Leyla Ezgi, Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Başkanı. Eşini yanlış teşhis ve tedavi sonucu yitiren Ezgi, yürüttüğü hukuk savaşımını diğer hasta yakınlarına destek olarak yürütüyor. "Hepimizi hasta eden ve doktorları kötü koşullarda çalışmaya mahkûm eden bu sağlık sisteminin ağır bedelini hepimiz ödüyoruz" diyor... Hastayım, haklarım var YILDIZ ATEŞ " Denize çok düşkündü, bu yüzden almıştı o küçük balıkçı teknesini. Önemsiz bir problem vardı sadece; bir mide rahatsızlığı, 'Tedavi olayım da öyle başlayalım deniz maceramıza' dedi Cahit ve ameliyat olmak üzere Amerikan Hastanesi'ne yattı..." Leyla Ezgi Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Başkanı. 1996 yılında mide darlığı teşhisi ile Amerikan Hastanesi'ne yatan eşi Cahit Ezgi 4.5 ayda 9 ameliyat geçirdikten sonra yaşamını yitirdi. Leyla Hanım ise eşinin "hekim hatası ve tedbirsizlik" sonucu ölümünü kanıtlamak için büyük bir mücadele vermeye başladı. Hastanede kaldıkları süre boyunca faydalanamadıkları hasta haklarına ulaşmayı, böylelikle eşinin ölümünden olumlu bir toplumsal sonuç çıkarmayı hedefledi. Kendisi gibi hasta haklarına duyarlı insanları bir araya toplayarak HAYAD'ı kurdu. "Hasta hakları için mücadele kararı aldım. Bize bunun basit bir ameliyat olduğunu, Cahit'in bir hafta hastanede kalıp üçüncü hafta işinin başında olacağını söyleyen hekim Prof. Dr. Fikri Alican, tedbirsizliği sonucu 42 yaşındaki eşimin ölümüne sebep oldu. İşe hekimin cerrahi kitaplarını okuyarak başladım. Bir yandan da davamı üstlenecek bir avukat arayışına girdim. Ne yazık ki hasta hakları konusunda uzmanlaşmış bir avukat yoktu. Davama inanan bir avukat bulana kadar da çok sıkıntı çektim. Bulduktan sonra her şeyi avukatla birlikte araştırarak öğrendik. Daha sonra öğrendiklerimizi diğer mağdurlara da öğretelim düşüncesiyle HAYAD'ı kurduk." Önce 'hasta hakları' kavramının ülkemizde ve dünyada ne kadar geçerli olduğunu araştırdılar; Türkiye'de bu konuda henüz bir gelişme olmazken Dünya Tabip Birliği Hasta Hakları Lizbon ve Amsterdam Bildirgeleri'ne ulaştılar. Her iki bildirgenin de temelinde hastanın durumu ile ilgili tıbbi gerçekleri, tedaviye yönelik seçenekleri ve bunların olası sonuçlarını öğrenme hakkına sahip olduğunu gördüler. "Hasta Yakını Hakları" kavramı ise henüz dünyada bile tartışılmış değil. Leyla Ezgi, akademik çevre tarafından geliştirilebilirse, bu kavramın dünya literatürüne geçebileceğini düşünüyor; hasta yakınının hastayla birlikte hastanede sıkıntı ve acı çekmesi nedeniyle hak ihlalleri karşısında yasal korumadan yoksun olmaması gerektiğini vurguluyor. "Ameliyatı yapan hekim ameliyat öncesi ve sonrası bizi bilgilendirmedi. Üstelik daha sonra asistanı diye gösterdiği bir başka hekim Opr. Dr. Samim Süngün eşimle ilgilenmeye başladı; kendisi ara sıra uğrar oldu. İlk ameliyatın ardından Cahit'in karın ağrıları başladı. Ağrısı öyle arttı ki ayaklarını uzatamadığından bir geceyi sandalye üstünde iki büklüm geçirmek zorunda kaldı. Hastalığının en önemli belirtisinin ağrı olduğu bilimsel bir gerçektir. Zira doktorun kendi yazmış olduğu bir ders kitabında 'ağrı kesiciler vermek yerine neyle karşı karşıya olduğunuzu tanımaya çalışacaksınız' şeklinde bir ifade var. Buna rağmen eşime ağrı kesiciler verildi. Ertesi gün karnı şişip tansiyonu düşerek durumu daha da kötüleşince doktoru çağırdık ancak kendisi bizzat gelmeyip telefonla birtakım talimatlar vermekle yetindi. Nöbetçi hekimlere haber vermeleri talebimiz ise hastaya kendi doktorundan başkasının bakamayacağı gerekçesiyle hemşireler tarafından dikkate alınmadı. Cahit iyice kötüleşip kan kusmaya başlayınca doktorumuzun bize asistanı diye tanıttığı diğer hekim gelerek ameliyat yapılması gerektiğini söyledi. Ağrılarının nedeninin bağırsak kangreni olduğu ise ancak bu ikinci ameliyattan sonra tespit edildi." Sonraki bir ay içinde altı ameliyat daha yapıldı Cavit Ezgi'ye. Dördüncü ameliyat sonundaki konsültasyon (başka bir hekimden görüş alma) talepleri, hastayı bırakmak tehdidiyle reddedildi. Bu ameliyatlara rağmen ince bağırsakların tamamına yakın kısmının kangren olması önlenemedi ve dokuzuncu ameliyattan sonra hastanın 90 cm barsağı kaldı (normali 4-6 m'dir). Kangren olan bağırsaklardaki mikroplar kana karışarak bütün vücuda yayılınca Cahit Ezgi hayatını kaybetti. Leyla Ezgi'nin başkanlığındaki HAYAD için bundan sonraki aşama eşinin hekim hatası ve tedbirsizlik sonucu öldüğünü kanıtlamak için harekete geçmek oldu. Aynı zamanda kendilerine başvuran mağdurları, haklarını nasıl arayacakları konusunda bilgilendirmeye çalıştılar. Bu arada Sağlık Bakanlığı 1998 yılının Ağustos ayında bir 'Hasta Hakları Yönetmeliği' yayımladı. Yönetmelik, dünyada kabul edilen hasta haklarını içeriyor. Özellikle hastanın, hakları ihlal edildiğinde nerelere şikâyette bulunabileceği açıkça ifade ediliyor. Buna göre idari açıdan, hakkı ihlal edilenler öncelikle süresi içinde hastaneye karşı itiraz haklarını kullanmalılar. Başvurulardan sonuç alınamadığı takdirde Yetkili İdare Mahkemesi'ne giderek yasal takip hakkını kullanabilirler. Cezai açıdan, takibi şikâyete bağlı suçlarda altı ay içinde savcılığa şikâyette bulunmak gerekiyor. Zamanaşımı sürelerini kaçırmamaya çok dikkat edilmeli; çünkü süresi içinde başvuruda bulunulmadığı takdirde hak arama olanağını kaybediliyor. Hukuki açıdan, zarar gören hasta ve hasta yakını Hukuk Mahkemeleri'nde tazminat davası açabiliyor. Müdahale sonucunda ölüm gerçekleşmişse ölenin yakınları da destekten yoksun kalma tazminatı talep edebiliyorlar. HAYAD üyeleri, dernek kurulduğundan bu yana mücadelesini verdikleri hasta haklarının böyle bir yönetmelikle desteklenmesini olumlu bir adım olarak değerlendiriyorlar. Her ne kadar henüz tam anlamıyla uygulamada olmasa da düzenledikleri toplantılarda mağdurlara bu yönetmeliğin içeriğini anlatıyorlar. Leyla Hanım önce İstanbul Tabip Odası'na bir dilekçeyle eşinin ölümüne yol açmakla suçladığı hekimleri şikâyet etmiş, ardından suç duyurusunda bulunmuş. Savcılığın hastaneden evrakları alması üç ay sürmüş ve dosya Yüksek Sağlık Şûrası'na (YSŞ) gönderilmiş. Oradan cevap gelmesi gecikince savcılık 1.5 yıl sonra davayı açmış. "Mahkeme başladığında hâkimin YSŞ'den gelecek karar doğrultusunda davranacağını anlamak için kâhin olmaya gerek yoktu. Oysa YSŞ kendine düşen önemli fonksiyonu yerine getirmekten çok uzak bir yapıda. Mesleki dayanışmanın, verilen kararlara yansıdığı çok net gözlemlenebiliyor. Örneğin ameliyat sırasında oksijen tüpü yerine karbondioksit tüpü takılan hastanın ölümünde sadece 3/8 oranında kusur bulan YSŞ'nin yapısı ve işlevi tartışılmalıdır." YSŞ, hekimlerin ellerinden geleni yaptığına karar vermiş. İstanbul Tabip Odası doktora tedbirsizlik ve ihmalden 15 gün 'meslekten men' cezası verirken Cerrahpaşa Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı hekimin ikinci ameliyat için geç kaldığına kanaat getirmiş. "Dava sonucu hekimler rapor eksikliğinden beraat ettiler. Mahkeme ne hekimlerin kendi örgütünün verdiği cezayı, ne de üniversitenin verdiği raporu dikkate aldı. Hakkındaki toplumsal kuşku her geçen gün artan YSŞ'nin kararı doğru sayıldı. Başka bir bilirkişi olarak 'Adli Tıp Kurumu'na gönderelim' dediğimizde mahkeme reddetti. Böylece hekimlerin iki aleyhine, bir lehine raporla mahkeme onları suçsuz buldu. Temyiz dilekçemiz üzerine dosya Yargıtay'a gönderildi. Oradan gelecek karar henüz belli değil. Ancak karar ne olursa olsun, biz mücadelemize devam edeceğiz." HAYAD Yönetim Kurulu geçen 26 Ekim'de Amerikan Hastanesi önünde bir basın toplantısı düzenleyerek her yıl 26 Ekim'i "Hasta Hakları Günü" olarak anma kararı aldı. Bugünün yılın hangi günü olacağını düşündüklerinde doğal olarak ilk akıllarınagelen Cahit Ezgi'nin yaşamını yitirdiği gün olmuş. Leyla Ezgi o gün yaptığı konuşmasında her bireyi yakından ilgilendiren yaşam hakkının temel parçası, hasta ve hasta yakını haklarının önemine dikkat çekti. Daha sonra Şişli Adliyesi'ne giderek tedbirsizlik ve ihmal sonucu eşinin ölümüne sebep olan hekimler hakkında tazminat davası açtı. "Alınacak tazminat ne Cahit'i geri getirecek, ne de acımızı dindirecek. Ama hiç olmazsa topluma örnek olabilecek bir dava için mücadele edip başarabilmenin onurunu duyacağız." Bilinç oluşturmak... Leyla Ezgi'nin yaşadıkları eşinin başına gelenlerden ibaret değil. Daha önce de Multiple Sclerosis (bağdokusu hastalığı) nedeniyle kızkardeşine yapılan iğneler kalçasında kas erimesine yol açmış. Kemik yerine protez takılırken siyatik sinirinin kesilmesiyle kardeşi felç olmuş. Öteki kızkardeşinin doğum sırasında bebeğinin boynu zedelenmiş ve bebek ameliyatla alınmış. Annesinin ise akciğer ameliyatı olduktan sonra dikiş yerleri açılmış. Hemşire açık yaraya morfin yaparken ampullerden birini kırınca, yarayı annesini bayıltmadan dikmişler. O zaman hemşire olan kardeşinin karşı çıkması, haklarını arama konusunda bilgili olmamaları ve biraz da maddi imkânsızlıklar nedeniyle bu olayları dava konusu yapamamışlar. Leyla Ezgi, bundan sonraki amaçlarının HAYAD'la, hak ihlallerine uğramış mağdurlara her aşamada yardımcı olarak hasta hakları bilincinin yerleşmesini ve kamuoyunun bu konuda duyarlı olmasını sağlamak olduğunu söylüyor. "Bize başvuranlarla birlikte duruşmalara katılarak onları destekleyeceğiz. Gerekirse adliyelerin önünde basın açıklamaları yapacağız. Hastanelerin denetimi konusunda faaliyetler yürüteceğiz. Amacımız hekimlere ve sağlık personeline karşı bir husumet başlatmak değil. Ancak hekimler mesleki dayanışma içerisindeyken, hakkı ihlal edilen hastalar çaresiz ve örgütsüz. Yapmaya çalıştığımız şey hasta haklarına, hasta ve doktorların birlikte sahip çıkmaları. Hasta haklarının yerleşmesinin, meslek ahlakı ve disiplini olan çoğu doktorun da beklentileri arasında olduğunu biliyoruz. Birçok doktor üyemiz var. Onlardan çok şey öğreniyoruz. Sorunları ancak el ele verirsek aşabileceğimizin farkındayız. Sağlık personelinin özlük ve ekonomik sorunlarını çok iyi biliyoruz ve onların destekçileriyiz. Hepimizi 'hasta eden' ve doktorları kötü koşullarda çalışmaya mahkûm eden bu sağlık sisteminin ağır bedelini sonuçta doktorlar ve hastalar birlikte ödüyor." HAYAD'a18 yaşını doldurmuş ve yurttaşlık haklarını kullanabilen herkes üye olabiliyor. Dernek, üye sayısı arttıkça diğer il ve ilçelerde de, hasta hakları konusunda uzmanlaşmış hekim ve avukatların katıldığı toplantılar düzenlemeyi hedefliyor. 21.11.99 Cumhuriyet Dergi