SAĞLIK, TIBBİ CİHAZLAR ve ÖZEL SEKTÖR

Bu devlet, anayasada da belirtildiği gibi vatandaşlarının iyi eğitim ve iyi sağlık hizmeti almasından birinci derecede sorumludur. Sağlık ve eğitimde özel sektörün var olması devletin verdiği iyi hizmetin daha da iyisine sahip olmak isteyen insanların özgür seçimleriyle hayat bulabilir. Oysa devletin sağlıkta ve eğitimde toplumsal gereksinimleri karşılayamadığı yerde, özel kişi ve kuruluşlar kâr amaçlı olarak bu boşluktan yararlanmakta; ülke insanları, sosyal güvenceleri olsa dahi ceplerinden para harcamak zorunda kalmaktadırlar. Türkiye’de sağlık sisteminin kendisi hastalanmıştır. Orasını burasını düzeltmenin bir yararı yok; bu yaşlı adamı öldürüp pırıl pırıl, sağlıklı yeni bir sağlık sistemini doğurmamız gerekiyor. Biz ülke olarak buna gebeyiz aslında. Bunun olabilmesi için toplumsal bir talep ve bilinçlenme olabilmeli. Talep edebilmeliyiz, eleştirmeliyiz, zorlamalıyız; yoksa bozuk sağlık sistemin içinde olanlar, sistemden beslendikleri için bu dönüşümü sağlayamayacaklar.

Şu an bana, babama, arkadaşıma, komşuma bu devletin lâyık gördüğü sağlık hizmetini ben yadırgıyorum. Koskoca Türkiye Cumhuriyetinin insanlarına sunabileceği sağlık servisi bu olmamalı. Ben garipsiyorum. Çok uzun yıllardan beri böyle olsa da bana normal gelmiyor; ne kendime ne de çağdaş Avrupa standartlarını kazanmayı hedef almış ülkeme bu durumu yakıştıramıyorum. Bir örnek size: Babamın varis şikayetleri artıp ayakları morarınca bir başka şehrin SSK’sına film için sevk etmişler. Babamı arabayla Eskişehir’e götürdüm. Sabah 8.30 da oradaydık. Bir dolu saçmalık ve kuyruklardan sonra film çekilebilir onayını aldığımız saati söyleyeyim size: 15.00!..

Ben eziyet bitti sandım, yarısındaymışız meğer; tiyatro yeni başlıyordu. Bir görevliye hangi katta filmi çektireceğimizi sordum, yanıt bu film hastanede çekilmiyor, dedi. O alet hastanemizde yok, dedi. Şehrin doktorlar caddesi olarak bilinen yerinde bir adres tarif ettiler. Bir apartman dairesi… Iki azimli doktor orayı tutmuşlar, vergi levhalarını asmışlar, çalışıyorlar. Koskoca devletin, koskoca SSK’nın çekemediği filmi çekiyorlar. Biz orayı bulduk ama filmi çekemeyiz dediler. Çünkü Eskişehir ve çevre illerinden, tüm ilçe ve köylerinden gelen SSK’lı hastaların filmleri burada çekiliyormuş. Bu saydığım bölgede onlarınki tek makineymiş. Randevu vermeden çekmiyorlarmış. Gidecektik, randevu günü yeniden o şehre gelecektik vs. vs.

Yaşadığım bu örnek önemli. “Devletin kurumunda bu cihaz neden yok?” diye sordum? Pahalıymış. Bu iki doktor Türkiye Cumhuriyeti devletinden daha zengin demek ki diye düşündüm. Ama kafam karıştı, gelen giden hasta sayısına baktım, devlet zaten iki ayda bir bu cihaz parası kadar ödeme yapıyordu bu cihaza. Anlayamadım. Bu neye benziyor: yemek servisi yapmak için lokanta açıyorsunuz ama yemekleri bir başka lokantada pişirtiyorsunuz. Hatta orada yediriyorsunuz. Sen o hizmeti vermediğin sürece ben sana nasıl lokantacı diyeceğim. Ben sana nasıl aşçı diyeceğim. Sen sağlık hizmetini başkasına verdirirsen, ben sana nasıl sağlık hizmeti veriyor diyeceğim.

Sağlık özel sektöre bırakılmayacak kadar ciddi bir konu. Örneğin MRI cihazı Türkiye’de bakanlığa bağlı kuruluşlarda toplam 15-17 adet var. SSK’da 2-3 tane. Özel sektörde 100’ün üzerinde. Bu rakamlarda bir gariplik var. Tomografi ve diğer tanı ve tedavi cihazlarında da rakamlar böyle çarpık. Devletin elinde olması gereken cihazlar ya yoktur, ya da bozuktur dışarıya sevk ederler. Bu noktada insan ister istemez şöyle düşünüyor: Dışarıda devletten gelecek hastanın yolunu gözleyen oldukça, devletin kurumunda var olan cihazı hastanede birileri mutlaka bozacaktır. O hastaneden birileri mutlaka dışarıyla ortak çalışacaktır. O yüzden özel sektöre sevk olayını kesinlikle ortadan kaldırmak gerekiyor. Hastanelerde kullanmaya uygun bütün cihazlar her ilde nüfus yoğunluğuna göre devletin kurumlarında çalışmaya hazır bir şekilde bulundurulmalıdır. Bakın bütün cihazlar diyorum, eksiksiz her ilde, her cihazdan devlet kurumlarına ait en az birer adet. Bunun teknik ekibi de yetkin ve etkin olarak çalışmalıdır. Pahalı, bozuluyor, verimli olmuyor gibi gerekçeler sağlık alanında söz konusu olamaz. Bu cihazların etkin ve verimli kullanımı iyi yöneticilerin denetiminde olacaktır. Devletin sağlık kurumları iyi yönetilmiyorsa, kötü yönetenlerin yetkileri ellerinden alınarak devlet hizmetinden uzaklaştırılmalıdır. Tayin yoluyla bir başka sağlık kurumuna zarar vermelerine engel olunmalıdır. Bilimsel yönetim ve denetim politikaları yaşama geçirildiğinde devletin trilyonlara varan parasının dışarıya kaçmasına engel olunabilir. “Toplam Kalite Yönetimi” olarak özetleyeceğimiz bilimsel bir yönetim anlayışını ve bunu uygulayacak yöneticileri kurumların başına getirmek gerekiyor. Devlet tarafından insanların sağlığına harcanması gereken paraların özel kuruluşlara akıtılması sağlık sorunlarının ana nedenlerinden biridir ve etikdışıdır. Tüm ülkeyi kapsayan iyi bir planlama ve iyi bir yönetimle bu iş başarılabilir.

Trilyonların, büyük rantların döndüğü sağlık alanında iyi niyet ülkeye bir şey kazandıramaz. Tıbbi cihazlar alanında devletin göstereceği iyi niyet, günümüzde bu cihazları ellerinde bulunduran kişi ve kuruluşlardan (satmak isteyen olursa) devletin bu cihazları satın alması olabilir. Bu da devletin uzman kadrolarının değer tespitiyle ve uygun bir ödeme takvimiyle gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Devletin kurumlarında sağlık hizmeti tek elden, bir bütün olarak ve standart bir kalite ile verilmelidir. Ameliyat malzemelerini ve medikal ürünleri devlet ya direkt olarak satın almalı yurt dışından ya da bu malzemeleri satacak firmaların devlet denetiminde, sayıları az, çok güçlü firmalar olmaları sağlanmalıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği, bütçeden %12 sağlığa ayırmaktır. Biz hadi %10 ayıralım. Bu ülkede yaşayan insanların sağlığından daha önemli ne var ki? Bu devleti kuran da, sahipleri de bizleriz aslında. Bize hizmet etmesi için kendi kurduğumuz devlette neden kendi kendimize eziyet ettirelim ki? Devlet neden daha güzel, daha çağdaş, daha sağlıklı, daha insanca yaşamanın anahtarı olamıyor, bunu sorgulamamız lazım. Daha doğrusu toplum olarak böyle bir yaşamı talep etmemiz gerekiyor.

Bülent TOP

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.