şikayet dilekçesi

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI’NA

ANKARA

Saygıdeğer Bakanım Prof.Dr. Recep AKDAĞ ve Sayın Yetkililer;
Ortalama insan ömrünün 65-70 yıl olduğu ülkemizde Allah’ın bize bahşettiği bu yaşamı hakettiğimiz şekilde insanca, sağlıklı ve huzurlu geçirebilmek hepimizin ortak gayesidir. Bu nedenledir ki vatandaş olarak Devletimize her açıdan güvenir, sosyal sınıf ya da statü ayrımı olmaksızın her konuda haklarımızın korunacağına inanırız. Haksızlığa uğradığımız zaman da gerekli yetki ve sorumluluğa sahip erdemli devlet büyüklerimizin ve başvurduğumuz mercilerin uğradığımız mağduriyete ve maruz kaldığımız haksızlığa karşı tarafsızca yanımızda olacağını biliriz.

Bakanlığımızın  sağlık alanında yaptığı yenilikleri sevinçle karşılıyor ve insan hayatına verilen önemin üzerinde hassasiyetle durulmasını takdirle karşılıyoruz.

Sizlere bir hasta yakını ve bir doktor mağduru olarak yaşadıklarımızı anlatmayı başta bizden sonraki hasta yakınlarının da aynı sıkıntıları yaşamaması adına sorumluluk ve borç bilirim, Konunun diğer yönü ise hassasiyetle üzerinde durduğunuz sağlık hizmetinin alanında adı büyükler arasında geçen bir Devlet Hastanesinde nasıl verildiğinin ve Tıp Fakültesinin biteren her insanın gerçekten Doktor olmayı hak edip etmediğinin sorgulanmasıdır.

Bu mesleğe gönül vermiş büyüklerimiz olarak sizler de bilirsiniz ki Hipokrat yemini şöye der;

Hayatımı tüm insanların iyiliğine adayacağıma, işimi her zaman vicdan çerçevesinde uygulayacağıma, hastalarıma saygı göstereceğime ve bana gösterdikleri güvene layık olmaya çalışacağıma namusun ve serefim üzerine and içerim.

Her mesleğin kendine ait teknik yetkinlikleri ve bilgi gereklilikleri olduğu gibi ahlaki ve vicdani sorumlulukları da vardır. Doktorluk mesleği insan hayatının emanet edildiği en kutsal görevlerden biridir ve en üst değerleri taşımayı gerektirir. İşini ve insanı sevmeyen bir kimse hangi teknik donanım ve bilgiye sahip olursa olsun bu ahlaki değerlerden yoksun ise kendisine Doktor dememelidir.

01.09.2012 tarihinde sevgili babamız ……….. felç geçirmesi nedeni ile …………….Hastanesine kaldırdık. Durumu gereği acil olarak ara yoğun bakım ünitesine alındı. Kendisi daha önce de geçirdiği birtakım rahatsızlıklar nedeni ile tam olarak konuşamamakta, fiziksel birtakım ihtiyaçlarını tek başına görememektedir. Bu nedenle annemiz kendisine refakat etmektedir.

Babamın durumunun anlaşılması için götürüldüğü 1. Nöroloji servisinde o anda görevli olan Doktor! ………. hastamızla ilgilenmek bir kenara sergilediği gayri profesyonel tavır ile hastamızın ve bizlerin içinde bulunduğu durumu yok sayarak yakışıksız diye nitelendirilebilecek tavırlar sergilemiştir.

Doktor Hanım o gece bizlerde oradayken aşırı sinirli ve agresif bir şekilde ara yoğun ünitesine giriş yaptı. Bizler durumun şaşkınlığı ve üzüntüsü içinde doktordan alacağımız bilgiyi bekliyorduk.

Babam konuşamayacak kadar kötü durumda olduğu için babamın yanında mecburi refakat göstermek durumunda olan annem …….doktor hanıma yardımcı olmak için hastalığı hakkında bilgi vermeye çalıştı. Fakat doktor hanım sinirli hal ve haraketlerine devam ettiği için ben de yanlarına giderek durumu anlamaya ve derdimizi anlatmaya çalıştım. Bu sefer de bizleri dinlemediği gibi “ Hepiniz defolun burdan. Eğer çıkmazsanız hastanıza da bakmayacağım defolun gidin” şeklinde hasta olan babamın yanında bizleri saygısızca odadan çıkardı. Hastanede nasıl davranılması gerektiğini, doktorun işini yapması için nasıl müsade edilip bilgi verilmesi gerektiğini bilmeyen insanlar olsak maruz kaldığımız durumu belki hak ettik diyebilirdim.. Ama şükür ki cehaletle ödüllendirilmeyen bir bilince sahibiz…

Aklıma hasta hakları geldi; Sağlık hizmetlerinde görev alan bütün personel; hastalara, yakınlarına ve ziyaretçilere güleryüzlü, nazik ve şefkatli ve şekilde davranmak zorundadır. Ben bile bunu biliyorken bir doktorun bilmemesi ya da bilip de uygulamaması ne kadar ironik ve acı değil mi? Hadi bizler bilinçli insanlarız. Hakkımızı arıyoruz arayacağız.Ya hiçbirşeyden haberi olmayan, eğitim alamamış, geliri olmayan ama devlete ve hizmete muhtaç vatandaşlarımız ne yapacak. Gördüğü muameleye sırf hastası için ya da kendi için sesini çıkaramayacak ve bu çark durmadan dönecek..Öyle mi????

Doktor Hanımın bu tavrına artık sözle tepkimizi gösterip yanına giderek yaptığının doğru olmadığını anlatmaya çalıştığımız anda da bizi polise şikayet edeceğini belirtti ve nitekim etti. Üstelik bir de darp raporu alarak!!!

Şunu sormak isterim; Devlet teşkilatımızın herhangi bir mercisinde çalışıyor olmak o kurumun verdiği hakları kendi çıkarları için kullanmayı haklı kılar mı? Bir polis geçersiz bir zabıtla dükkan kapattırabilir mi, bir doktor hiçbir şiddete ( şahitlerle sabittir) maruz kalmadığı halde darp raporu alabilir mi? Eğer bu raporu alabiliyorsa bu hastanede İNSAN HAYATININ GÜVENLİĞİNDEN nasıl emin olabiliriz. Ölüm raporu düzenlendiğinde doktor hatası yoktur yazıyorsa mukadderat mı demeliyiz? Şaşkınız, üzgünüz ve güvensisiz…

Kaldı ki doktor hanımın bundan sonra sergilediği tavır da düşüncelerimizde haklı olduğumuzu göstermeye yetti. Kaşla göz arasında alınan darp raporundan sonra o anda görevli güvenlik ekibi arkadaşları da kendisi adına lehte şahitlik yapmadıkları takdirde işlerinden olmakla tehdit etti. Bu tehdite kulak asmayan vicdan sahibi bayan güvenlik yetkilisi “ben geldiğimde hasta yakınlarına bağırıp küfür ediyordunuz. Şimdi benden nasıl şahitlik etmemi istiyorsunuz dedi”Aldığı cevap işini kaybedebileceği kaygısını taşımaya yetti. Anneme gelip eğer işten atılırsa kendisi adına şahitlik yapıp yapmayacağını sordu ve telefonumuzu aldı. Güvenlik memurlarının verdiği bilgiye göre bu doktor hanımın ilk vukuatı ve ilk üzdükleri biz değilmişiz.Tabiki şahitlik ederiz. Hak yerini bulana kadar.  Yeter ki sizler bu gidişe bir dur deyin …

Doktor hanımın bizi şikayeti! üzerine  hastaneye gelen polis ekibi ile birlikte, yoğun bakımdaki hastamızı ve annemizi yaklaşık 2 saat yanlız bırakarak karakola gittik. Hiç suçumuz olmadığı ve bununla birlikte bizim şikayetçi olmamız gerektiği halde ailecek ifadelerimiz alındı. Düşünün yaşamak zorunda bırakıldığımız durumu. Bir yanda yoğun bakımdaki hastamızın tedavisini düşünürken , bir yanda yanında tek başına kalan annemizin bir şeye ihtiyacı olup olmadığını merak ediyorduk. Bir yandan da içinde bulunduğumuz tuhaf durumu anlamaya ve insanlara anlatmaya çalışıyorduk. İfadesi alınmayan sadece annem kalmıştı. Bunun için de biz hastaneye döndükten sonra 2 polis geldi. Babamın yanında bulunan annemin ifadesini almak için nöroloji servisine çıktıklarında kendileri de doktor hanımın bu tavırlardan nasiplerini aldılar.Üstelik bu sefer doktor hanımın kendisi gibi doktor olan babası! da aynı şekilde polislere de hakaret yağdırdı. Bir an aile şirketi bir hastahanede mi yoksa devlet idaresinde büyük bir hastanede mi olduğumuz şüphesine düştüm. Herşey öyle kişisel organize edilmiş ki. Hastamız yoğun bakımdaymış, bizler perişan olmuşuz kimsenin umrunda değil. Babamın tedavi edilmesi herkezin bununla ilgilenmesi gerekirken bizler kişisel tavırların ve haksızlıkların ortasında kalakaldık. Ve doktor hanım dediği gibi babamı tedavi etmedi..Verdiği sözü bu kez tuttu…

Bununla da bitmedi eğer nasıl olur bunca şey diyorsanız devamını anlatayım..Babam şu anda nerede mi ? Evde..Neden mi? Erkenden taburcu ! edildiği için.  Nasıl mı?

……… Hanımın babamın tedavisini yapmamasından sonra sağduyulu servis yetkilileri yatış işlemimizi yaptı ve tedavi süreci başladı. Tam tedavi ve ilgii demek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Üstünkörü dersiniz ya belki de tabiri budur…Renkli dobbler çekilmek üzere bizi özel hastaneye sevk ettiler. Ayın 4 ünde Üsküdarda özel bir hastaneden gün ve sıra aldık çektirdik. Aynı gün …….hastanesine geri döndük. Şöyle bir göz atıldı, biz hastamız yatacak sanırken( ki serumla beslenebilen,  ayağa kalkamadığı için yerinde tuvalet ihtiyacını gideren ve baktığınız zaman taburcu statüsüne henüz gelememiş bir hastadan söz ediyoruz) hastanız iyileşti, ayrıca yatıracak yer yok evinize götürebilirsiniz denilerek apar topar! Taburcu edildik. O kadar hazin bir çıkış ki beslendiği serumun kelebeği bile kolundan çıkarılmadı, bulunduğumuz odadaki eşyalarımız yerlerinde kaldı. Geldiğimiz ambulansla eve gönderildik…

Saygıdeğer Bakanım Prof.Dr. Recep AKDAĞ ve Sayın Yetkililer;

Burada sizlere aktarılan trajik bir öykü ama bir memleket gerçeğidir aynı zamanda. Babamın penceresinden baktığınızda da  o akşam yaşadıklarını size kendi penceresinden anlatacak olsa eminim hiçbir vicdan hissettiği duyguları görmezden gelemez…Biz yakınları olarak bunları yaşadık. Kaldi ki hasta olan o..Hala da hasta…

Biz ……… ailesi olarak konuyu öncelikle birinci merci olarak sizlere taşımayı görev biliyoruz. Olayın şahitleri ve yaşadıklarımız açıkça burada yer almaktadır.

Mücadelemizi sizlerden de alacağımız bilgi ve destekle gerekli karar organlarıyla yürütmeye kararlıyız. O akşam görevli Doktor …….. hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz…Soruşturma açılmasını talep ediyoruz…
Biliyoruz ki bu süreçte yaşadıklarımızı hiçbirşey unutturmayacak..Lakin adaletin yerini bulması aynı mağduriyeti başka ailelerin yaşamasına engel olacak..İşte bizim vicdanımızı rahatlatan sadece bu…

Saygılarımla arz ederim

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.

yardim544429_10150693410631889_659241888_9318882_1672244245_n