Kararan hayatlar Akşam

Ev / Gazete Haberleri / Kararan hayatlar Akşam

Kararan hayatlar Akşam

Tarafından
Içinde Gazete Haberleri

Onlar, şifa bulmak için gittikleri hastanelerden, yanlış müdahaleler sonucunda kalıcı hasarlarla çıktı. Ayşen, Ferhat, Ceren, Emrah ve daha niceleri, ihmal ve dikkatsizlik yüzünden hayat defterlerinde simsiyah bir sayfa açmak zorunda kaldı
Kimi basit bir soğuk algınlığı, kimi apandisit, kimi de doğuştan gelen rahatsızlıktan kurtulmak için hastanelere koştu. Ancak yapılan doktor hataları sonucunda hiç ummadıkları bir yaşama ‘merhaba’ dediler. Hukuk savaşı başlatan tedavi mağdurları, bir yandan da psikolojik zorluklarla mücadele etmeye çalıştı. Avrupa’da ihmalden yargılanan doktor ve hastaneler milyon dolarlık tazminatlar öderken, Türkiye’deki mağdurlar komik paralarla yetinmek zorunda kaldı…
1-Ayşen adliyede büyüdü
Küçük Ayşen, soğuk algınlığı yüzünden 8 yıl önce gittiği Lüleburgaz SSK Hastanesi’nde yapılan yanlış iğne sonucu, kangren olan kolunu kaybetti. Adliyelerde büyüyen Ayşen Başaran, 11 yaşına bastı. Başaran Ailesi’nin hukuk mücadelesi ise tam anlamıyla ‘yılan hikayesi’ne dönüştü. Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi ile Yargıtay arasında mekik dokuyan dava dosyası, SSK’nın temyiz etmesi nedeniyle Yargıtay’a gitti. Bozulan karar üzerine yargılama yeniden başladı. 30 Nisan 2002 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi 83’üncü duruşmada, SSK’yı Ayşen’e faiziyle birlikte 112 milyar lira tazminat ödemeye mahkum etti. Ancak Başaran ailesinin yüreğine bir nebze olsun su serpen bu karar fazla uzun sürmedi. SSK, tazminatı yüksek bularak, kararı yeniden temyiz etti. Yargıtay, kararı onarsa Ayşen faiziyle birlikte tazminatını almaya hak kazanacak. Kararın Yargıtay tarafından yeniden bozulması durumunda ise Ayşen ve ailesi için hukuk mücadelesi yeniden başlayacak.
Bitsin bu çilemiz
Kızlarının başına gelenlerin ardından dünyaları kararan Başaran ailesi, psikolojik tedaviye mahkum yaşıyor. Bir fabrikada işçi olarak çalışan baba Hüseyin Başaran, günde 3 paket sigara içiyor. Ayşen’in bilgisayar istediğini ancak alamadığını söyleyen Başaran, ‘Ona daha güzel bir yaşam vermek istiyorum ama hiçbirini gerçekleştiremiyorum. Bitsin artık bu çilemiz’ diye isyan ediyor.
Üzüntüsünü belli etmiyor
Kızının bu yıl 5’inci sınıfa gittiğini söyleyen baba Hüseyin Başaran, kızının adeta ‘Polyannacılık’ oynadığını söylüyor. Baba Başaran, ‘Üzülünce bile bize belli etmiyor. Odasına çekilip bunu kendisi yaşıyor. İnsanların içine girdiği zaman ise mutlu rolünü üstleniyor. Bizi ve çevresindekileri üzmemek için bunları yapıyor. Ruh halini en iyi çizdiği resimlerden anlayabiliyoruz. Önceden gökyüzünü siyaha boyardı. SSK’nın para cezasına çarptırılmasından sonra gökyüzünü mavi boyamaya başladı. Ama karar yine temyiz edildiği için Ayşe için gökyüzü yine karardı’ diye konuşuyor.
Ayşen’in avukat olmak istediğini de belirten baba Hüseyin Başaran ‘Böyle giderse kendi davasında avukatlık yapacak’ diyor.
Küçük kız ise en büyük hayalinin gelişmiş yeni bir protez kol olduğunu bildiriyor. Ancak Ayşen’in bu hayali hukuk mücadelesi sürdükçe gecikiyor.

——————————————————————————–

2-Ferhat KOÇ
Apandisit ameliyatı olmak için 1993 yılında SSK Okmeydanı Hastanesi’nde giden Ferhat Koç ise hastaneden bir kolunu kaybederek çıktı. Ferhat, 19 yaşındayken sol koluna yapılan yanlış müdahale sonucu kangren oldu. Nöbetçi damar cerrahinin bulunmaması nedeniyle başka bir hastaneye sevk edilen Ferhat burada 7 kez ameliyat geçirdi. Kangren olan sol kol, önce dirsek altından sonra da omuz hizasından kesildi. Yaşadığı olaydan sonra Ferhat Koç, beden ve ruh sağlığını yitirdi. Garsonlukla geçimini sağlayan Ferhat Koç, mesleğini bile yapamaz hale geldi. İş Mahkemesi’nde SSK Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davayı kazanan Ferhat’a 19 milyar 400 milyon lira tazminat ödendi. En çok istediği şeyin yeni bir protez kol olduğunu söyleyen 28 yaşındaki Ferhat, isyanını şöyle dile getiriyor: ‘Kahvehanede tek kolumla çay servisi yapmak çok zor oluyor. Yardımıma müşteriler koşuyor. Ama ne yapabilirim, ihmal beni bu hale getirdi. Altı senedir aynı protezi kullanıyorum. Artık uyum sağlamıyor. Değiştirmem lazım ama bunun için de para geriyor. İlk protez kol takmaya başladığımda kendimi çok kötü hissediyordum. Şimdi ise protezsiz yapamıyorum. O günleri hatırlamak bile istemiyorum. Askere gidecektim. Son yoklamalarımı da yaptırmıştım. Bu olay yüzünden yaşıtlarım askere giderken ben gidemedim. Bu çok ağırıma gitti. Ehliyetim vardı. O da iptal oldu. Otomobil sürmeyi çok özledim. Şimdi sadece rüyamda otomobil sürebiliyorum.’ ——————————————————————————–

3-Ceren, hiçbir zaman güneşe çıkamayacak Ceren Sözen (6) Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nde ameliyat masasının ısısını ayarlayan düzeneğin bozulduğunu fark etmeyen doktorların ihmaline kurban gitti. Ceren, 1999 yılında bel bölgesindeki rahatsızlığı nedeniyle Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü’ne götürüldü. Aile, görüştükleri beyin cerrahi uzmanı Doç. Dr. Mehmet Özek’ten ‘Ameliyat hiç önemli değil, beşinci günden sonra taburcu olur’ yanıtını aldı. Bunun üzerine küçük Ceren, +*bNörolojik Bilimler Enstitüsü’nde 3.5 saat süren ameliyat geçirdi. Ancak ameliyatın ardından Ceren, bir türlü sol ayağınının üzerine basamadı. Bunun üzerine doktorlar, çocuğun yeniden operasyon geçirmesine ve ameliyat yerinin açılmasına karar verdi. Ceren’in ikinci ameliyatı 45 dakika sürdü. İddialara göre, ameliyatın sonunda bir açıklama yapan Doç Dr. Mehmet Özek, aileye şu bilgileri verdi: ‘İlk ameliyatta kemik alınan bölgeye koyduğumuz destek amaçlı materyalin sinirlere baskı yapacağını düşünerek çıkarttım. Korkmayın kızınız yürüyecek.’ Aileye bu açıklamayı yapan Doç. Dr. Mehmet Özek koşarak ameliyathaneye girdi. Ameliyat sırasında çocuğun altına koydukları blanketi (ısıtıcı) unuttuğunu fark eden doktorlar, Ceren’in hayatının kararmasına neden oldu. Üçüncü derecede yanan Ceren’in tedavisine Gülhane Askeri Tıp Akedemisi Yanık Merkezi’nde devam edildi. Küçük çocuk, burada da iki kez operasyon geçirdi. Rapor bekliyor
Vücudunun yarısı yanan Ceren Sözen’in yanıkları başka bölgelerden alınan derilerle kapatıldı. Elbisesiyle yaşamaya mahkum edilen Ceren’in güneşe çıkması da yasaklandı.
Aile, Marmara Üniversitesi
Rektörlüğü’ne 80 milyar liralık tazminat davası açtı. Doktor olan baba Emin Sözen ile ebe Gönül Sözen de tıpkı Başaran Ailesi gibi psikolojik tedavi görmeye başladı. İstanbul 6’ncı İdare Mahkemesi’nde görülen dava ise karar için Adli Tıp’tan iş kaybının tespiti için gelecek raporu bekliyor.
Ailesi şaşkın
Olayda, Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü bünyesinde yaptığı soruşturma kapsamında anestezi teknisyeni Tülay Aydın’ın birinci derecede sorumlu olduğu belirtiliyor. Kızlarının başından geçen olaylara hala inanamayan Sözen Ailesi, ‘Kızımızın kasığında çekilmeler olduğu için 9 yaşına geldiğinde bir kaç kez daha ameliyat olmak zorunda kalacak. Ergenlik çağında göğüsleri için bir dizi operasyon geçirecek. Göğüsleri de büyümeyecek. Ayrıca ileride çocuğunu emzirme şansı olmayacak’ diye isyan ediyor.
Gül KİREKLO

——————————————————————————–

Davaların peşini bırakmayız
Yaşamları bir anda altüst olan üç mağduru, ünlü avukat Cengiz Hortoğlu savunuyor. Küçük Ayşen’in davasının Türkiye’de bir örnek olduğunu bildiren Hortoğlu, şu bilgileri veriyor:
‘Böyle davalar hak arama özgürlüğüne katkı sağlayan davalar. Hak arama mücadelesi aynı zamanda terapidir. Bu davadan sonra insanlar haklarını aramak için dava açıyor. Davaların uzun sürmesi ise teknik konulara bağlı. Dosyanın Yüksek Şura ve Adli Tıbba gitmesi süreyi uzatır. Ama bu hak aramaktan vazgeçmek için bir neden olmamalı. Davalar 20 yıl sürse de, peşini bırakmayacağız.’

——————————————————————————–

‘Hayat’ Derneği kurdu
Hekim hatası yüzünden eşini kaybeden Leyla Ezgi, mağdur olan hastaları tek bir çatı altında toplamak için ‘Hayat’ adını verdiği bir dernek kurdu. 1997’de kurulan derneğin başkanı Leyla Ezgi, 80 üyeleri bulunduğunu söylüyor. Ezgi, konuşmasını şöyle sürdürüyor:
‘Ben de bir tıp mağdurum. Hekim hatası yüzünden eşim Cahit Ezgi’yi kaybettim. Özel bir hastanede mide ameliyatı oldu. Ameliyattan sonra gelişen komplikasyonları geç farkettiler bu nedenle eşimi kaybettim. Açtığımız dava hala sürüyor. Ama bir yandan da dernek çalışmalarımı sürdürüyorum. Dernek sadece hekim hataları için değil, sağlık sistemi içindeki her türlü aksaklıklar için çalışıyor. Derneğin amaçlarının arasında hasta yakınlarının haklarını korumak ve toplumun bilinçlenmesini sağlamak da var.’
Ezgi, kendisinin ve üyelerin yaptığı el işlerini de Kadıköy’de kurulan bir stantta satarak, derneğe katkıda bulunuyor.
YARIN: BİR BACAĞIN BEDELİ 44 MİLYAR

Son Mesajlar

Bir Yorum Yaz

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.