İDARENİN HİZMET KUSURU HAKKINDA DANIŞTAY KARARI

Ev / Yargıtay Kararları / İDARENİN HİZMET KUSURU HAKKINDA DANIŞTAY KARARI

İDARENİN HİZMET KUSURU HAKKINDA DANIŞTAY KARARI

KARAR METNİ
BÜNYESİNDE RİSK TAŞIYAN HİZMETLERDEN OLAN SAĞLIK HİZMETİ NEDENİYLE UĞRANILAN ZARARIN TAZMİNİNİN, KURAL OLARAK, İDARENİN AĞIR HİZMET KUSURUNUN VARLIĞI HALİNDE MÜMKÜN OLDUĞU; ANCAK SAĞLIK HİZMETİ İÇİNDE DEĞERLENDİRİLMEKLE BERABER, TIBBİ OPERASYON KAPSAMINA DAHİL EDİLEMEYECEK BİRTAKIM BAKIM, GÖZETİM VE YAN MÜDAHALELERİN HİÇ VEYA GEREĞİ GİBİ YAPILMAMASI DOLAYISIYLA OLUŞAN ZARARLARDA, İDARENİN SORUMLULUĞUNDAN SÖZ EDEBİLMEK İÇİN, AĞIR HİZMET KUSURUNUN ARANMASINA GEREK BULUNMADIĞI HK.

Dairesi  ———————– ONUNCU DAİRE
Karar Yılı ——————— 2007
Karar No——————— 4316
Esas Yılı———————- 2005
Esas No ———————–  3719
Karar Tarihi—————— 24/09/2007 

Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Ankara Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili : Av. …
Temyiz Eden ve Karşı Taraf ( Davacı): ?
Diğer Davacılar : 1-? (Kendi adına asaleten,oğlu ? adına velayeten
2-…
Vekili : Av. …
İstemin Özeti : Ankara 7. İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen 5.11.2004 tarih, E:2001/1298, K:2004/2187 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Cevap verilmemiştir.
D.Tetkik Hakimi :
Düşüncesi : Bakılan uyuşmazlıkta; davacılar yakınının Ankara Üniversitesi İbn-î Sina Hastanesinde yapılan tedavi sırasında ölmesi olayı ile ilgili olarak hastaya müdahalede bulunan doktor ve hemşire aleyhine açılan ceza davası kapsamında, mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Yüksek Sağlık Şûrasınca, doktor ve hemşirenin kusursuz olduğu, ancak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji yoğun bakım şartlarının uygun olmamasının, hizmetin işleyişiyle ilgili aksaklıkların ölüm olayına etken olduğuna karar verildiği görülmekle, dava konusu olayda idarenin hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, davacı …’nin temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının adı geçen davacının manevi tazminat isteminin reddedilmesine yönelik kısmının bozulması; davayı vekil aracılığıyla takip eden davalı idarenin nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yolundaki temyiz isteminin ise, 4.12.2003 tarih, 25306 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12.maddesi uyarınca kabulü ile kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının temyiz isteminde bulunmayan davacılar yönünden bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Sevil Bozkurt
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17.maddesi uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Dava; davacıların eşi, babaları ve kardeşi olan …’nin İbn-î Sina Hastanesinde yapılan yanlış tedavi sonucu hayatını kaybettiği ileri sürülerek olay nedeniyle uğranıldığı belirtilen eşi … için 25.000YTL maddi, 25.000YTL manevi; oğlu … için 25.000YTL maddi, 25.000YTL manevi; oğlu …. için 25.000YTL manevi; ağabeyi … için 25.000YTL manevi olmak üzere toplam 150.000YTL zararın ölüm olayının gerçekleştiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacılar yakınının Ankara Üniversitesi İbn-î Sina Hastanesinde yapılan tedavi sonucu ölmesi olayında, hastanede görevli sağlık personelinin kusuru bulunup bulunmadığı hususu ile kesin ölüm sebebinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu marifetiyle yaptırılan bilrkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülen raporda, adı geçen hastanede uygulanan tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, doktor ve hemşirelerin olay anında gerekli şekilde müdahale ettikleri, bu sebeple hastanede görevli sağlık personelinin meydana gelen ölüm olayında kusuru bulunmadığı, ölüm olayının ise hastanın entübasyon tüpünü çekmesi sonucu solunum yetersizliğinden ileri geldiği görüşüne varıldığından, dava konusu olayda idareye ve ilgili personele herhangi bir kusur yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı idare, kararın, nispi avukatlık ücretine hükmedilmemesi yönünden hukuka aykırı olduğunu; davacılardan … ise, kardeşinin ölümünde idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek anılan mahkeme kararının bozulmasını istemektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacıların yakını …’nin 25.2.2001 tarihinde solunum yetmezliği şikayetiyle Gazi Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü, burada solunum cihazı bulunmaması sebebiyle Ankara Üniversitesi İbn-î Sina Hastanesine sevk edildiği, yapılan tetkikler sonucu hastaya Guilliane-Barre Sendromu teşhisi konulması üzerine nöroloji bölümü yoğun bakım ünitesine alınarak tedavisine başlandığı, hastanın kendi başına solunumunu gerçekleştirememesi sebebiyle solunum cihazına bağlandığı, ancak hastanın sık sık kendisini bu cihaza bağlayan maskeyi çekip çıkarmaya çalıştığının gözlendiği; 9.3.2001 tarihinde de solunum maskesini çıkarması sonucu, yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği; olay nedeniyle müteveffa şahsa müdahalelerde bulunan doktor (nöroloji asistanı) ve hemşire aleyhine görevi ihmal suçundan açılan ceza davasında; mahkemece, sanık doktor ve hemşirenin meydana gelen ölüm olayında kusurlu olup olmadıklarının tespiti amacıyla Yüksek Sağlık Şûrasının bilirkişiliğine başvurulduğu; Şûraca, 7-8 Eylül 2006 tarih, 11364 sayılı karar ile, sanık doktor ve hemşirenin kusursuz olduğu, ancak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji yoğun bakım ünitesinin şartlarının uygun olmamasının ve hizmetin işleyişiyle ilgili aksaklıkların ölüm olayına etken olduğu yolunda karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda; davacılar murisine uygulanan tedavinin yerinde olduğu, sağlık personeline yüklenecek bir kusur olmadığı belirtilmekle birlikte, yoğun bakım ünitesinin şartları konusunda değerlendirme yapılmamakta; ancak, ölüm olayının yoğun bakımdaki davacılar murisinin maskesini çıkarması sonucunda oluştuğu ifade edilmektedir. Bu nedenle, olayla ilgili Yüksek Sağlık Şurası kararına itibar edilmesi gerekmektedir.
İdare Hukuku ilkeleri ve Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin “ağır hizmet kusuru” sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmeti nedeniyle uğranılan zararın tazmini de, kural olarak, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Bununla birlikte, idarenin tazmin sorumluluğunun doğması için aranılan “ağır hizmet kusuru”; riskli tıbbi müdahaleler ve operasyonlar bakımından geçerli olup; sağlık hizmeti içinde değerlendirilmekle beraber, tıbbi operasyon kapsamına dahil edilemeyecek birtakım bakım, gözetim ve yan müdahalelerin hiç veya gereği gibi yapılmaması dolayısıyla oluşan zaralarda, idarenin sorumluluğundan söz edebilmek için ağır hizmet kusurunun aranmasına gerek bulunmamaktadır.
Bu bağlamda; dava konusu olayda, yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan davacıların yakınının sık sık kendisini solunum cihazına bağlayan maskeyi çıkarmaya çalıştığı ve olay tarihinde de solunum maskesini çıkarması sonucu hayatını kaybettiği anlaşıldığından, daha önce çeşitli kereler maskeyi çıkarmaya çalıştığı hastane personelince bilinen hastaya, solunum maskesini çıkarmasını engelleyecek ek müdahalelerde bulunmamak suretiyle yeterli dikkat ve özeni göstermeyen davalı idarenin bu tutumunun hizmet kusuru olarak kabulü zorunlu olup, İdare Mahkemesince Yüksek Sağlık Şurası kararı esas alınmak ve davacılardan temyiz isteminde bulunan …’nin istemiyle sınırlı kalmak suretiyle tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davalı idarenin temyiz istemine gelince;
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun değişik 168.maddesine göre hazırlanıp 4.12.2003 tarih, 25306 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinde; manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, bu davaların tamamının reddi durumunda ise, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlenmiş; 12. maddesinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği öngörülmüş, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde, idare mahkemelerinde takip edilen davalar da sayılmış, tarifenin üçüncü kısmında ödenecek ücretin tespiti için tutarlar ve oranlar belirlenmiştir.
Temyizen incelenen karar ile davanın reddine hükmedildiğinden, davayı vekil vasıtasıyla takip eden davalı idare lehine manevi tazminata yönelik olarak maktu vekalet ücretine hükmedildiği; ancak maddi tazminata ilişkin kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti hakkında hüküm tesis edilmediği görülmektedir.
Yukarıda aktarılan hukuki düzenleme çerçevesinde; temyiz isteminde bulunmayan davacılar açısından; konusu parayla değerlendirilebileceği tartışmasız olan maddi tazminat istemleri reddedildiğinden, davalı idare vekili lehine tarifenin üçüncü kısmına göre nispi avukatlık ücreti verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususta hiçbir hüküm kurulmamasında mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Temyiz isteminde bulunan … yönünden ise, yukarıda açıklandığı üzere meydana gelen ölüm olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece bu davacı açısından yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden (ve verilecek bu karar üzerine vekalet ücreti hakkında da yeniden hüküm kurulacağından), davalı idarenin temyiz isteminin davacı … yönünden incelenmesine bu aşamada yer bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerde; davacılardan …’nin temyiz isteminin kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesinin 5.11.2004 tarih, E:2001/1298, K:2004/2187 sayılı kararının Süleyman Ege’nin manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmınınBOZULMASINA, davalı idarenin temyiz isteminin, temyiz isteminde bulunmayan davacılar yönünden kabulü ile anılan kararın davalı idare lehine nispi vekalet ücreti verilmemesi yönünden BOZULMASINA, temyiz isteminde bulunan Süleyman Ege yönünden ise, davalı idarenin temyiz istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 24.9.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(DAN-DER; SAYI: 117)

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.