HASTA HAKLARININ NERESİNDEYİZ?

Ev / Basın Açıklamaları / HASTA HAKLARININ NERESİNDEYİZ?

HASTA HAKLARININ NERESİNDEYİZ?

26 Ekim Hasta Hakları Günü nedeniyle aşağıda imzası bulunan kuruluşlar şu açıklamayı yapmışlardır;

HASTA HAKLARININ NERESİNDEYİZ?

26 Ekim, ülkemizde Hasta Hakları Günü olarak anılmaktadır. 9. kez gerçekleşen Hasta Hakları Günü’nde, hasta ve hasta yakınlarının haklarının sağlanması için yapılan çalışmaların ve mevcut sorun ve eksikliklerin kamuoyu ile paylaşımında yarar görmekteyiz.

1 Ağustos 1998 tarihinde yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği ile ülkemizde ilk kez, “Hasta Hakkı” kavramı hukuki bir metinde yer almış, bu yönetmelik ile uluslararası hukuk düzenlemelerinde yer alan; sağlık hizmetlerinden adalet ve hakkaniyete uygun olarak faydalanma, bilgi isteme, sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme, sağlık hizmeti veren personeli tanıma, seçme ve değiştirme, öncelik sırasının belirlenmesini isteme, tıbbi gereklere uygun teşhis, tedavi ve bakımdan yararlanma, tıbbi gereklilikler dışında müdahale yasağı, tıbbi özen gösterilmesini talep etme, mahremiyete saygı gösterilmesi, hastanın rıza ve izninin aranması, tedaviyi reddetme veya durdurma, güvenliğin sağlanması, dini vecibeleri yerine getirebilme ve dini hizmetlerden yararlanma, insanlık değerlerine saygı gösterilmesi, refakatçi bulundurma hakları kabul edilmiştir.

Bu yönetmelikte yer alan hakların kullanılmasının sağlanması ve hak ihlâllerinin giderilmesi amacıyla da 2003 yılında Hasta Hakları Uygulama Yönergesi çıkarılmış, 26 Nisan 2005 tarihinde yeniden düzenlenen bu hukuki metin ile Sağlık Bakanlığı’na bağlı tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında Hasta Hakları Kurulu ve Hasta Hakları Birimi kurulmuştur.

Hasta Hakkı”nın hukuki bir metinde yer almasının üzerinden hayli süre geçtikten sonra, hasta haklarına ilişkin hak arama mekanizmalar ihdas eden bu yönerge ile Hasta Hakları Kurulları oluşturulmuş, belli merkezlerde çalışmalarına başlamıştır.

Ancak ülke çapında uygulanması gereken bu yönergenin her yerde uygulandığını, Yönerge kapsamındaki bütün sağlık kuruluşlarında hasta Hakları Kurulu ve benzeri mekanizmaların fiilen oluşturulduğunu kabul etmek mümkün değildir.

Öte yandan 1998 tarihli yönetmelik ile hasta haklarının sağlık hizmeti verilen bütün resmi ve özel sağlık kuruluşlarında uygulanması öngörülürken, bu yönetmeliğe bağlı olarak çıkarılan Yönerge, sadece Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarındaki yapılanmayı düzenlemektedir.

Hasta haklarının mevcut düzenlemeler ışığında uygulanması bu bakımdan eksiktir. Öncelikle Yönerge gereği Sağlık Bakanlığı’na bağlı bütün sağlık kuruluşlarında kurulması zorunlu bulunan hasta hakları mekanizması kağıt üzerinde değil fiilen yaşama geçirilmeli, sonrasında Yönergenin kapsamı genişletilerek Yönetmeliğe uygun hale getirilmeli, resmi-özel tüm sağlık kuruluşlarında hasta hakları uygulamasına ilişkin yapılanma ve denetim sağlanmalıdır.

Hukuki düzenleme ve düzenlemelerin yaşama geçirilmesindeki mevcut eksikliğe rağmen Yönerge gereğince oluşturulan hasta hakları mekanizmalarında gerek kamu ve gerekse sivil toplum temsilcilerinin gayretli ve iyiniyetli çabaları ile hasta haklarının ve hak arama sürecinin toplumda tanınması yönünde önemli aşamalar kaydedilmektedir.

Ancak anayasal bir hak olan “sağlık hakkı”nın sağlanmasında ülkemizde yapısal sorunlar halen devam etmektedir. Sağlık kuruluşu, personeli ve teknolojisindeki yetersizlik bu anayasal hakkın sağlanmasında en önemli neden olarak durmakta, dahası hasta hakları ihlâli için uygun zemin oluşturmaktadır. Günde yüzlerce hastaya bakmak zorunda bırakılan sağlık personelinin, hasta hakkı ihlâli nedeniyle bir anlamda yargılanması, bu konudaki paradoksu net olarak ortaya koymakta, öte yandan sağlık hakkına ulaşmak için çeşitli zorlukları göğüslemek durumunda kalan yurttaş için, hasta hakkı kavramı çoğu kez bir ütopya anlamına gelmektedir.

Ancak bu noktada korunmaya değer olanın “hasta hakkı” olduğu gerçeğinden hareketle, sağlık hizmeti veren personel için şikâyet yerinin hastanın kendisi değil, ilgili kurum, kuruluş ve sendikalar olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Öte yandan “Hasta Hakkı” kavramı hizmet perspektifi ile değerlendirilmeli, hasta haklarının temel insan hakkı olması sebebi ile bir müşteri hakkı gibi konumlandırılmaması gerekmektedir. Bu nedenle uygulanan sağlık politikalarının buna göre belirlenmesi gerekmektedir.

Ülkemizde kısa bir tarihi olan “Hasta Hakkı Hareketi” sivil eksenli çalışmalar ile gündeme gelmiş, nihayetinde devletin de buna ortak olması ile mevcut gelişmeler sağlanmıştır.

Yukarıda sıralanan tüm olumsuzluk ve sağlık alanındaki yapısal sorunlara rağmen, “Hasta Hakkı” konusunda gelinen noktayı yurttaşımız için bir kazanım olarak görüyoruz. “Hasta Hakkı”nın geliştirilmesi, toplumda tanınması için kaydedilecek yeni gelişmelerin, sağlık alanındaki yapısal sorunların çözümünde yarar sağlayacağı açıktır.

Ancak bu konuda gelişmenin sağlanması için yurttaşın da sürece katkı yapması, “hasta” kimliği ile hak arama sürecini kullanmakta ısrarlı olması, hak ihlâllerine karşı sessiz kalmaması gereklidir. “Hasta Hakkı” ile ilgili sivil toplum örgütlerinin bu konudaki çalışmaları hem yurttaş, hem de kamu tarafından desteklenmelidir.

26 Ekim Hasta Hakları Günü’nde ortak mesaj ve talebimiz; evrensel hukuk düzenlemelerine uygun olarak “Hasta Hakkı”na ilişkin yasa çalışmasının yapılarak “Hasta ve Hasta Yakını Hakları Yasasının” yaşama geçirilmesidir.

HASTA HAKLARI YASAMIZI İSTİYORUZ”

Hasta Hakları Aktivistleri

HASTADER Hasta Haklarını Koruma Derneği

HAYAD Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği

İl Sağlık Müdürlüğü Hasta Hakları İl Koordinatörlüğü

Mazlumder İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği

Tüketiciler Birliği

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.