Doktorunuza Güvenin Ama

Hastaysanız haklarınız var. Günümüzde hastalar önce Tanrı’ya emanet sonra doktora koşulsuz teslim edilmiyorlar. Bu zihniyet çoktan terk edildi, bizde de bir an önce edilmeli…

Bu nedenle meslek erbabının havası biraz sönmüş olsa da hastalar haklarının peşindeler. Tıbbi uygulama hatası deyimi iki ucu keskin bir bıçak gibi karşımızda.

Buna kimse dikkat etmezdi de Sağlık Bakanlığı doktor hatalarından dolayı hasta ve hasta yakınlarına yüklü tazminatlar ödediğini farkettiği andan itibaren kanun falan çıktı. Yanlış tedavi davaları doğrudan doktora açılsın, Bakanlığa açılan davalar rücu edebilsin ve doktorlar da mecburen sigortalansın diye.

Sigorta şirketleri biraz zorunlu olarak doktorları sigortaladılar. Başlarına geleceklerin biraz farkında biraz da yöneticilik becerileri gereği hastalara karşı yani sizlere karşı önlemlerini çoktan aldılar.

Eyvah, yanlış tedavi edildim, zarar gördüm dediğiniz anda bunun aksini doğrulamak üzere rapor üstüne rapor hazırlamak için. Sigorta şirketlerinin size (hastalara) karşı süper market şeklinde çalışan bilirkişileri ve paralegalleri var. Öncelikli hedefleri doktoru savunmak değil, sigortadan tazminat ödenmesini önlemektir. Doktorlar da bundan menfaat bulacaklardır elbette.

Eh, bir yandan işin erbabı doktor diğer taraftan sigortacının paralegalleri ve bilirkişileri omuz omuza size karşı çalışırken, hakime siz ne anlatacaksınız. Ne biliyorsanız onu. Birader bilseniz niye kendinizi kendiniz tedavi etmeyesiniz. Bilmediğiniz için doktora müracat durumunuz var.

Hakim de sizin gibi, ne bilsin. Bilmez elbette. Konu hukuk dışı bir konu. Mecburen dosyayı resmi bir bilirkişiye yollayacak ve soracak teşhis ve tedavide hata var mı yok mu.

Dosyayı inceleyen resmi bilirkişi, doktor bunu dedi, hasta bunu dedi, kanaatimce sorunuzun cevabı da budur diyecek. Sorulmayana cevap verilmez…

Bilirkişi kanaati lehinize değilse, avukatınız itiraz ettim diyecek hakime ama o da doktor değil ki, ne gerekçeyle itiraz edecek.

Kanaat karşı taraf (doktor ve sigortacı dayanışması) aleyhineyse, haldır haldır bilirkişler, doktorlar, paralegaller hasta aleyhine çalışıp çabalayacaklar.

Bu döngü böyledir. O nedenle, yanlış tedavi edildiğinizi iddia ediyorsanız ve dava açacaksanız avukatınızın bir paralegal (hukukçular için araştırma ve delil tespiti yapan kişi, ihtilaf yöneticisi) ile çalışıyor olmasına dikkat edin. Paralegal mutlaka bir tıp bilirkişisinden görüş alıp dosyanız üzerine tarafsız delil tespiti yapıp avukatınızı bilgilendirecek, resmi bilirkişiye sorulması gereken soruları listeleyecektir. Böylece hakim de uzmanı olmadığı bir konuda sizin adınıza resmi bilirkişiye doğru soruları sorma yetisine sahip olacaktır.

Tüm cevaplarıyla soruları karşısında bulan resmi bilirkişi de buna memnun olabilir (!)

Unutmayın, iddia ve savunma eşit koşullara sahip olmazsa, davanın hakkaniyeti, vicdanları şüpheye düşürebilir. Artı, dosyanız o bilirkişi bu bilirkişi yıllarca ortada gezinebilir.

Böyle o kadar çok dosya var ki…

Size öğüt veriyorum ama benim de başıma çok ilginç bir olay geldi.

Mesele aydınlatılmış onam meselesidir.

Aydınlatılmış onam tıbbi uygulamada sık sık karşımıza çıkan bir mesele.

Bir ümit aydınlatılmış onam nedir bileniniz varsa, başlığa bakıp karartılmış onam da nedir dediklerini duyar gibiyim.

Peki, onam nedir bileniniz var mı? Onam, kabul, onay anlamındadır. Onam deyince daha havalı oluyor.

Vekil sıfatıyla doktorunuz sizi tedavi etmeye başlamadan önce sizi yazılı olarak bilgilendirmek ve tedaviye onayınızı almak zorundadır. Buna aydınlatılmış onam denir. Sözlü olanı geçerli değildir. Vekil sıfatıyla doktorunuzun ispat yükümlülüğü vardır.

Bu evrak sizin haksız yere doktorunuzu suçlamanızı engellemeye yarayacağı gibi yanlış tedavi iddiasında bulunduğunuzda iddianızı destekleyecektir.

Karartılmış onamı ise boşuna aramayın hiçbir yerde anlamını bulamazsınız. Bu kavramı da topluma ilk ben katmış olayım.

Dedim ya başıma geldi ve araştırdığım dosyalarda da çok sık karşıma çıkıyor.

Efendim, diyelim hasta babanızı hastaneye götürdünüz. Dileğiniz biran önce şifa bulmaktır, içiniz acır, babanıza kıyamazsınız, acısını boğazınızda pençe pençe hissedersiniz, korku içindesinizdir. Panik diz boyu…

Doktoru buldunuz, muayene oldunuz. Teşhis kondu ya da konması için başka işlemler yapılacak. Solunum sıkıntısı var yatırın hastayı dedi doktor.

Hastanenin ilk işi tedavi için öncelikle ön ödeme almaktır. Sonuçta tacir tabii. Kan beyninize çıksa da bu tutum son  derece olağan. Koyun can derdinde kasap et derdinde durumuna aldırmamalısınız.

Sonra size genel bir tedavi onam formu uzatırlar. Yazılar küçüktür anlamları belki büyüktür, anlamazsınız bile. Oku anla şeklinde uzatılır evrak ama biran önce imzalasanız da hizmetli sizden kurtulsa havasında, ben de babama bir an evvel tedaviye başlansın havasında boş yerleri bulunan formu imzalarsınız. Bu sizin verdiğiniz ilk karartılmış onamdır.

Sonra odanıza götürülürsünüz. Hemşire babanızın ateşine bile bakmadan size bir form daha uzatır. Matbu formun elle doldurulması gereken alanları boştur. Bu ne ya deyip sorduğunuzda imzalamazsanız babanızın tedavisine başlayamayız der. Olur mu canım okuyayım bir, üstünü doldursaydınız bari derseniz, hemşire sizi tedaviyi engelliyorsunuz diye suçlar, azarlar ve gerekiyorsa odayı terk eder. Yalvara yalvara zorla geri getirirsiniz. Bazıları şiddete başvurarak getiriyorlar diye duyuyoruz (sağlık personeline yönelik şiddet). İki hali de çok kötü. Her iki taraf açısından tarz avam…

Babanız bu sırada nefessizdir, acı çekmektedir. Bomboş aydınlatılmış onam formuna bakarsınız. İmzaladım gitti. Yeter ki bir an evvel damar yolu açılsın. Bu sizin ikinci karartılmış onamınızdır.

Sonra odaya doktor gelir. Ameliyat diyebilir, ilaçla tedavi diyebilir, diyebilir… Ve bir form uzatır. Bu matbu aydınlatılmış onam formunun da elle doldurulması gereken yerleri bomboştur.

Kızdım ve imzaladım. Ama tabii Allah’ın hakkı üçtür. Bu benim imzaladığım üçüncü karartılmış onamdı. Kimseyi kimse için üç kere tolere etmem. Tutturdum bunun fotokopisini bana vereceksiniz diye. Üstünü tamamlayınca veririz dedi doktor. Eh pişman oldu. Bomboş ve fakat benim imzamı taşıyan aydınlatılmış onam formunun fotokopisini zorla aldım.

Aslında aydınlatılmış onamın bir kopyası bana istemeden verilmeliydi.

Yanlış tedavi yapılsaydı, doktor karartılmış onamın üzerini, “ben ona söylemiştim, teşhis budur, tedavisi budur, bu da komplikasyondur, bu da risktir diye kendi lehine döşenecek besbelli.

Ama elimdeki fotokopi, onamın aydınlatılmış değil karartılmış olduğunun ispatıydı.

Hasta ile doktoru arasındaki ilişki bir vekalet ilişkisi, o nedenle doktora güven tesis edilmesi çok önemli. Mutlaka doktorunuza güvenin ancak, vekalet verdiğiniz kişinin üzerinizdeki tasarruflarını da öğrenmeyi sakın ihmal etmeyin.

İradenizi vekil tayin ettiğiniz doktora teslim etmeden önce teşhis nedir, tedavi seçenekleri nelerdir, tedavi riskleri nelerdir, olası komplikasyonlara nasıl müdahale edilebilir, tedavi sonrası bakım olacak mı, ek tedavi gerekecek mi, tedavi nasıl yapılacak, vs. bilin, öğrenin.

Siz siz olun, boş onam formlarını imzalamayın, imzalarsanız karartılmış onamın fotokopisini mutlaka alın. Bu, sizden karartılmış onam alındığına dair ispatınızdır. Suçtur…

Sonradan istedikleri kadar doldursunlar.

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.

Gorsel-Hazirlaniyor