatı kan ürünlerinde söz konusu olduğu için üç ayda bir yeniden beyan vermeleri, referans fiyatlara dair talepte bulunmaları hakkı geçtiğimiz günler itibariyle sağlanmıştır. Bu bakımdan da firmaların pratikte bir sıkıntı yaşamaları tamamen ortadan kaldırılmıştır durumdadır. Şunu ifade etmek istiyordum az önceki cümlemde; 26 trilyon gibi bütün yıl boyunca kamunun geri ödeme kurumlarına sağladığı bu masraf 8.9 katrilyon gibi bir ilaç gideri için de dikkate alınmayacak olan bir miktardır. Yani sağlık bakanlığı olarak ve maliye bakanlığımız olarak diğer çalışma sosyal güvenlik bakanlığımız, hazine müsteşarlığımız, devlet planlama teşkilatı müsteşarlığımız olarak halkın bu ürünlerden mahrum kalmaması mutlaka temin edilmektedir ve edilecektir.

Oğuz Haksever: Anladım. Orhan bey bir başka konu, hem Türk Eczacıları Birliği Başkanı dile getirdi hem de sektörde bu konuşuluyor. Bu bağışıklık sistemi kan ürünlerinin Türkiye’de de üretilmesi konusunda bir beklenti var. Bakanlığın bu konuda bir çalışması, girişimi olacak mı?

Orhan Gümrükçüoğlu: Bakanlık bu konuda yoğun çalışmalarını sürdürmektedir. Sayın Mehmet Domaç’ın Türk Eczacılar Birliği Başkanının ifade ettiği doğrudur. Kızılayla, gerekse özel sektörle, gerekse yabancı sektörle, gerek kamu özel ortaklığı şeklinde, gerek kamu olarak veya yabancı teşebbüs olarak hemopoetik ürünler dediğimiz kan ürünlerinin Türkiye’de üretilmesi için bütün çalışmalar yoğun bir biçimde sürdürülmektedir ama bu çok yönlü bir işlemdir. Dünyada bunu üreten aşağı yukarı 6-7 firma var, 6-7 ülkede 6-7 firma var. Yani sadece Türkiye’de üretilenlerin sadece Türkiye’deki kullanımıyla birlikte sürdürülebilirliği sağlamak mümkün görünmemektedir. Onun için çok yönüyle yani üretilen ürünün Türkiye ve başka ülkelere de pazarlanabilmesi yoluyla bu işin sürdürülebilirliğini temin mümkündür ve bunun tüm teknik ve bilimsel çalışmaları yoğun bir biçimde sürdürülmektedir.

Oğuz Haksever: Anladım. Orhan bey çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

Orhan Gümrükçüoğlu: Rica ederim.

Oğuz Haksever: Hemen Mehmet bey’den son sözlerini alalım. Mehmet bey 1.5 dakika kadar zamanımız var. Soru sormayayım, aklınızda kalan aktarılmasını düşündüğünüz konu varsa buyrun.

Mehmet Domaç: Şunu belirteyim sayın Haksever. Leyla hanım 2002 yılında ilaç fiyatlarında yüzde 10’luk bir düşüş meydana gelince eczacılar eczaneleri kapadılar dedi. Bu doğru değil. Buradaki düşüş eczacıların kar’lılıklarından yapılan bir düşüştü. Eczacılar o şekilde yaşamlarını sürdüremeyecekleri için bir eylemliliği gerçekleştirdiler. Eczacılar şimdiye kadar ucuz ilacı savundular, jenerik ilacı savundular. Bu ülke insanının ilaca daha kolay ulaşması için ilaç fiyatlarının düşük olmasını savundular. Dolayısıyla hiçbir zaman eczacılar ilaç fiyatlarının düşürülmesine karşı çıkmadılar ama kendi haklarını da hiçbir zaman bir başkasına verme koşulları olamaz. Dolayısıyla böyle davrandılar eczacılar.

Oğuz Haksever: Mehmet bey bu sözü edilen ilaçlarla ilgili bitti aslında süremiz ama hemen durum nedir piyasada? Bulunabiliyor mu artık?

Mehmet Domaç: Efendim sayın müsteşar yardımcımızın açıklamasına göre bir kaç gün içerisinde 5 bin adet civarında ilacın piyasaya verileceği söyleniyor ama bu yeterli değil. Biz geçtiğimiz yıl içerisinde 101 bin adet bu ilaçlardan tüketmişiz. Ortalama 8 bin adet ayda tüketiyoruz. Demek ki bu yeterli değil. Biran önce sayın müsteşar yardımcımızın söylediği gibi sorunun çözülmesi gerekiyor.

Oğuz Haksever: Sağolun.

Mehmet Domaç: Çok teşekkür ediyoruz.

Oğuz Haksever: Biz teşekkür ederiz efendim. Çok çok teşekkür ederiz her iki konuğumuza da, sağolun. Başta bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılmak üzere 14 çeşit ilacın hatta bazıları hayati olabilir deniyor. 14 çeşit ilacın yokluğunun sebeplerini Yakın Plan’a aldık efendim. Yeni bir programda görüşmek üzere, hoşçakalın.

http://www.ntvmsnbc.com/news/371413.asp

Son Mesajlar

Bir Yorum Yaz

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.

duyuru