Advertisement
Dil Seçimi
English Site
Son Haberler
Basın Açıklamaları
Etkinlikler
HAYAD - Yahoo! Groups

HAYAD Yahoo! Groups

Mesaj Göndermek İçin

Üye Olmak İçin

Üyelikten Çıkmak İçin

Kimler Sitede?
Şuanda 1 misafir bağlı
Yetkili Girişi





Parolamı unuttum?
Fransa Tıbbi Deontoloji Tüzüğü Yazdir E-posta
Perşembe, 11 Mayıs 2006

1. FRANSA TIBBİ DEONTOLOJİ TÜZÜĞÜ

6 Eylül 1995 tarihli-95-1000 no’lu yasa
Başbakan;
Adalet bakanı ve sağlık ve hastalık sigortası bakanın, raporları muvacehesinde,
- Genel Sağlık Kanunu gereğince, husus ile, L.366, maddesince:
- Sosyal Sigorta Kanunu gereğince:
- Mesleki, Sivil Kurumları ilgilendiren, 19 kasım 1966 tarihli ve 66-879, no’lu, muadil, yasa gereğince:
- Serbest meslek kurumlarının, mesleklerinin icrası için 31 Aralık 1990 tarihli ve 90, 1258 no’lu Kanun gereğince,
- 29 Aralık 1996 tarihli ve 66-879 numaralı kanunla, mesleki, sivil, kurumlarda çalışan, hekimlere uygulanan, 14 Haziran 1977 tarih ve 77-638 no’lu Kanun gereğince:
- Liberal Kurum, ismi altında, birlikte çalışan, hekimlerle alakalı, 3 Ağustos 1994 tarih ve94-680 no’lu Kanun gereğince,
- 12 Şubat 1993 tarihinde Milli Tabipler Birliği’nce akdedilmiş müzakere sonucunda, Devlet konseyince, alınan karar gereğince:

MADDE 1:
Elimizde mevcut olan, bu kanun, l.356/1. Madde gereğince, nizami tabloya ismi yazılmış olan her hekim için, bu bir uluslar arası anlaşma şeklinde de olabilir, geçerlidir,
- Aynı zamanda, mevcut olan Kanunun 87. Maddesine göre de, bu hüküm, geçici görevli, tıp öğrencileri ve asistanlar iç inde, geçerliliği korumaktadır.
- Sosyal Sağlık Yasasının L. 409. Maddesi gereğince, Tabipler Birliği, bu yasanın uygulanmasını kontrol etmekle yükümlüdür.
- Bu davranışların dışına çıkıldığı hallerde, bu Kurumca, adli ve disiplin takibatı gerektirir.

I. BÖLÜM
HEKİMLERİN GENEL GÖREVLERİ


Madde 2: Kendisine, şahsın sıhhatine, görevli bulunan hekim, misyonunun, insanın hayatı ve şerefini koruyarak, görevini icra eder. İnsana olan bu saygı ölümden sonra da hükmünü sürdürür.

Madde 3: Hekim her türlü şartlar altında, ahlak prensipleri, dürüstlük ve bağlılığa riayet etmelidir; bunlar hekimliğin icrasında, vazgeçilmez prensiplerdir.

Madde 4: Hastaların menfaatleri icabı, vazedilmiş olan mesleki sır, kanunlar çerçevesinde, her hekim için mecburi tutulmuştur. Bu sır hekimi hekimlik sırasında, edindiği bilgi bütün bilgileri kapsamaktadır. Yalnız kendisine aktarılan bilgiler değil; aynı zamanda görmüş olduğu hususlar içinde geçerlidir.

Madde 5: Hekim, kendi mesleki bağımsızlığını, hiçbir şekilde bozamaz.

Madde 6: Hekim, hastanın, hekim seçme özgürlüğüne saygı göstermelidir. Hatta bu yolda kendisine yardımcı olmalıdır.

Madde 7: Hastaların, orijini, adetleri, ailevi durumları, etnik ve dini bağları, eksikleri ve sağlık durumları, hatta hekime karşı olan duyguları ne olursa olsun hekimin onları dikkatle dinleyerek, tavsiyelerde bulunması ve tedavilerini yapması gerekmektedir. Her türlü şartlar altında, onlara yardımcı olmalıdır. Muayene etmiş olduğu şahsa karşı, doğru davranıştan asla uzaklaşmamalıdır.

Madde 8: Kanunun tayin etmiş olduğu sınırlar içerisinde, hekim uygun gördüğü her türlü müdavaat icrasında serbesttir. Aynı zamanda, hastanın moralinin düzelmesine yardımcı olarak, müessir olacak tedaviyi düzenlemelidir. Mümkün olabilecek araştırmalar ve tedavileri düzenlerken bunların, avantaj ve mahzurlarını da göz önünde bulunduracaktır.

Madde 9: Tehlikeye maruz kalmış olan bir hasta veya bir yaralı karşısında veya kendisinin bilgisine sunulan bir hasta veya bir yaralıya, gerekli olan yardım ve tedaviyi yapmak, her hekimin üzerine düşen önemli bir görevdir.

Madde 10: Özgürlüğünden yoksun bir hastaya çağrılmış bir hekim, bu hastanın, gerek fizik ve gerekse mental durumuna halel getirecek hareketlerde bulunamaz ve bunun yapılmasına, insanlık onuru namına, müsaade edemez. Eğer, bu şahsın işkence gördüğü veya fena muameleye maruz kaldığı görürse, çağrılmış olan hekim, hastanın rızasını almak şartı ile durumu adli mercilere bildirmek durumundadır. Ancak 44’üncü maddede bildirilmiş durum mevcut ise, o zaman alakalı şahsın rızası gerekmez.

Madde 11: Her hekim, bilgilerini geliştirmelidir. Bunun için de gerekli etkinliklere katılmak zorundadır. Her hekim, mesleki pratiğinin değerlendirmesine katılmaktadır.

Madde 12: Sağlık koruması ve sağlık eğitimi ile görevli olan yetkililere, hekim yardımcı olmalıdır. Her türlü kayıt ve tayin bildirileri, kanunun tayin etmiş olduğu şartlarla, umumun bilgisine sunulur.

Madde 13: Eğer bir hekim, eğitim ve sağlık mevzuunda, herhangi bir etkinliğe katılacak olursa, yayın şekli ne şekilde olursa olsun elindeki doneler ölçüsünde, umumun üzerindeki etkiyi göz önünde bulundurarak, ihtiyatlı hareket etmelidir. Ve bu durumda da, hekim, gerek şahsi gerek mensup olduğu kuruluş hakkında reklam yapmaktan kaçınmalıdır.

Madde 14: Hekimler, daha deneyimi ve tesiri iyice kanıtlanmamış, teşhis veya o tedavide tatbik edilmek istenen bir metodu, tıbbi çevrelerde açıklamaktan kaçınmalıdır. Ayni zamanda tıbbi olmayan ortamlar için de, bu kayıt geçerlidir.

Madde 15:Hekim, ancak kanunun çizmiş olduğu çerçeve dahilinde, şahıslar üzerinde, biomedikal araştırmalar yapabilir. Bu yaptığı araştırmaların dürüstçe ve objektif bir şekilde olmasına dikkat etmelidir. Bir biomedikal araştırmaya iştirak eden müdavi hekim, hastasının kendisine olan itimadına halel gelmemesine gayret ederek, tedavisini sürdürmelidir.

Madde 16: Canlı veya ölü bir insandan organ veya dokuların alınması ancak, kanunun tayin etmiş olduğu şartlar altında gerçekleşebilir.

Madde 17: Pnocreation (yani bir çocuk yapmak için) için yapılan girişimler de kanuni şartlar altında gerçekleşebilir.

Madde 18: Bir hekim ancak, kanunun öngördüğü şartlarda, bir gebeliğe son verebilir; böyle bir hareketi reddetmekte de her zaman serbesttir ve bunu da kanunun tayin ettiği müddet içerisinde, alakalı şahsa bildirir.

Madde 19: Tababet bir ticaret gibi tatbik edilmemelidir. Ticari bir intiba verecek, her türlü reklam yasaktır. Hatta direkt ve indirekt olsa dahi.

Madde 20 : Hekim, gerek namına ve gerekse kalite ve beyanlarına itina göstermelidir. Diğer taraftan, gerek genel ve gerekse özel olsun, yardımcı olduğu teşkilatların, kendi ismi ve faaliyetleri hakkında, reklam yapmalarına müsaade etmemelidir.

Madde 21: Hekimlere, ancak kanunun bazı hallerde müsaadesi dışında sağlık için bazı ilaçların ve aletlerin dağıtılması yasaklanmıştır. Keza, tevzi izni alınmamış ilaçların da dağıtılması yasaktır.

Madde 22: Her ne şekilde olursa olsun, hekimler arası vizite ücretlerinin paylaşılması yasaktır. (ancak 94’üncü maddenin tayin ettiği durum müstesnadır). Hatta neticelenmemiş bile olsa böyle bir teklif yasaktır.

Madde 23: Hekimler arası düzenlenen menfaat anlaşmaları, hekim eczacı ve diğer sağlık personeli arasındaki menfaat anlaşmaları (Comperage´) yasaktır.

Madde 24: Hekime yasak olan hususlar:
- Hastasından haksız ve gayr-i kanuni menfaat temin etmek.
- Her türlü nakdi ve maddi komisyon, hangi şahsa olursa olsun.
- Kanunun 3651-inci maddesinin tayin ettiği şartları dışında- her türlü nakdi ve diğer şekilde menfaat kabul etmek, herhangi bir medikal vesika vermek karşılığında-

Madde 25: İlaçların ve aletlerin , ticari maksatla, satışları yapıldığı yerde, hekimlerin, bu yerlerde,konsültasyon yaparak bu ilaçları yazmaları veya bu gibi aletlerin satışlarına alet olmaları yasaklanmıştır.

Madde 26: Bir hekim, ancak kendisine ayrıca menfaat temin etmeyecek bir hekimlik şerefine ve bağımsızlığına halel getirmeyecek şartlar altında, başka bir faaliyette bulunabilir.

Madde 27: İdari veya seçilmiş olarak, işgal ettiği herhangi bir mevkii, özel hastalarının sayısını arttırmak için, işgal etmiş olduğu mevkii istismar edemez.

Madde 28: Bir hekimin, bir işi idare etmek veya hatır için herhangi bir rapor veya sertifika tanzim etmesi yasaktır.

Madde 29: Almış olduğu ücretler üzerinde herhangi bir tahrifat veya yanlış bildiri yasaktır.

Madde 30: Kanun dışı icra-ı tababet eden herhangi bir kimseye, faaliyetini kolaylaştıracak, hareketlerde bulunması yasaktır.

Madde 31: Her hekimin, mesleğini icra etmek dışında dahi olsa böyle bir hareketten kaçınması lazımdır.

II. BÖLÜM
HEKİMİN HASTALARA KARŞYI GÖREVLERİ

Madde 32:
Bir hekimin, bir hasta tarafından çağırıldığı andan itibaren, ona bilimin icapları çerçevesinde, vicdan ve şuurunu ortaya koyarak, gerekli yardımı esirgememesi ve icap ettiğinde de , diğer bir meslektaşa müracaat etmesi, esas görev ve hakları arasındadır.

Madde 33: Hekim, teşhisini, son derece dikkat ve itina ile ve yeterli bir süre içerisinde koymalı, icabında bazı meslektaşlarının yardımcı olmasın da istemelidir.

Madde 34: Hekim, talimat ve mudavaatini, açık seçik ve anlaşılır bir biçimde yapmalıdır; bunları gerek hastaya ve gerekse yakınlarına iyice anlatarak, istenilen neticeye ulaşmada kolaylık sağlamalıdır.

Madde 35: Hekim muayene ettiği hastasına, durumu ve yapılacak tetkikleri hakkında doğru dürüst izahatta bulunmalıdır. Bütün hastalık süresince, hastanın şahsiyetini nazar-ı itibare alarak anlatacağı şeyleri dinlemeli ve kendisini anlayışla karşılamalıdır. Bazı durumlarda hastaya eğer hastalığı vahim bir teşhise dayanıyorsa, hekim bunu hastadan gizlemeli. Ancak başkalarına sirayet edecek bir hastalık bahis konusu ise a zaman doğrusunu söylemelidir.

Madde 36: Muayene ve tedavi edilen hastanın her hal-ü-karda rızası alınmalıdır. Eğer iradesine sahip bir hasta, teklif edilen araştırma ve tedavileri reddederse, hekimin bu mümanaata saygılı olması gerekir .. Ancak, hastaya, bundan doğabilecek sonuçları anlatmak zorundadır. Eğer hastanın şuuru tamamen kapalı ise, tedavi eden hekim, hastanın yakınlarına bilgi vermeden, herhangi bir müdahalede bulunamaz. Ancak acil ve bunun olanaksız olduğu durumlar hariç. Reşit olmayan veya vesayet altında olan hastalar için icap eden muamele 42’inci maddede belirtilmiştir.

Madde 37: Herhangi bir durumda hekim hastanın ızdırabını hafifletmeye çalışmalı ve hastanın, moralini takviye etmeli, hastanın tedavide zorlaştırıcı hareketlerini önlemelidir.

Madde 38: Hekim, ölüm halinde olan hastanın son anına kadar yanından ayrılmayarak, ona son görevini saygı göstererek yapmalı ve etrafındaki yakınlarının moralini takviye etmeğe çalışmalıdır. Hekimin, kasıtlı olarak, hastayı öldürmeye hakkı yoktur.

Madde 39: Hekimler. Henüz denenmemiş ve hayali herhangi bir ilacı tehlikesizce kullanabilirsiniz diye reklamını yapamazlar. Her türlü şarlatanlık faaliyeti yasaklanmıştır.

Madde 40: Hekim, hastasını yersiz yere, hayatını tehlikeye atabilecek, herhangi bir araştırma, tedavi veya müdahaleden çekinmelidir.

Madde 41: Çok ciddi bir zaruret olmaksızın, hekimin, mütilan (yani kol veya bacak ampütasyonu gibi) ameliyattan çekinmesi ve gerekirse de bunu hastaya ve yakınlarına bildirmesi lazımdır. (Tabi müstesna durumlar hariç olmak üzere)(Acil durum, kazalar, ani hayati tehlike vs. gibi)

Madde 42: reşit olmayan veya vesayet altında bulunan bir kimse için çağrılan hekim:ilgili şahsın, ana ve babasına ve varisi olana durumu bildirmekle yükümlüdür, onların rızası olması gerekmektedir. Ancak, bunlara erişilmediği acil durumlar istisna teşkil eder. İlgili şahsın, fikri öğrenilemediği takdirde., hekim, imkan dahilinde olanı yapmalıdır.

Madde 43: Hekim çocuğun savunucusu olmalıdır. Eğer çocuğun yaşadığı muhit ve bakımı kötü şartlarda ise, buna karşı davranmaktan geri kalmamalıdır.

Madde 44: Eğer bir hekim, kötü bakım ve mahrumiyetler içerisinde kıvranan bir hasta ile karşılaşırsa, bütün dikkat ve itina ile, o kimseyi bu durumdan kurtaracak en uygun çareleri aramalıdır. Eğer söz konusu kimse 15 yaşında, reşit olmayan bir çocuk ise ve kendisi fizik veya psişik durumu dolayısı ile, korunmaktan aciz ise, o zaman hekim, bazı durumlar dışında gerekli, adli, tıbbi veya idari mercilere durumu bildirmek zorundadır.

Madde 45: Kanunun, tutulması öngördüğü dosyadan ayrı olarak, her hekim, bir de, şahsi müşahedelerini ihtiva eden ve mahrem olan, diğer bir dosya tanzim etmelidir. Bu dosya, teşhis ve tedavi için lazımdır. Her hal-ü karda bu dosyaların muhafazası, hekimin sorumluluğundadır. Her hekim, gerek hastasının isteği ve gerekse, kendisinin lüzum gördüğü konsultan hekimlerin bilgisine, tanzim etmiş olduğu dosyayı sunması gerekmektedir. Aynı şekilde, eğer hasta, diğer bir hekim tarafından tedavi ediliyorsa, o zamanda, o hekime, dosyadaki bilgiler aktarılır.

Madde 46: Eğer bir hastanın bir hekimin aracı olması ile dosyasını, diğer bir hekimden alabilmesi, kanunen caiz ise de, eğer bu hekimin bundan zarar görebileceği ihtimali halinde, aracı hekimin, bundan imtina hakkı mahfuzdur.

Madde 47: Her ne hal olursa olusun, hastanın bakımında, hiçbir aksama olmamalıdır. Acil durum veya insaniyet namına icap eden, yardımcı durumlar haricinde, bir hekimin mesleki veya şahsi zaruretler karşısında, hastanın tedavisin terk etmek hakkına sahiptir. Ancak, misyonunu terk ederken, hastaya, kendisinden sonra tedaviyi üzerine alan hekime bilgi vermesi gerekir.

Madde 48: Genel tehlikeli durumlarda dahi, hekim hastasını terk edemez; Ancak gerekli, otoritelerin, kanun çerçevesindeki emir ve müsaadesi olmak şartı ile, hastadan uzak olunabilir.

Madde 49: Bir aile veya bir toplum tarafından tedavi maksadı ile çağrılmış olan bir hekim evvel emirde, hijyen ve profilaksi tedbirlerine riayeti belirtmesi gereklidir. Hastaya gerek kendisi ve gerekse başkaları için, sorumluluk bilincinde olmasını telkin etmelidir ve alınması gerekli tedbirleri kendisine anlatmalıdır.


Madde 50: Hekim, hastaya kanunen verilmiş bazı hakları elde etmesi için, isteklerin aykırı bir durum yaratmadığı şartı ile, her türlü yardımı hastaya yapmalıdır. B u maksatla, hasta tarafından mümanaat (engel olma) dışında, hekim hastanın durumu hakkında, hastanın mensup olduğu sosyal sigorta müessesesine ve buna benzer bir müessese tabibine, gerekli tıbbi bilgileri vermeğe yetkilidir.

Madde 51:Hekim, hastanın, gerek özel hayatına ve gerekse ailevi meselelerine, karışma hakkına haiz değildir

Madde 52: Tedavi ettiği sırada vefat eden bir hastanın hastalığı sırasında, hekimine, yapmış olduğu vasiyetteki, vaat ve avantajlar, ancak kanunda gösterilen şartlarla gerçekleşebilir. Ayrıca hekim, böyle durumlarda, anormal derecede menfaat teminin için, emniyeti suistimal edemez.

Madde 53: Hekim, ücretleri ölçü ve dirayetle tanzim edilmelidir; mevcut olan nizamname ve hususi haller hakkındaki müsaadeler nispetinde, hekim hastasından, ücret talep edebilir. Bütün bunlar ise işin tamamen icra edilmiş olduğu hallerde geçerlidir. Telefon veya mektupla sorulanlardan, ücret talep edilemez. Bir hekim, gerek alacağı ücret ve gerekse yapılması planlanan tedavi masrafları hakkında, hastasına izahat vermekle yükümlüdür. Kendisi tarafından alınmış olan meblağı da reddedemez. Nizamnamenin hiçbir hususi şekil, hastalara empoze edilemez.

Madde 54: Eğer, Birkaç hekim, bir hastanın muayene ve tedavisine iştirak etmiş ise, ücretler, her bir hekime, ayrı ayrı notlarla, ödenmelidir.

Madde 55: Tedavinin müessir (etkili) olması için, daha önceden ücret almak, her türlü şartlarda yasaktır.

III.BÖLÜM
HEKİMLER VE DİĞER SAĞLIK PERSONELİ ARASINDAKİ MÜNASEBETLER


Madde 56:
Hekimler,.kendi meslektaşları ile, kardeşçe münasebet kurmalıdırlar. Bir hekim, herhangi bir meslektaşı ile ihtilafa düştüğünde, bir barışma zemini aramalı ve gerektiğinde bulunduğu resmi otoritenin yardımını istemelidir. Afetler vukuunda hekimler, birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.

Madde 57: Diğer bir hekimin hastalarını kendine çekmeğe girişmek ve çekmek yasaktır.

Madde 58: Diğer bir meslektaşı tarafından tedavi edilen bir hastaya çağrılan hekim, şu hususlara riayet etmekle yükümlüdür;
- Acil durum mevcutsa, hastanın menfaatini gözetmek,
- Hastanın, başka bir hekim seçmekteki hakkına saygılı olmak.
Konsültasyona çağrılmış olan hekim, hastanın da rızası ile , müdavi tabibe, müşahedelerini aktaracaktır. Eğer hasta, buna mümanaat edecek olursa, hekimin, bu mümanaattın doğacak neticeleri, hastaya anlatması gerekecektir.

Madde 59: Acil olarak, bir hastaya çağrılan, bir hekim, kendisini daha önce tedavi eden hekime, yapmış olduğu müdahaleleri içeren bilgi vermesi gerekir; ve hastayı da bundan haberdar eder. Ve raporun bir nüshası da kendisinde kalır.

Madde 60: Bazı durumlarda. Hekim, hastasına,. Başka bir meslektaşla konsültasyon talebinde bulunmalı veya, hasta veya çevresi tarafından yapılacak böyle bir talebi kabul etmelidir. Bazı istisnalar dışında, hastanın, hekim seçmesini saygı ile karşılamalıdır. Çağrılacak konsültan hekimin icra-i tababet edebilir durumda olması şartı aranması gereklidir.
- Hastanın istediği hekim eğer makbul değil ise, hekim, ortadan çekilebilir. Eğer hasta, tereddütlü ise, o zaman , hekim kendi tavsiyesi ile başka birinin gelmesini temin eder.
- Konsültasyon sonunda ise, konsültasyona çağrılmış olan hekim, hasta hakkındaki bilgilerini yazılı olarak, bir rapor halinde, müdavi tabibin bilgilerine sunar ve bu hususta da hastaya ayrıca bilgi verir.

Madde 61: Konsültan hekim ile müdavi tabibin fikirleri arasında derin ayrılıklar bulunduğu zaman, hasta bundan haberdar edilmelidir. Eğer hastanın düşünce ve tercihi, konsültan hekimden yana ise, müdavi hekim, çekilmekte serbesttir.

Madde 62: Konsültan hekim, acil durumlar dışında, müdavi tabibin bilgisi olmadan, hastaya çağırıp, tekrar muayene etmemelidir. Hastanın aksi istikamette isteği olmaksızın, hastanın tedavi, müdavi hekime ait olmak durumda ise, tedavi cihetine gidilmemeli. Eğer müdahale zarureti hasıl olmuş ise, bunu müdavi tabibin bilgisine aktarılmalıdır.

Madde 63:Gerek umuma açık ve gerekse özel sağlık müesseselerinin, bütün hak ve hukuka riayetkar olarak, o hastanelerden birine, hekim tarafından yaratılmış hastaya, bakacak olan pratisyen hekim hakkında, gerek hastaya ve gerekse yakınlarına bilgi vermek, o hekimin görevidir. Ayrıca, o hekimin bükün kararları hakkında, hasta ve aile efradına, müdavi hekimce, bilgi verilecektir.

Madde 64: Eğer, birkaç hekim, bir hastanın muayene ve tedavisini yüklenmişse, devamlı olarak birbirlerine bilgi vermekle yükümlüdürler. Her bir pratisyen, şahsi sorumluluk taşıyarak, hastaya göz önünde tutmak zorundadırlar. Her bir hekimin, hastaya zarar vermemek ve meslektaşlarını haberdar şartı ile görevden çekilmek hakkına haizdir.

Madde 65 : Bir hekim, ancak geçici olarak, yerine başka bir arkadaşını tayin edebilir. Yerine gelecek olan kimse ise 359. Numaralı kanunla tayin edilmiştir. Yerine başka birini tayin edecek olan hekim, arkadaşının vasıf ve hüviyetini, tabipler odasına bildirmekle yükümlüdür. Yeni geçici olarak arkadaşına bırakmış olan hekim ise bu süre içinde her türlü hekimlik faaliyetini bırakacaktır.

Madde 66: Geçici görev hitamında,yerine gelen hekim (geçici hekim), her türlü faaliyeti terk edip, yapılmış olan işler hakkında, asil olana bilgi verecektir.

Madde 67: Rekabet düşüncesi ile, ücretlerde tenzilat girişiminde bulunmak yasaktır. Hekim, para almadan tedavi yapmakta serbesttir.

Madde 68: Hastaların menfaati icabı, hekimlerin, sağlık personelleri ile iyi münasebetlerde bulunmaları gereklidir. Onların ve hastaların seçme özgürlüğüne saygılı davranmaları da her zaman göz önünde tutulmalıdır.

IV. BÖLÜM
MESLEĞİN İCRASI HAKKINDA


1-Her türlü faaliyeti kapsayan kurallar:
Madde 69: Tababetin icrası şahsi bir iştir. Her hekim, kendi karar ve hareketlerinden sorumludur.

Madde 70 : Prensip olarak, her hekim, teşhis, hastalığı önleme ve tedavi becerileri ile teçhiz (donanım) edilmiş olmalıdır .Fakat, bazı müstesna durumlar dışında, kendi bilgi, tecrübe ve edindiği vasıtaları aşan sahalarda müdahaleden çekinmelidir.

Madde 71: Hekim, icra-i tababet ettiği yerin uygun olması ve hastaları mahremiyetini koruyacak biçimde bir yer olmasına dikkat etmelidir. Aynı zamanda, kullanacağı aletlerin sterilizasyonunun temin etmeli ve etrafın temizliğine riayet etmelidir. Hastaların tedavisi için lüzumlu ihtimamı haleldar edecek durumlardan kaçınması hastaların selameti için çok önemlidir. Kendisine yardımcı olan personelin, yeteneklerini de ayrıca kontrolden geçirmelidir.

Madde 72: Kendisine yardımcı olanların işerinin ehli olduğundan emin olmalı ve hekimlik sırrına riayet etmeleri şartı aranmalıdır. Sonra, etrafındaki yardımcılarının, mesleki, mektup ve yazışmalarının, muhtevası hakkında bilgi edinmemeli lazımdır. Buna hekimin çok dikkat etmesi şarttır.

Madde 73: Hekim, tedavi etmiş olduğu hastalara ait her türlü vesikanın, gizliliğini muhafaza etmekle yükümlüdür. Bazı hasta dokümanlarına dayanarak, yapacağı yayınla, o hekimin, hastanın, şahsen teşhis edilmemesi şartı ile yayınlarını yapmalıdır veya bu olamazsa müsaadesini almalıdır.

Madde 74: Panayırlarda icra-i tababet yasaktır. Ancak, mahalli idarelerce, umumun sıhhati, söz konusu olunca bazı kanuni istisnalar yapılmış olabilir (Derogation=kanunu zorlama)

Madde 75: Kanunun 36. Maddesine göre, hiçbir kimse, takma ad ile hekimlik yapamaz. Yasaktır. Eğer bir hekim, takma ad kullanarak mesleki faaliyette bulunursa bunu bulunduğu vilayet konseyine bildirecektir.

Madde 76: Hekimin icra-i tababet sırasında hazırlayacağı rapor, bildiri ve vesikalar, kanun ve nizamnamelerin emrettiği istikamette olacaktır. Hekim tarafından kaleme alınan her reçete, bildiri ve vesika okunaklı bir şekilde ve tarihi konularak Fransızca yazılıp ve yazan hekimin kim olduğu ve imzası da altında bulunacaktır. Eğer raporla alakalı kimse yabancı ise, bir tercümesi kendisine verilecektir.

Madde 77: Hasta bakımının devamlılığını teminen, hekimin gece ve gündüz nöbette bulunması esastır, hekimlik görevidir. Ancak, il tabip odası, bazı hallerde hekimin yaşı ve sıhhati durumunun nazar-ı itibare alınarak hükme yumuşaklık getirebilir.

Madde 78: Hekimin herhangi bir acil serviste görev aldığı, görev yerine vakit geçirmeksizin, gerekli aletlerle, ulaşması öngörülmektedir.
- Ayrıca görevini kolaylaştırmak bakımından arabasına, “Acil hizmet” levhasını yapıştırmasına müsaade edilir. Hizmet sonunda ise bu levhayı kaldırması gerekir.
- Ayrıca yapmış olduğu acil müdahale hakkında hekim, hastasının müdavi tabibine izahat vermesi (59. Maddeye göre ) gerekmektedir.

Madde 79: Bir hekimin, kendi reçete kağıdında belirtmesine izin verilen hususlar aşağıda yazılmıştır:
1- Soyadı ve önadı, mesleki adresi, telefon numarası, muayene gün ve saatleri,
2- Eğer hekim, herhangi bir kurumda görevli ise, oradaki diğer hekimlerin adaları,
3- Hastalık sigortası, müesseselerindeki durumu,
4- Sağlık bakanı tarafından onaylanmış görevinin ne olduğu,
5- Tabipler Birliği tarafından onaylanmış diplomaları ve görevleri,
6- Herhangi bir cemiyete bağlılığı 64 no’lu öve Maliye Kanunun uyarınca Fransa Cumhuriyeti tarafından tanınan, şeref madalyası vs (şayet varsa)

Madde 80: Bir rehberde (telefon vs) bir hekimin belirtmesini izin verilen bilgiler şunlardır.
1- Adı, soyadı muayenehane adresi, telefon ve fax numaraları, muayene gün ve saatleri,
2- Hastalık-sigorta, teşkilatlarındaki durumu.
3- Usulüne uygun, tanzim edilmiş olan, ilave çalışma diplomaları ve bazı marifetlerini bildiren vesikalar

Madde 81: Çalıştığı yerde, yani muayenehanede bir hekimin ilan etmesine izin verilen vasıtalar, ancak, aşağıda belirtilmiş olanlardır. Adı, soyadı , telefon numarası, muayene gün ve saatleri, hastalık sigortasına ait durumu, diploma ve kalifikasyonları (madde 79, 4-5 fıkrasına göre)
-Bunlar binanın veya muayenehanenin girişinde, bir yerde bir tabela ile ilan edilir,
-Ancak bu ilanları fazla göze batmayan bir biçimde olacaktır (ave discretion)
-Eğer hekim L.356-2 umumi sıhhat kanunu maddesince, hazırlanan, diplomaya sahip değilse, o zaman hekimlik yapma yetkisine haiz olduğunu tahsil etmiş olduğu üniversiteden bir sertifikayı göstermesi gerekir.

Madde 82: Hekim, yerleşme veya adres değiştirme hallerinde, reklam yapmamak kaydı ile yeni adresini, basın yolu ile ilan edebilir ve ayrıca adresini idari makamlara bildirmek zorundadır.

Madde 83: Umumi sıhhat kanunun L.462. maddesi uyarınca, herhangi bir müessese özel kuruma veya bir topluma, hekimlik hizmetinde bulunan bir hekimin yazılı bir kontratla görevini tespit etmesi gerekmektedir. İşte bu kontratta, her iki tarafın görevleri iyice tespit edilmiş olacaktır (Mevcut kanun muvacehesinde). Her kontrat il tabip odasına bildirilebilir ve o zaman il tabip odası, bir ay içerisinde düşüncelerini bildirmek zorundadır. Birinci şıkta belirtilen anlaşmaya göre, her anlaşma ve yenilenme muameleleri tetkiki için ilgili il tabip odasına bildirilecektir. İl tabip odası ise kendisine gönderilen vesikaları, tetkik eder ve uygunsa onaylar. Alakalı hekim, tabip odasına hitaben yapmış olduğu doğruluğu hakkında namus ve şerefi üzerine söz verir.

Madde 84: Devlet teşkilatı ve dairelerinde veya bir yerel kurumda herhangi bir şekilde icra-i tababet eden hekim, görevini yazılı bir kontrat ile tescil etmesi gerekir. Ancak, devletin titüler ajanı sıfatını taşımakta olan hekimler, bu kaydın dışındadır. Alakalı hekimin bu kontratı mutlaka Tabipler Birliği Başkanlığı’na vakit geçirmeden bildirmesi gerekmektedir. Bu teşkilatta eğer hekim hakkında ifade edilecek, mülahazat olursa, hekimin bulunduğu idari makama durumu arz eder.

2- Özel muayenehaneye ait hükümler

Madde 85 : Bir hekimin, prensip olarak ancak bir muayenehanesi olabilir. İkinci bir muayenehane ise, birinci muayenehanenin bulunduğu yerden başka yerde bulunan hastalar için tesis edilebilir. Bu ikinci muayenehane ise ancak il tabip odasının müsaadesi ile açık tutulabilir. Bu müsaade ise, eğer o muhitte, aynı ihtisasta bulunan diğer bir hekim, oradan uzaklaşacak olursa o muhitin hekim ihtiyacı için verilebilir. Yoksa mümkün değildir.
- Bu müsaade şahsidir, başkasına devredilemez.
- İkinci muayenehane üç senelik bir süre içindir. Ancak il tabip odasınca icabında uzatılabilir.
- Bu müsaade eğer oraya, aynı disiplinde bir hekim gelip, ihtiyacı karşılayacak durum hasıl olursa, idarece geri alınabilir.
Hiçbir şekilde bir hekim, ikinci bir muayenehanesi varken, bir üçüncüsünü açamaz.
- Mevcut kanun maddesi sivil ve profesyonel cemiyetlerdeki hekim ve azalar 14 Haziran 1977 tarihli 77-636 No’lu kanun uyarınca böyle çalışmalara engel değildir
Emniyet bakamından yapılacak olan tıbbi araştırmalar is, ikinci bir muayene faaliyetine girmez.

Madde 86: Bir meslektaşının yerinde üç ay süre ile çalışmış olan bir hekim veya tıp öğrencisi, iki sene süre ile, o hekimle rekabet edecek durumda faaliyette bulunamaz, Bu süre hizmet sonunda ise yerinde çalışmış olan hekim, esas hekim ile birlikte çalışabilirler, ancak il tabip odasının izni şartı ile.

Madde 87: Bir hekimin, kendi hesabına diğer bir hekimi istihdam etmesi yasaklanmıştır. Ancak muayyen bir mahalde ve çok müstesna hallerde, hasta tehaciminde, bir yardımcıya izin vardır.
- Bu gibi ahvalde yardımcı olan kişi bir tıp doktoru ise il tabip odasınca izin yeterli olup, eğer yardımcı bir tıp talebesi ise o saman, izni valinin vermesi gerekir (kanun çerçevesinde).
- Mevcut kanun maddesine göre, bir tıp öğrencisinin, bir pratisyenin yanında staj yapması mümkündür.

Madde 88: 87. Maddenin beşinci fıkrasına muhalif dahi olsa, bir hekim, çok müstesna hallerde, bilhassa salgınlar sırasında eğer esas hekimin sıhhi durumu bozulmuşsa kısa bir süre için, onun yerini alabilir. Bu müsaade, il tabip odasının kararı ile üç aylık bir süre, kadı ile verilmekte ve gerektiğinde, temdit edilebilmektedir.

Madde 89: Bir hekimin muayenehanesinin başka bir hekim tarafından işletmesi yasaktır. Ancak vefat etmiş, bir hekimin yerine (muayenehanesinde) diğer bir meslektaşının tababet icrasında, il tabip odasının izni gereklidir.

Madde 90: Bir hekim, eğer kendisinden önce aynı ihtisas sahibi diğer bir hekim, aynı binayı işgal etmiş ise yeni gelenin önceden yerleşmiş olanın iznini alması gerekmektedir. Veya sadece il tabip odasının müsaadesi de yeterlidir. Ancak böyle bir durumun bazı karışıklık yaratması olası ise, bu müracaat reddedilebilir.

Madde 91: Hekimler arasında icra-i tababet etmek üzere kurulan şirketler, alakalılar arasında, mesleki serbestliklerini içeren yazılı bir kontratın tertibini gerektirmektedir. Aynı şekilde bu hüküm kanının 65,87 ve 88 maddeleri uyarınca da geçerlidir.
- Tertip edilen kontrat ve anlaşmalar, 462 sıhhiye kanununa göre tanzim edilecek ve il tabip odasının kontrol ve onayına sunulacaktır.
- Keza, birkaç hekimin meslek icrasındaki meydana getirdikleri anlaşmalarla, sağlık hizmetlerinde bulunan sağlık elemanları arasındaki anlaşmalar, il tabip odasına bildirilecektir. Bu tabip odası da, bu anlaşmaların, deontolojiye uygun olup, olmadığı hususunun kontrolü için durumu Tabipler Birliği’nin bilgisine sunar. Her türlü anlaşmalar, mevcut kanun mucibince, il tabip odasınca tetkik edilerek mülahazatı alakalılara bir ay içerisinde bildirilir.
- Alakalı, hekim ise, yapmış oyduğu, tabip odasına vermiş olduğu beyanın doğruluğu hakkında şeref sözü verir.

Madde 92: Bir hekim, eğer yapacağı tedavinin kalitesine noksanlık gelecek veya meslek icrasında, özgürlüğüne kısıtlamalar getirici durumlar hasıl olacaksa o sağlık kurulu ile anlaşma yapmaktan kaçınmalıdır.

Madde 93: Kanuni statüsü ne olursa olsun birkaç hekimin birlikte aynı yerde icra-i tababet sırasında her bir hekimin, serbest ve şahsi olarak, icra-i tababeti gerekir.
- Hastanın hekim seçimindeki özgürlüğüne saygılı olmak gerekir.
- Eğer teşrik-i mesaide bulunan birkaç hekim ayrı ayrı yerlerde, icra-i tababet etmekte iseler,
- özel durumlar hariç her hekimin kendi muayenehanesinde hastaya bakması gerekmektedir.
- Bu hüküm rekabet eden hekim için de geçerlidir.
- Hekim ilgili olduğu şirketin antetli vesika veya kağıtlarını kullanabilir. Ancak kendi imza ve adresi beraber olmak şartı aranır.

Madde 94: Şirket halinde veya grup halindeki muayenehanelerde çalışan hekimler, para kabulü veya paraların aralarında taksimi, yasak olmakla beraber, eğer alakalı hekimler eğer aynı ihtisas grubundan iseler, sivil veya profesyonel kurumların hususi kayıtlarınca bu para bölüşmesine izin verilebilir.

ÜCRETLİ TABABET İCRASI

Madde 95: Gerek kamu veya gerekse özel bir kurumla anlaşmalı olarak icra-i tababet eden bir hekimin mesleki vazifelerinde hiçbir değişiklik getirmez, kararlarındaki özgürlüğünü korumakta ve mesleki sırlara riayetkar olmakta hürdür. Çalıştığı kurumca hiçbir şekilde bir hekimin tababet icrasındaki özgürlüğüne kısıtlama getirilemez. Her şeyden önce o hekim, umumun sıhhati ve mensup olduğu müessesenin personelin sağlık ve emniyetini gözetmekle yükümlüdür.

Madde 96: Her sağlık kurumunda olduğu gibi sağlık dosyaları alakalı hekimin sorumluluğundadır.

Madde 97: Ücretli çalışan bir hekimin kendi özgürlüğü ve yaptığı tedavinin kalitesine halel gelecek ilave bir faaliyet veya bir menfaati hiçbir şekilde kabul etmemelidir.

Madde 98: Bir özel veya kamu kurumunda çalışan hekimlerin kendi özel hastalarının adedini çoğaltmak için bu müesseseleri alet edemezler.

Madde 99: Ancak müstesna hallerde, önleyici hekimlikle görevli olan bir hekim, tedavi etmek görevini üstlenir. Genelde hasta olduğunu tespit ettiği kişiyi hastanın göstereceği hekime göndermekle görevlidir.

KONTROL HEKİMLİĞİ GÖREVİ

Madde 100: Kontrol etme görevinde olan bir hekim, aynı zamanda önleyici hekimlik görevini sürdüremez, ancak acil durumlarda, aynı hastanın tedavisine müdahale edebilir. Bu yasak, kendisi ile beraber yaşayan hastanın ailesi efradı içinde geçerlidir.

Madde 101: Kontrol görevini üstlenmiş olan hekim, eğer karşılaşmış olduğu teknik problemler veya bilgi salahiyetini aşan meseleler veya uygulanması öngörülen bu kanuna uymayan durumlar kendisine bu görevden çekilme hakkını tanır.

Madde 102: kontrol görevlisi hekim, muayene edeceği şahsa önceden haber vermelidir. Sözlerinden son derece dikkatli olup, hiçbir mülahazada bulunmamalıdır. Ve hükümlerinde objektif olmalıdır.

Madde 103: Kontrol görevlisi hekim, ancak kanunun öngördüğü müstesna durumlar dışında tedavi edilmekte olan hastanın tedavisine müdahale etmemelidir. Ancak hastanın tedavisinde bariz bir aksaklık veya teşhisinde bir hatalı durum gördüğünde bu durumu müdavi hekime şahsen bildirmelidir. Eğer bunda bir zorluk hasıl olursa o zaman, il tabip odasına müracaatı gerekir.

Madde 104: Kontrol görevlisi hekim, hizmetinde bulunduğu idare veya teşkilat karşısında, hastanın sırlarını saklamakla yükümlüdür. Ancak, o hekim, idari yönden olan durumları bildirmekle mükelleftir; hastanın hastalığı vs. gibi durumları kendisine mahfuz kalması esas şarttır. Alakalı hekim tarafından tanzim olan, tıbbi nominatif bilgiler, hiçbir senetle ne bu tıbbi servise, yabancı şahıslara ve ne de diğer bir organizasyona bildirilemez

EKSPERTİZ HEKİMLİK GÖREVİ

Madde 105: Hiç kimse aynı hasta için hem müdavi hekim ve hem de ekspertiz hekim olamaz. Bir hekim hastalarından birinin veya onun yakınlarından birinin veya dostlarından biri veya her zaman hizmetinde bulunduğu bir toplum hakkında ekspertizlik görevini kabul etmemelidir.

Madde 106: Böyle bir görevi üzerine almış olan bir hekim, kendi teknik ve bilgilerini aşan durumlarla karşılaştığında veya bu yolda konmuş olan konuma uygun düşmeme durumunda, eksperlik görevinden çekilmelidir.

Madde 107: Ekspertiz görevlisi hekim, tetkik edeceği şahsı ziyaretinden evvel haberdar ederken aynı zamanda kanuni görevinin muhtevasını da bildirmelidir.

Madde 108: Raporunu yazan eksper hekimin raporunda ancak sorulmuş olan suallerin cevapları bulunabilir. Bunun dışında eğer başka bilgiler de edinmiş ise, bunları gizli tutmalıdır. Aynı zamanda bu görevi yalnız kendi başına icra ettiğini de kanıtlayan bir belge ibraz etmelidir.

V. BÖLÜM
DİĞER ÇEŞİTLİ DURUMLAR


Madde 109: Her hekim listeye kaydolduğunda il tabip odası muvacehesinde (karşısında) mer’i (geçerli, yürürlükte olan) olan hükümler hakkında bilgisi olduğuna ve mevzuata riayet edeceğini yazılı ve yeminli olarak bildirir.

Madde 110: Herhangi bir hekim tarafından, tabip odasına hakikate aykırı ve eksik bilgi verilmesi, disiplin kovuşturmasını gerektirir.

Madde 111: Faaliyetinde değişiklik yapan veya faaliyetine son veren her hekim, durumu il tabip odasına bildirmekle yükümlüdür. Ve bu konseyde durumu ayrıca milli konseye bildirir.

Madde 112: Tabipler Birliği (Ordere des medecin) tarafından alınan her kararın mevcut kanun muvacehesinde gerekçesi göstermelidir. İl tabip odasınca alınmış olan kararlar ilgililerin isteği üzerine Tabipler Birliği tarafından iptal edilebilir. Ancak bu istek, iki ay içerisinde yapılmalıdır.

MADDE 113: 28 Haziran 1979 çıkan kanun iptal edilmiştir.

Madde 114: Adalet ve Sağlık Bakanlıkları ile hastalık genel sigortası kurumlarına ait olan bu hükümlerin icrası, Resmi Gazete’de ilan edilmiştir. 6 Eylül 1995

Başbakan: Alain Juppe
Sağlık Bakanı Elisabeth Huberit Adalet Bakanı Jacgues Toubon

 
< Önceki   Sonraki >
© 2014 HAYAD - Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği
Tasarım Soner Ekici

Tüm hakları saklıdır. Sitenin içeriği kaynak belirtilerek alıntılanabilir.
iç çamaşır