SAĞLIK İÇİN “BİR ŞEY YAPMALI!”

Geçenlerde bir televizyon kanalında ardı ardına iki haber vardı. Beni hüzne gark eden iki haber, iki bebek; ihmalden dolayı iki ölüm. İnsanın boğazına bir yumruk oturur hani ve o yumruğun acısı gözlerden damla olup sıyrılıp gelir. Neden yaşadığını bilemeden, neden öldüğünü bile bilemeden bu dünyayı ihmal sonucu terk eden iki bebek. İki sağlık cinayeti. Birisi kafasından darbe almış; kafatası çatlakmış. Bunu bile teşhis etmeden, ilgilenmeden eve göndermişler. Kusmaya başlamış o can parçası; saatlerce hastane hastane gezdirmiş anne baba. Kimse ilgilenmemiş onlarla. Anne bana dediğim de gencecik çocuklar. Belli ki yoksullar. Anne babanın kollarında Ölmüş bebek. Çatlak kafaların çok uzun yıllar kötü sağlık politikaları, kötü ve plansız tüm politikaları, kötü yönetimleri yüzünden bebeğin kafasındaki çatlak önemsiz görülmüş. O çatlak ülkemin sağlık sisteminin, sosyal güvenlik sisteminin koca bir çatlağıdır aslında.

İkincisi dokuz aylık bebek; annesi bakla püresi yedirmiş. Ağır gelmiş zehirlenmiş; hastaneye götürmüşler, uzman doktora haber verilmiş; uzman doktor gelmemiş, telefonda hemşireye talimat vermiş; bebek kötüleşmiş, daha sonra sekiz kere aramış hemşire doktoru; doktor gelmemiş. On saatten fazla sürmüş bu işkence. Hem bebeğe, hem anaya babaya yapılan bir işkence. Bebeğin gözü yaşlı annesi, doktor kadının yüzüne feryat ediyor haklı olarak. Doktor suçunu bilen pişmanlıkta kısık bir ses tonuyla konuşuyor. Gazeteci soruyor, “Neden gelmediniz?” Yanıt çok çarpıcı: “GELME GEREĞİ DUYMADIM.” Bu öyle önemli bir cümle ki sağlık sisteminin temel sorununu özetliyor. Gelme gereği duymadım; çünkü gelmeye değer insanlar değildi. Gelme gereği duymadım; çünkü zengin veya protokolden birinin çocuğu değildi. Gelme gereği duymadım; çünkü meslektaşlarımdan birinin yakını değildi; Gelme gereği duymadım; çünkü benim deontolojiden anladığım budur, bu mesleği de insanlığa hizmet için seçmedim.

O çocuğun kafasındaki çatlak neden görülmedi, o doktor neden gelme gereği duymadı? Mutlaka bunun sorumlusu insanlar, hatayı sistemde aramamızı isteyecekler. Peki bu sistem kimin işine geliyor ki değişmiyor? Katrilyonların döndüğü sağlık sisteminden beslenenleri, sağlık üzerinden halkı sömürenleri ifşa etmek gerekiyor artık. Sağlık alanında değişik kesimler toplumu sömürdükleri için kimse kimseye ses çıkarmıyor. Sosyal güvencesi olduğu halde tedavi için özel muayenehaneye gitmek zorunda olmaktan, bıçak parasından, gereksiz alınan ameliyat malzemelerine; hayali yazılan reçetelerden, devlete ödetilen şişirilmiş tanı ve tedavi faturalarına kadar sağlık bir azınlığın zengin olma kapısı olarak “birilerine” hizmet vermiş bu güne kadar. Rant bu kadar büyük olunca terk etmek de o kadar zor olacak. Belki mücadele gerekecek. Para ve çıkar ne din dinler ne siyaset. Farklı dünya görüşlerinde olan insanların çıkar söz konusu olduğunda aynı şarkıyı söylediğini görüyoruz. hatta açık açık yazayım solcu olan insanların bile, kendisinin de beslendiği, toplumu sömüren bozuk bir sistemi sanki karşıymış gibi bir yalancı duruşla savunmasını eskiden yadırgıyordum, şimdi normal görüyorum. Akan çeşmeleri kolay bırakmayacaklar bu belli; ancak bu toplum sağlığı bir sömürü aracı olmaktan çıkaracak güce sahiptir buna inanıyorum.

O ailelerin suçu yoksul olmaları, torpillerinin, tanıdıklarının olmaması, ayrımcılığın kurumsallaşmış olduğu bir ülkede yaşamalarıdır. O bebeklerin suçu da böyle ailelerin çocuğu olarak doğmalarıdır. Benim suçum, toplumun suçu tüm bunları bilerek, görerek sessiz kalmaktır.

Ben bu suça ortak olmak istemediğim için, kirlendiğimi hissettiğim için yazıyorum. Sağlık çok özel bir konu. İnsan haklarının en birincil maddeleri sağlıkla, yaşamla ilintilidir. Sağlık ve tedavi hakkı olmadan, dolayısıyla hasta hakları olmadan mutlu yaşamanın, güzel bir toplumu kurabilmenin olanağı yok. Sağlık alanında ihmalden dolayı ölmek, bir yaşında bir çocuğa da, seksen yaşında bir yaşlıya da her an çıkabilecek bir piyango. kendisini, ailesini güvencesiz, çaresiz, kimsesiz hisseden insanların birileri sözcüsü olmalı. Kaybedenlerin, ezilenlerin, yok sayılanların, yoksulların insanca bir sağlık hizmeti alabileceği güzel günler için “Bir şey yapmalı!”

Tedavi ettiremediği için çocuğunun yaşlı gözlerine bakamayan bir babanın acısı acımdır; yüzüne bakılmayan, sancıları sağaltılmadan baştan savılan yaşlı insanın hastaneden eve dönerken ki utancı utancımdır; ödediği primler ve vergilerle sağlık hizmeti almaya hak kazanmış insanın, hastalandığında sağlık harcaması yapması sonucu yaşadığı kızgınlığı kızgınlığımdır; gereksiz yere ameliyat olmuş hastanın yarası yaramdır; insanlığa hizmet duygusu ile çalışan, sağlığı bir sömürü aracı görmeyen hekimin gururu gururumdur; ülkenin her yerini evi gibi, her insanını insanı gibi görüp özveriyle hizmet veren tüm sağlık çalışanlarının alın teri terimdir; bu ülkenin insanlarının bana yarattığı olanaklarla okumuş bir insan olarak onların yaşanan haksızlıklar karşısında sessiz kalırsam, bu da benim suçumdur.

Toplum soyut düşünme yeteneğinden çok uzak maalesef. Soyut düşüncelerin, kavramların toplumda yer edinebilmesi ancak somut ve çarpıcı örneklerle olabilir diye düşünüyorum. Yukarıdaki iki somut örneği bu yüzden verdim. Bu da benim başıma gelebilir, ben de bunu yaşayacağım, her an bana da lazım olabilir, korkusunu ve insani sorumluluğunu yaratabilmek gerekiyor. Sokakta pratik kabak soyacağı satanın başına üşüşen meraklı insanlar gibi, hasta hakları o kabak soyacağı olabilmeli; o derece somutlaşabilmeli.

Gelişme çağında süt içemeyen, et yiyemeyen çocuklardan, her sene basit bir bardak tuzlu-şekerli sudan mahrum bırakılarak ishalden ölen onbinlerce bebekten başlıyor hasta hakları ihlalleri. Ameliyata giden insana, mezbahaya kesime hayvan götürüyormuş gibi davranan hastabakıcıdan, bıçak parası vermek için tarlasını satan köylüye kadar uzanıyor. Hak ettiği muameleyi göremeyen insanlar bunun hesabını sorabilmeli. Hak etmediği muameleyi gören insanlar da bunun hesabını sorabilmelidir.

Sağlık çalışanları açısından(Sağlık Bakanlığı çalışanları da dahil), çağdaş ve insana yakışır bir şekilde sağlık hizmeti verme bilinci oluşturulmalı öncelikle. Bununla birlikte toplumda sağlık hizmeti alma bilinci de oluşturulmalı. Toplumsal işbölümü bilinci ile birlikte, halkımıza doktorları zengin etmek gibi bir görevlerinin olmadığı da öğretilmelidir. Neden doktorlar önemli, neden onları yazıyorum; çünkü sözünü ettiğim sağlıkta sömürü yollarının onaylayıcıları durumundalar. Ameliyat malzemesinden, tedavi cihazlarının alımına, ilaçtan, devlete kesilen fahiş ya da gereksiz tedavi faturalarına kadar zincirin en önemli son halkalarıdırlar.

Basit nedenlerle, basit ihmallerle, ilgisizlik yüzünden bundan sonra bebeklerin ölmemesi için, daha sağlıklı bir toplum için BİR ŞEY YAPMALI….

Bülent TOP bulenttop1@hotmail.com

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.