Hastalar Tüketici DEĞİLDİR!

Ev / Duyuru & Haberler / Hastalar Tüketici DEĞİLDİR!

Hastalar Tüketici DEĞİLDİR!

HASTALAR TÜKETİCİ DEĞİLDİR

28.11.2013 tarih ve 28835 sayılı Resmi Gazetede yayımlan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un kapsamında eser ve vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan davaların tüketici mahkemelerinde görülmesi öngörülmektedir. Ülkemizde, gerek hukuk doktrininde gerekse yargı uygulamasında hekim-hasta ilişkisinin vekâlet sözleşmesi ve bazı durumlarda eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi yönünde fikir birliği vardır. Bu durumda adı geçen Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, hekim-hasta ilişkisinden kaynaklanan yasal sorumluluklarda, hastaların tüketici mahkemelerine başvurması başka bir değiş ile hastaların hekim ile aralarındaki hukuki ilişkinin gereği olarak tüketici olarak haklardan yararlanması süreci başlamıştır. Bu yönde yargı kararları da verilmektedir.

Hekimlerin yürüttüğü faaliyetlerin öncelikli amacının, birey ve toplum sağlığının korunması ve bu faaliyetlerin doğrudan yaşam hakkı, sağlık hakkı ve beden bütünlüğü hakkı ile ilgili olduğunu göz önünde bulundurarak; Derneğimiz HASTA VE HASTA YAKINI HAKLARI DERNEĞİ’nin (HAYAD) konu ile ilgili görüşü aşağıdaki gibidir:

  1. Hastanın tüketici olarak tanımlanması, hekimlerin adı geçen Kanunu’nda tanımlanmış olan sağlayıcı, satıcı, ithalatçı gibi sıfatları ile tanımlanmasını gerektirmektedir. Bu durum hasta ile hekim arasında bir ticari ilişkinin varlığını kabul etmek anlamına gelir. Sağlık hizmetinin, bir ticari faaliyet olarak tanımlanması, bu kapsamda değerlendirilmesi, sağlık hizmetlerinden kaynaklanan yargılamaların ticari faaliyetlerden kaynaklı yargılamalar olarak yürütülmesi hekim ile hasta arasındaki ilişkiye ve tarafların haklarına zarar verecektir.
  1. Doğrudan yaşam hakkı, sağlık hakkı ve beden bütünlüğü hakkı ile ilgili olan hizmet ve faaliyetlerin ve bunlardan kaynaklanan sorumlulukların, ticari ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi kabul edilemez.

Hekim-hasta arasındaki ilişki ve bu ilişkinin taraflara yüklediği sorumluluklar bağlamında, hekimin sağlayıcı, satıcı, ithalatçı gibi sıfatlar ile hastanın müşteri, tüketici sıfatlar ile tanımlanması, sağlık hizmetinin amacına ve önceliklerine aykırıdır. Bu yaklaşım, karşılıklı güvene, mesleki etik ilkelere ve deontolojik kurallara saygıya dayalı bir ilişkinin, ticari ilişkilerden kaynaklanan sorumluluklar ile daraltılmasına ve temelini insan haklarından alan hakların daha sınırlı bir çerçevede değerlendirilmesine neden olacaktır.

2.a.      Satıcı-tüketici ilişkisinde, güven ilişkisi, hekim-hasta ilişkisinde olduğu derecede güvene dayalı değildir. Satıcı konumundaki kişi, ürününü satmayı ve kar sağlamayı amaçlar; tüketiciyi kendisi için en doğru olabilecek seçimi yapmaya yönlendirme yaklaşımında değildir. Doğru tercihi yapabilmek, ağırlıklı olarak tüketicidedir.

Hekim-hasta ilişkisinde, , hastanın tıbbi bilgi ve becerisi çoğu zaman daha azdır. Bu nedenle hastalar, hekimlere güvenir ve hastalarının faydasına olacak şekilde hareket edeceklerine inanırlar. Bu durumda hastanın tüketici olarak tanımlanması, satıcı-tüketici arasındaki güven ilişkisinin hekim-hasta ilişkisindeki güven kapsamında değerlendirilmesine neden olacaktır.

2.b.      Hastaya tüketici yaklaşımının gösterilmesi, hastanın her şeyi talep etme hakkına sahip birey olarak nitelenmesi anlamına gelecektir. Sağlık hizmetinde sadece hastanın talebi, tıbbi girişimlerin haklı çıkartılmasına yetmez. Tıbbi girişimlerin, tıbben gerekli ve fayda sağlayacağına karar verilmiş olmalıdır.

2.c.      Sağlık hizmetlerinin bazı özelikleri, onu sunan kişiden bağımsız olamamasını gerektirir. Bu süreçte hekim-hasta etkileşimi önemlidir. Hizmetin teknik bilgi ve beceri isteyen boyutu başarıyla gerçekleştirilse bile, tıbbın amacına ulaşılması ve şifa sağlanması mümkün olmayabilir. Hastanın tüketiciye indirgenmesi, bu gibi durumlarda hastanın tedavisi ve bakımının önemli bir unsurunu oluşturan insani ilişki boyutunun göz ardı edilmesi anlamına gelecektir.

Sağlık hizmetlerinin doğrudan insan yaşamı ve sağlığı ile ilgili olması nedeni ile hizmet veren gerçek ve tüzel kişilerden beklenen özen, ticari ilişkilerde beklenen özen ile karşılaştırılmayacak derecede yüksektir. Hastanın herhangi bir tıbbi uygulamadan göreceği zarar, müşterilere ya da tüketicilere tanınan haklar ile karşılanmayacak derecelerde olabilir. Bu kapsamda sağlık hizmeti sunan tüzel ve gerçek kişilerin ile hizmet sundukları bireyler/hastalar ile ilişkilerinde doğan sorumluluklar, ticari işletmelerin veya tacirlerin hizmet sundukları bireyler veya topluluklar (müşteri tüketici) ile kurudukları ilişkilerinden kaynaklanan sorumluluklardan farklıdır.

3.  Ülkemiz mevzuatında sağlık kurumlarının ve hekimlerin hastalara tüketici gibi          yaklaşmalarını engelleyen bazı düzenlemeler bulunmaktadır:

Bu düzenlemeler; Hastanın sağlığının ve yaşamının korunması için her türlü tedbirin alınması,  acil hallerde hastaların yaşamının korunması, acil hallerde hastalara tıbbi girişimlerde bulunulması zorunluluklarını öngörmüş ve pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinde sınırlamalar getirmiştir. Hastayı tüketici olarak değerlendiren adı geçen Kanun’un uygulanması ile hem bu gibi düzenlemelere aykırı hareket edilmesine hem de bu gibi düzenlemelerin ikincil önemde kalmasına neden olunacaktır.

 Sağlık hizmetlerinden yararlanan, yararlanma ihtiyacı bulunan ve yararlanmış kişiler, sağlık hizmetlerinden kaynaklanan sorumluluk ile ilgili yargı, disiplin ve idari süreçlerde HASTA olarak tanımlanmalı, hastalara tanınan haklardan yararlandırılmalıdır.

HAYAD Yönetim Kurulu

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.

IMG_7920