Advertisement
Dil Seçimi
English Site
Son Haberler
Basın Açıklamaları
Etkinlikler
HAYAD - Yahoo! Groups

HAYAD Yahoo! Groups

Mesaj Göndermek İçin

Üye Olmak İçin

Üyelikten Çıkmak İçin

Kimler Sitede?
Şuanda 27 misafir bağlı
Yetkili Girişi





Parolamı unuttum?
Tüberküloz ve Hasta Hakları Yazdir E-posta
Perşembe, 11 Mayıs 2006

Sağlıklı olmak doğal bir insan hakkidir. Ancak herkes bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bazı davranışlar da dâhil birçok etken yüzünden sağlığını ve sağlıklılık halini yitirebilir ve hastalanabilir.

Bu hastalıkların nedeni bazen "mikrop", "virüs", "parazit" ya da "mantar" diye adlandırdığımız canlı hastalık etkenleridir. Halk arasındaki söylenişiyle "verem hastalığı”nda da sorumlu böyle bir mikrop, daha doğru deyişle bir "basil"dir.

Verem Hastalığı
Verem hastalığının etkeni olan basilin bulunmasının üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçmiştir. Etkili bir asisi vardır. Yine de bu hastalık birçok toplum açısından hala önemli bir sağlık sorunudur. Bir çok ülke bu hastalığı Dünya Sağlık Örgütü`nün görüşleri doğrultusunda "sosyal" bir hastalık olarak ilan etmiştir. Birçok ülkede vatandaşlar asılanarak bir yandan bu hastalıktan korunmaya çalışılırken, bir yandan da bağışıklanmadığı için hastalanan insanlara teşhis koyup tedavi etme görevini üstlenen organizasyonlar oluşturulmuştur.

Gerek bireysel gerekse toplumsal yönden ekonomik koşul ve olanaklarla bu kadar doğrudan ilgili bir başka hastalık yoktur. Bazı özel durumlar dışında verem hastalığı çoğunlukla düşük sosyal ve ekonomik statüye sahip kesimlerde görülür. Bir ülkede bu kesimde yer alan insanların oranı arttıkça, başka bir deyişle gelir düzeyindeki eşitsizlik arttıkça verem hastalarının oranı da artar. Bu nedenle hastalığı ortadan kaldırmak için öncelikle toplumun tümünün ortalama gelir düzeyinin yükseltilmesi, en azından en alt gelir gruplarında yer alan kesimlerin ya sayılarının azaltılması ya da bazı katkılarla desteklenmesi gereklidir.

Veremin artmasında ya da azaltılamamasında ikinci önemli neden koruyucu sağlık hizmeti ağırlıklı ve basamaklandırılmış biçimde bir temel sağlık hizmeti örgütlenmesinin olmaması ya da yetersiz olmasıdır. Gerçekten de tüm vatandaşlara ulaşabilen koruyucu sağlık hizmetlerinin kurulmuş ve isler durumda bulunduğu ülkelerde bu hastalık ya hiç yoktur ya da çok azdır.

Hastalığın artmasındaki üçüncü neden insanların teker bu hastalıktan korunmak için yeterli özen göstermemesidir. Tıpkı bunun gibi hastaların tedavileri için gerekli olan koşulları yerine getirmemeleri, tedavilerini yakınmaları geçer geçmez bırakmaları ya da düzensiz uygulamaları, özellikle de yakınlarını korumamaları da çok önemli diğer olumsuz etkenlerdir.

Verem hastalığı ile ilgili haklar nelerdir?
Öncelikle tüm insanların bu hastalığa yönelik olarak "sağlıklı olma" ya da "sağlıklılık halini sürdürme hakki" adına sahip oldukları haklar vardır. Bunları ana baslıklar halinde söyle sıralayabiliriz:

1. Genel olarak basamaklandırılmış bir sağlık sistemine, özel olarak da verem hastalığı konusunda uzmanlaşmış bir organizasyonu sahip olma hakki: Her vatandasın koruyucu sağlık hizmetleri temel alınarak organize edilmiş bir sağlık sisteminden sağlıklıyken ve sağlıklılık halini devam ettirebilmek üzere hizmet alma hakki vardır. Ayni şekilde bu hizmetle ilişkili bir biçimde çalışan verem hastalığı konusunda yeterli ve etkin donanıma sahip sağlık kurumlarına sahip olma ve bunlara ulaşabilme hakki vardır.

2. Verem hastalığını yapan basile karsı bağışıklanma yani aşılanma hakki: Her çocuk doğumundan hemen sonra en çok bir ay içinde bu aşıya ulaşma ve asılanma hakkına sahiptir. İdeali doğumun hemen ardından bu asinin yapılmasıdır. Devletin tüm vatandaşlarına yönelik olarak öncelikle kendi resmi sağlık organizasyonu aracılığıyla bu asiyi sağlama, kendi sağlık kuruluşlarında yaptırma ve tüm sağlık kuruluşlarında yapılmasını sağlama ve kontrol etme görevi vardır.

3. Verem hastalığı hakkında bilgilenme hakki: Her vatandasın öncelikle bu hastalıkla özel olarak uğrasan sağlık kurumları basta olmak üzere tüm sağlık kurum ve kuruluşlarıyla, yaygın halk sağlığı eğitimi araçları kullanılarak, hastalıkla ve hastalıktan korunmakla ilgili bilgiyi alma, öğrenme, kullanma ve uygulama hakki vardır.

4. Hastalığı bulaştırma durumunda olan kişilerden korunma hakki: Her insanin hastalığa yakalanmış ancak bir nedenle hala basil çıkarmayı sürdüren kişilerden korunma hakki vardır. Bunun hakkin pratikteki karşılığı verem hastalarının saptanma, tanınma ve tedavi olma ve dışarı basil çıkarmaları durana kadar gözetim altında olmalarının sağlanmasıdır. Dolayısıyla hastaların yukarıda sıraladığımız haklarının sağlanması ayni zamanda üçüncü kişilerin de somut bir hakkidir. Bu hak özellikle verem hastalığına yakalanmış kişilerin çevresindeki bireyler için daha fazla söz konusudur.

5. Verem hastalığıyla ilgili kontrol ve izlenme hakki: Bu hak da tüm yurttaşların sahip olması gereken ancak hasta yakınlarının mutlaka kullanması gereken bir haktir.

VEREM HASTALARININ SAHIP OLDUGU HAKLAR:
1. Sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakki: Erken tanı, tetkik, tedavi ve izlenme olarak bu hastalıkla özel olarak uğrasan yetkin ve donanımlı sağlık kurumlarına ulaşma ve onlardan üstelik de ücretsiz olarak yararlanma hakki her yurttasın doğal bir hakkidir. Bu hak tanı ve tedavi süreçlerinin tümünü ve her aşamasını kapsamalıdır. Maddi ya da teknik olanaksızlıkların, bu süreçleri kesintiye uğratmaması temel öneme sahiptir. Bu amaçla kurulan organizasyon tarafından tanınma bilinme ve olanaklarından eşit biçimde yararlanma hakkin kapsamı içinde sayılmalıdır.
Bu kapsam içinde ayrıntılarıyla belirtirsek;

-Hizmete ulaşma için herhangi bir aracı ya da koşul öngörülmemelidir.
-Gerek duyulan her türlü inceleme ve araştırma yöntemi bulundurulmalı ve yararlanılabilmelidir.
-Özellikle hastalığı yapan basillerin ilaçlara dirençleri öncelikle saptanmalı ve uygun tedavi rejimleri bilimsel temellere dayanacak bir şekilde belirlenmelidir.
-Olanaklar eşit olarak ve ayrımsız bir şekilde sunulmalıdır.
-Tanısı kesinleşmiş her hastaya gereksindiği ilaçlar tedaviye yetecek miktar ve sürelerde sağlanmalıdır.
-Tedavi başlangıcında gerekiyorsa yatarak tedavi (modern tedavide en az iki ay süreyle) olanağı sunulmalıdır.
-Önerilen ilaçların etkinliği ve yan etkileri bilimsel yöntemlerle ve hastada herhangi bir olumsuzluğa yol açmadan izlenmelidir.
-Hastanın kendisi, yakınları ve çevresi hizmet ekibinin içinde yer alması gereken sosyal hizmet uzmanı, pedagog, psikolog vb. diğer elemanların da katılımıyla mümkün olduğu oranda yerinde olacak şekilde değerlendirilmeli, tedavisini ve hastalık sürecini olumsuz etkileyecek etkenler saptanarak giderilmelidir.
-hastaların tedavileri yalnız verem hastalığı ile sinirli kalmamalı, bu hastalığı da etkileyebilecek basta psikiyatrik sorunlar olmak üzere diğer sağlık sorunlarının da çözümü ve tedavisi doğrultusunda bir hizmet sunulmalıdır.
-Hastaları tedavileri yalnız kendi inisiyatifine bırakılmamalı, basta aile içi kişiler olmak üzere çevresindeki kişilerin de tedaviden bilgilenmesi ve tedavinin izlenmesi ve düzenli sürmesinde katkıları sağlanmalıdır.
-Tüm sağlık hizmeti sürecinde hastayla iki karsı kişi ya da iki karsı grup olarak davranmak yerine bir işbirliği anlayışı ve sorunu ortak çözme anlayışı egemen kılınmalıdır.
-Eğer olanak varsa, tedavi sürecine hastanın bulunduğu yere en yakin ve hastanın bağlı bulunduğu sağlık ocağı ekibi de dâhil edilmeli ve işbirliği sağlanmalıdır.

2. Hekimini seçme ve belirleme hakki:
Bu amaçla kurulmuş organizasyonlar yeterliyse hasta kendi durum ve koşullarına en uygun, kendisiyle iyi bir diyalog ve işbirliği kuracak kurum ya da hekimi seçme ve belirleme hakkına sahip olmalıdır.

Her insan kuskusuz en çok bilgi ve donanıma sahip, en deneyimli, en dikkatli, en başarılı, en hoş sohbet, en insan vb. bir hekim veya sağlıkçıyla işbirliği yapmak ister. Bu hak buradan kaynaklanan bir haktir. Dolayısıyla bu amaçla oluşturulan organizasyonun her birim ve aşamasında asgari standart nitelikler söz konusu olmalı ve bunlar eşit bir şekilde sunulabilmelidir.

Hastanın hastalığı algılaması, tedaviyi doğru uygulaması, toplum ve başkaları için herhangi bir tehlike oluşturması söz konusu olmayacaksa, seçtiği hekimin bu konudaki bilgisi dahil olmak üzere, verdiği sağlık hizmetine ilişkin kontrol ve denetim süreçlerinde herhangi bir olumsuzluk ya da sıkıntı söz konusu değilse her hasta istediği hekimi seçerek hizmeti ondan alabilmelidir. Kurulan özel hizmet sisteminin iyi islemesi adına hastaya bu konudaki özellikler anlatılmalı ve seçimi konusunda yönlendirme yapılmalı ancak karar yine de hastaya ait olmalıdır. Hiçbir hasta verdiği yanlış karardan dolayı doğru ve etkin hizmet almaktan mahrum edilmemelidir.

3. Saygınlığını koruma hakki: Verem hastalığı toplum içindeki inanç ve yanlış değer yargıları nedeniyle zaman zaman belirli çevrelerde olumsuz olarak değerlendirilmekte ve bir statü belirtici öğe olarak algılanmaktadır. Böyle bir algılama ve değerlendirme hastaların insanlar arasında daha aşağı bir noktada konumlandırılmasına yol açabilmektedir. Verem hastaları da birer insan olarak onur duygusu ve saygınlığa sahiptirler. Diğer insanlara kıyasla hiçbir ayrım gösterilmeksizin onun kişilik hakları gözetilmeli ve sağlanmalıdır.

Gerek hizmet alınan sağlık kurumlarında, gerekse kendi içlerinde ve toplumsal çevrelerinde hastalar bu tür bir olumsuzlukla karsılaşmamalı, tersine pozitif anlamda bir ayrımcılığın sağladığı ek olanaklardan yararlanabilmelidir. Sağlık personeli hizmet verdikleri tüm insanlara cinsiyet, eğitim, irk, yas, inanç ya da sosyal ve ekonomik durum veya yasam tarzı gibi farklılıklara aldırmadan nasıl eşit davranıyorsa verem hastalığına yakalanmış kişilere de bu hastalığa sahip olmalarından kaynaklanan negatif bir ayrımcılıkta bulunmamakla sorumludurlar.
Öte yandan bu durumdaki hastalar tedavi süreçlerinden kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalmışlarsa bunlar da bir biçimde karşılanmalıdır. Örneğin yatarak tedavi görmek zorunda olanların ekonomik yönden desteklenmeleri, islerinden ayrı kaldıkları sürelerde kendilerinin ve ailelerinin geçimlerinin sağlanması, çalışmamaktan kaynaklanan ise yaramama duygularının oluşması önlenmeli, isle rehabilitasyon, beceri kazandırma, o koşullarda çalışma olanaklarının bulunması ve sosyal etkinliklerde yer alma biçiminde ek katkılar sunulmalıdır.

4. Bilgilenme hakki: Her verem hastasının bu hastalık ve sağlığıyla ilgili olarak gereksindiği ve öğrenmek istediği her türlü bilgiye ulaşma hakki vardır. Bir verem hastası bir sağlık kurumuna başvurduğu andan başlayarak, alınacak hizmetle ilgili olan her konuda bilgilendirilme hakkına sahiptir. Daha sonra genel olarak sağlıkla ilgili özel olarak da verem hastalığı ve hastanın durumuyla ilgili tüm bilgiler verilmelidir.

Bu bilgiler arasında:
- hastanın yakınmalarına uyan olası başka hastalıkların ne olduğu,
- bunların arasından kesin tanıya ulaşmak için nelerin yapılması gerektiği, bu inceleme ve araştırma işlemlerin nasıl ve neden yapılacağı, bu işlemler sırasında hastaların yasayacakları, karsılaşacağı riskler, bunlar için ödeyeceği bedel ve karşılıklar, hasta ya da yakınlarına getireceği yükler,
- bu araştırma işlemleriyle ilgili başka seçeneklerinin olup olmadığı, ülke koşul ve olanaklarından kaynaklanan bazı olumsuzlukları yasayıp yasamayacakları, araştırmayla ilgili seçimin neye göre yapılacağı ya da yapılması gerektiği,
- hastalığın aşamalarının, hastanın durumunun acil ve yaşamsal olup olmadığı,
- tanı kesinleştikten sonra hastalık hakkında gerekli tüm bilgiler, hastaların tedavi sırasında ve sonrasında nelerle karsılaşabilecekleri,
- hastalığın kesin tedavinin mümkün olup olmadığı, bunun için nelerin yapılması gerektiği,
-tedaviyle ilgili ortaya çıkabilecek olumsuz durumlar, tedavinin nasıl ve nerede yapılacağı, bunun için ödeyeceğiniz bedel,
-ayni hastalığa benzer başka hastalarda alınan sonuçlar,
-uygulanacak işlemler ve tedavi sırasında bunları gerçekleştirecek kişilerin bilgi ve deneyimlerinin olup olmadığı,
- hastalık süresince ve tedavi sırasında hastaların neleri yapıp neleri yapmayacağı, herhangi bir kısıtlamaya maruz kalıp kalmayacağı,
- olumsuz durumlardan korunmak ya da sakınmak için yapılması gerekenler
- hastalık süreci ve sonrasında yapılacak izlemelerle ilgili bilgiler,
- komplikasyonlar ve bu süreçte yaşanabilecek sıkıntılar,
- kısacası tanı ve tedavi açısından gerekli olabilecek her şey ve hasta ya da yakınlarının aklına gelebilecek tüm sorular ve konular bulunmalı ve her hastanın ve yakınlarının anlayabileceği biçimde ya da anlayana kadar anlatılmalıdır.
Tüm bu anlatılanları her hastanın başka hekim ya da kurumlara danışarak yeniden değerlendirme hakki da vardır. Bu konu da olumlu karşılanarak, talep etmesi halinde bu konuda da hastaya yardımcı olunmalıdır.

5. Onaylama ve rızasını belirtme hakki: Her hastaya yapılacak işlemlerle ilgili gerekli bilgi verildikten sonra alınacak kararlarla ilgili olarak onay ya da rızası alınmalıdır. Bu isleme "AYDINLATILMIS ONAM" denilmektedir. Gerekli aydınlatma yapıldıktan sonra hastanın onamı olmadan hiçbir işlem yapılmamalıdır. Burada verem hastalığının sosyal boyutu ve toplum için taşıdığı önem ortaya çıkmaktadır. Hastanın tanı ve tedaviyi onaylaması salt kendi sağlığı açısından değil ancak toplum sağlığı açısından da değerlendirilecek ve yukarıda söz ettiğimiz diğer insanların hakları açısından da durumu değerlendirmesi istenecektir. Hastaların herhangi bir biçimde bilgi ve onamı olmadan yapılan işlemlerden kaynaklanan olumsuzluklar söz konusu olduğunda ya da belirli haklarının ihlal edildiğini düşündüğünde her türlü yolla başvuru hakkinizi kullanması sağlanmalıdır.

6. Mahremiyet ve gizlilik hakki: Her hastaya başka hastalıklarda olduğu gibi verem hastalığıyla ilgili sağlık hizmeti verirken kurulacak ilişki sırasında her şeyin hasta aksini istemediği sürece gizli kalmalıdır. Verem hastalığında ortaya çıkan sorunlardan birisi de budur. Sosyal ve devletin koruması altında olan bir hastalık olduğu için belirli bir ihbar sistem söz konusudur. Bu durum ve ihbarın neden gerekli olduğu, hastaya anlatılmalı, bu durumun hastada ek bir olumsuzluk yaratması olasılığı varsa buna yönelik önlemler alınmalıdır.
Benzer biçimde hasta yakınlarının da durumdan bilgilenmesi korunma ve onların hakları açısından bir zorunluluktur. Benzer başka hastalıklarda olduğu gibi hastanın enez zararına olacak durum yaratılmalı ve ona göre davranılmalıdır.

7. Tedaviden vazgeçme hakki:
Başka hastalıklarda söz konusu olabilen bu durum verem hastalığı için yukarıda söz ettiğimiz nedenlerden dolayı ne yazık ki yoktur. Bu hakki başka tedavileri kullanma ya da başka yerde tedavi olma hakki biçiminde anlamak gereklidir. Yoksa veremli bir hastanın yararlanacağı bir tedaviyi terk etmesi ya da uygulamaktan kaçınması başka insanlarla ilişki ve teması sürdükçe bu kişiler açısından bir risk yaratacaktır. Dolayısıyla tedaviden kaçınması söz konusu olmamalıdır. Ancak yararlı olup olmayacağı belirsiz ya da deneme amacıyla bir tedavi öneriliyor veya uygulanıyorsa ve bundan dolayı tıbbi olmayan bir olumsuz sonuç yaşanıyorsa hasta tedaviden vazgeçebilir ve yeni bir merkez, hekim veya tedavi yöntemi arayışı içinde olabilmelidir. Yine terminal dönemde olan hastalara palyatif amaçlı tedavi yöntemleri öneriliyorsa bu tedavileri de uygulayıp uygulamama konusunda kişi özgür olmalıdır.

8. Tutulan kayıt ve dosyalarla ilgili haklar: Her hastalıkta olduğu gibi verem hastalığında da hastaların hastalık süresince hatta daha sonra yapılacak izlemelerde kullanılacak olan bir dosyası olacaktır. Bu dosyayla ilgili olarak kurum ya da hekim kadar hastaların da dosya içeriğini bilme, isterse bir kopyasını alma ve yanlış bilgilerin düzeltilmesini isteme hakki vardır.

Hasta alacağı hizmet sırasında ve sonrasında yapılan işlemlere ilişkin olarak, hastanın da anlayacağı biçimde "epikriz" adi verilen özet bilgiyi alabilmelidir. Verem hastaları tedavi ve izlenmeleriyle ilgili bir kurum değiştirdiklerinde o zamana kadar yapılan işlem ve incelemelerin örneklerini ve/veya en azından ayrıntılı özetlerini alabilmelidir.
Hasta dosyalarındaki bilgi ve belgeler yasal nedenle bir mahkeme ya da soruşturma kurulu tarafından resmi yolla istenmedikçe kurum dışına çıkarılmamalı, üçüncü kişi ve taraflara verilmemeli ya da gösterilmemelidir. Dosya içeriği ancak, eğitim ve araştırma amacıyla kimlik bilgileri ve sizin kişisel bilgileriniz dışındaki bilgilerle sinirli olarak ve ancak kurumumuzun yetkili ve sorumlularının bilgi ve onayı ile kullanılabilir. Bu tür kullanımda hastanın herhangi bir mağduriyeti söz konusu olursa bundan doğacak sorumluluğu yine kurum üstlenmelidir.

9. başvuru ve şikayet hakki: Veremli hastalar da diğer hastalar gibi hizmet aldıkları sırada herhangi bir kişi tarafından, herhangi bir şekilde maruz kaldıkları olumsuzluk ya da hatalar nedeniyle; herhangi bir zarar görürler ya da gördüklerini düşünürlerse ya da bir haklarının ihlal edildiğinden kuşkulanırlarsa başvuru, şikayet ve dava haklarını kullanabilmelidirler.

Mağduriyete neden olan uygulama bir hekim tarafından yapılmışsa mesleki yönden araştırılıp soruşturulmak üzere ilgili tabip odasına, hekimler de dahil tüm diğer personelin yaptıklarıyla ilgili olarak ise; kontrol ve denetimle sorumlu olan kurum amirlerine ve il sağlık müdürlüğüne başvurma, ayrıca eğer maddi veya manevi bir zarar oluştuğu kanisi varsa yasal yolları kullanma hakki her hasta gibi veremli hastaların da vardır.

10. Sosyal yardim ve destek hakki: Verem hastalığı ilgili yasalar uyarınca sosyal bir hastalık olarak nitelendirilmektedir. Hastalar hastalıkları süresince fiziksel ve ruhsal durumları kendi ve yakınlarının gündelik geçimlerini sağlayamayabilirler. Ayrıca yatarak ve gözetim altında tedavi uygulanması onları mesleklerini ve görevlerini yapmaktan alıkoyabilir. Bu koşullarda daha önceleri ülkemizde uygulandığı gibi, basta devlet tarafından oluşturulmuş organizasyonlar olmak üzere her türlü gönüllü yardim kuruluşlarınca, belirli kurallar dâhilinde ve yine belirli bir program çerçevesince hastaların sosyal yardim ve destek alma hakları olmalıdır.
Bu yârdim ve destek; ekonomik konular yanında hastanın "bir ise yaramadığı" biçimindeki düşüncelerini ortadan kaldıracak şekilde geliştirilmeli ve genişletilmelidir. Bir anlamda sosyal esenlendirme sayılabilecek bu yardim ve destek, hastanın içinde bulunduğu koşul ve olanaklara göre seçilmelidir. "Is ve üretim"i içerecek bu esenlendirme çalışmaları mutlaka konuyu iyi bilen uzman ve sosyal destek elemanlarının işbirliği ile ve gözetimleri altında gerçekleştirilmelidir.

VEREM HASTALARININ DA ÖDEV VE SORUMLULUKLARI DA VARDIR

Verem hastaları sağlıklarına kavuşmaları amacıyla özel düzenlenmiş bu hizmeti alırken yerine getirmeleri gereken bazı ödev ve sorumluluklara sahiptir. Hastaların bunları anlama, öğrenme ve uygulamaları için yine uzmanlar yardımcı ve destek olmalıdır. Bunları kısaca söyle belirtebiliriz:

Hizmet aldığı kurum ve çalışanlarına (basta hekimler olmak üzere) karsı dürüst ve açık olunmalıdır.
Anlaşılmayan her şey sorulmalı ve anlamaya çalışılmalıdır.
Yapılan tüm işlemlere ilişkin görüş ve tepkileri ifade edilmelidir.
Verilen hizmet sırasında aktif ve katılımcı olunmalıdır.
Anlatılan ve kabul ettiğiniz işlem ve uygulamalar konusunda gerekenler eksiksiz yapılmalıdır.
Önerilen her tedavinin makul ve mantıklı bir nedene bağlı olarak değiştirilmesi ya da bir zarar ya da en azından yararsızlık nedeniyle durdurulması söz konusu değilse eksiksiz ve tam olarak uygulanmaya çalışılmalıdır.
Tedavinin kesilmesi ve durdurulması konusunda hastanın kendisini iyi duyumsaması değil objektif kanıtlarla tedavinin yeterli olduğu ortaya konulduğunda hekimin önerisi doğrultusunda gerçekleşmelidir.
Hastalığın herhangi bir anında ortaya çıkan yeni bir durum ortaya çıktığında hekime ya da sağlık kurulusuna yeniden ulaşılmalı ve gerekenler ortaya konulup anlaşıldıktan sonra uygulanmalıdır.
Hastalar kendi sağlıkları kadar, yakınları ve çevrelerindeki kişilerin sağlığıyla ilgili sorumluluk taşıdıklarını da unutmamalıdır. Bu bağlamda etkili olacak ya da soruna yol açacak hiçbir konuyu ya da önlemi ihmal etmemeli ve önemsiz saymamalıdır.
Yalnız tedaviyle ilgili öneriler değil, ayni zamanda hastalıktan ve bulaşmasından korunma konusunda da yapılması gerekenler tam olarak uygulanmalıdır.
Her hasta kendisi gibi binlerce hasta olduğunu, onların da hakları olduğunu ve kimsenin hiçbir kendi haklarının gereği olarak başkalarının haklarının ihlal edemeyeceğini unutmamalıdır.
Her zaman işbirliği temel alınmalı ve tek kişilerin sağlıklı olmaları yanında bir bütün olarak toplumun sağlığı da göz ardı edilmemelidir.

 
< Önceki
© 2012 HAYAD - Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği
Tasarım Soner Ekici

Tüm hakları saklıdır. Sitenin içeriği kaynak belirtilerek alıntılanabilir.