Advertisement
Dil Seçimi
English Site
Son Haberler
Basın Açıklamaları
Etkinlikler
HAYAD - Yahoo! Groups

HAYAD Yahoo! Groups

Mesaj Göndermek İçin

Üye Olmak İçin

Üyelikten Çıkmak İçin

Kimler Sitede?
Şuanda 12 misafir bağlı
Yetkili Girişi





Parolamı unuttum?
EPİKRİZ VERMEME
Perşembe, 24 Mayıs 2007

ANKARA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE,

DAVA:  DAVALININ BABAM/MÜVEKKİLLERİN BABALARI MÜTEVEFFA AVUKAT …………TABURCU EDERKEN T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİ’NİN 52. MADDESİNDE YAZILI HUKUKSAL YÜKÜMLÜLÜĞÜ’NE  AYKIRI OLARAK  EPİKRİZ VERMEMİŞ BULUNMASI VE TÜM TALEPLERE RAĞMEN VERMEMEKTE ISRARI NEDENİ İLE EPİKRİZ VERME EDASINA ZORLANMASI TALEBİ İLE EPİKRİZ VERMEME FİİLİNDE SOMUTLAŞAN HAKSIZ FİILDEN DOLAYI TARAFIMIZA 10.000 YTL MANEVİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMESİ
 
 DAVALININ, BABAMIN/MÜVEKKİLLERİN BABALARININ TEDAVİ ÜCRETİ KARŞILIĞINDA FATURA VERMEMİŞ BULUNMASI VE TÜM TALEPLERE RAĞMEN VERMEMEKTE ISRARI NEDENİ İLE ANILAN FATURAYI VERME EDASINA ZORLANMASI TALEBİ İLE HAKSIZ FİİL TEŞKİL EDEN BU EYLEMDEN DOLAYI TARAFIMIZA  3.000 MANEVİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMESİ 

 DAVALININ BABAMI/MÜVEKKİLLERİN BABALARINI TABURCU ETTİKTEN SONRA EVDE UYGULANMASI YASAK OLAN ……ADLI İLACI REÇETE ETMESİNDE SOMUTLAŞAN HAKSIZ FİİLİNDEN DOLAYI TARAFIMIZA 10.000 YTL MANEVİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMESİ

1. Babam/Müvekkillerin babaları müteveffa ……..a tedavi gördüğü davalı …….Hastanesi A.Ş.’nden taburcu edilirken herhangi bir nihai EPİKRİZ verilmemiştir. Bu İHMAL, yasalara, hasta hakları hukukuna ve T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİ’NİN 52. MADDESİNDE YAZILI HUKUKSAL YÜKÜMLÜLÜĞE açık aykırılık teşkil etmektedir. Davalıdan defaatle nihai epikriz istenmesine karşın şu ana dek Babamın/Müvekkillerin babalarının epikrizi hala verilmemiştir. Davalı hastane, Hasta Hakları Hukukuna ve Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin amir hükümlerine aykırı olarak taburcu olduğu sırada Babama/Müvekkillerin babalarına ve kendisinin vefatından sonra da bizlere epikriz vermemekte ısrar etmiştir.
2. -Tıbbi hatalı ameliyat ve müteakip ihmallere dayalı olarak babamızın/müvekkillerin babalarının ölümüne sebebiyet verdiğine inandığımız DAVALININ EPİKRİZ VERMEMEKTE ISRAR ETMESİNDE SOMUTLAŞAN FİİLİ AYNI ZAMANDA HAKSIZ BİR   F İİL OLUŞTURMAKTADIR.     

Nihai epikrizin elimizde olmaması yüzünden, babamıza/müvekkillerin babalarına uygulanan tedavi ile kendisinin taburcu edilmesi sırasındaki icrai ve ihmali davranışların tüm ayrıntılarını, taburculuk kararına katılan tüm hekimler ile epikrizi kaleme alacak olan hekimin kimliğini, babamızın tedavisi sırasındaki ve taburcu edildiği andaki ayrıntılı tahlillerini, somut tıbbi durumunu tamamen bilememekten ve inceleyememekten doğan kaygı, üzüntü, elem, ızdırap duyguları yaşamaktayız.

3. Yine, nihai epikrizin verilmemesi, anılan belgenin davalıya karşı açacağımız diğer davalarda delil teşkil edecek bir belge olması nedeniyle hak arama özgürlüğümüzden yararlanmamızın gecikmesine yolaçması nedeni ile de HAKSIZ FİİL TEŞKİL teşkil etmektedir.

4. Babam/Müvekkillerin babaları Avukat,…… 1 Şubat-12 Mart 2007 tarihleri arasında Davalı ……….Hastanesi A.Ş.’nde tedavi görmüş bulunmaktadır. Bu tedavi ilk olarak abdominal aort anevrizması (AAA) tanısı ile açık cerrahi, daha sonra ilk cerrahi müdahaleden kaynaklanan komplikasyonlar nedeni ile üç ayrı cerrahi müdahale, yoğun bakım ve yoğun bakım sonrası servis işlemlerinden oluşmuş bulunmaktadır. Hastanede toplam kalış süresinin, 1 Şubat-7 Mart tarihleri arasındaki bölümü Genel Yoğun Bakım Ünitesi’nde geçirilmiştir. Babam/Müvekkillerin babaları……, daha sonra kısa bir süre servise alınmış ve “iyileştiği” gerekçesi ile herhangi bir epikriz verilmeden taburcu edilmiş, ancak adı geçen hastaneden taburcu edilmesinin akabinde (22 Mart 2007 tarihinde) vefat etmiş, vefatından iki gün önce davalı ….. Hastanesi A.Ş.’nin acil servisine kaldırılmasına karşın, durumu hakkında yeterli tetkik ve gözlemde bulunulmamış sadece iki saat kaldığı acil servisten “her şey yolunda” denilerek eve geri gönderilmiştir. Babam/Müvekkillerin babaları Avukat……’ın vefatından bir saat önce “primer” doktoru ve ameliyatlari gerçekleştiren “cerrahı” ……ile telefonda görüşülmüş, bu şahıs, Babamın/Müvekkillerin babalarının fenalaştığının kendisine bildirilmesine karşın “hiçbir şeyi yok, sıkıntıları psikolojik” deyip müdahalede bulunmamıştır. Babam/Müvekkillerin babaları, bu şahısla konuşmamızdan onbeş dakika sonra fenalaşmış ve beyin ölümü gerçekleşmiştir. Babam/Müvekkillerin babaları müteveffa Avukat……, davalı….. Hastanesi A.Ş.’nden taburcu edilmesinin akabinde vefat etmiştir. Hastanenin, suç teşkil eden bu davranışlarına karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduk.

5. Babam/Müvekkillerin babaları ……..’ı iyileşmediği halde taburcu etmekle kalmayıp, kendisine herhangi bir kontrol randevusu vermemiş ve hastayı takip etmemiş bulunan davalı hastanenin bu İHMALLERİ DE yasalara ve Hasta Hakları Yönetmeliği’ne açık aykırılık teşkil etmekte ve haksız fiil olarak tazminat yükümlülüğünü doğurmaktadır. Sayın Mahkemeniz önündeki dava neticelenip davalı hastanenin, vermemekte ısrar ettiği EPİKRİZ belgesini vermeye yükümlü kılınması bu fiillerinden dolayı açacağımız davalar bakımından da elzemdir. Ancak davalıya karşı herhangi başka bir dava açalım ya da açmayalım EPİKRİZ BELGESİNİ ALMAK ŞAHSIMIN VE MÜVEKKİLLERİN HASTA HAKLARI HUKUKUNDAN VE ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİ’NDEN DOĞAN ASLİ BİR HAKKIDIR. TABURCU EDİLDİĞİ SIRADA MÜTEVEFFA BABAMIZA BU BELGENİN VERİLMEMİŞ OLMASI BAŞLIBAŞINA HAKSIZ BİR FİİLDİR. DAVALI ÖZEL HASTANE, AYNI HAKSIZ FİİLİ BU KEZ BİZLERE KARŞI DA İŞLEMEYE DEVAM ETMEKTEDİR.

6. Babamın/Müvekkillerin babalarının davalı …. Hastanesi A.Ş.’nden “iyileşmediği halde” taburcu edildiği ve vefatından iki gün önce başvurduğu davalı hastanenin acil servisinde Babamı/Müvekkillerin babalarını muayene eden Dr., Dr., Dr., Dr. ve acil servis hekimleri tarafından tıbben gereken ihtimamın ve meslek becerisinin gösterilmediği ortadadır. Nihai epikriz de bu gerçeği kanıtlayacak olan belgelerden biridir. Davalı …..Hastanesi A.Ş.; Babamın/Müvekkillerin babalarının tedavisini önce tıbbi hatalı olarak yapmış, daha sonra da bu hatayı düzeltmek yerine Babamı/Müvekkillerin babalarını taburcu etmiştir. Bunun ötesinde, davalı …..Hastanesi A.Ş.’nde görevli Dr. ….. ile Babamın/Müvekkillerin babalarının vefatından bir saat önce telefonda görüşülmüş, kendisine Babamın/Müvekkillerin babalarının durumunun ağır olduğu söylenmiş, bu şahıs ısrarla müdahaleden kaçındığı gibi, “şikayetleri psikolojik” deyip bizleri yanıltmıştır. Davranışı tıp mesleğinin gerekleri ve meslek ahlakı kurallarına aykırı olmakla kalmayıp “ölümle sonuçlanan ihmal edilmiş yardım” suçunu oluşturmaktadır. Babamın/Müvekkillerin babalarının hastalığı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir hekimin dahi çekinmeden yapabileceği böylesi hayati bir müdahaleyi, Babamın/Müvekkillerin babalarının “primer” doktoru ve cerrahı yapmamıştır. Tüm bu eylemlere ilişkin olarak da suç duyurusunda bulunduk. “Şikayetleri psikolojik idi ise babam/müvekkillerin babaları neden vefat etti?” sorusunun yanıtlanmasında ve babamızın ölüm nedeni konusunda davalı hastane tarafından bilgilendirilmemekten doğan elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesinde elzem olan bilgi ve kanıtları nihai EPİKRİZİN içerebileceğine inanıyoruz.

7. Yine davalı …..Hastanesi A.Ş. Babamı/Müvekkillerin babalarını, hastanede verilmesi gereken ilaç uygulamaları sona ermeden taburcu etmiş, bununla da kalmayıp Babama/Müvekkillerin babalarına evde uygulanmasının kanunen yasak olduğunu öğrendiğimiz ….. adlı ilacı reçete etmiştir.  Bu davranış da haksız fiil sorumluluğuna vücud veren bir eylemdir. 

SONUÇ VE İSTEM:

1. DAVALININ tarafımıza Babamın/Müvekkillerin babalarının davalı hastaneden taburcu edilmesi sırasında vermesi gereken nihai EPİKRİZİNİ HASTA HAKLARI HUKUKUNA VE ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİ’NİN YÖNETMELİĞİ’NİN AMİR 52. MADDESİNE AYKIRI OLARAK VERMEDİĞİNİN TESPİTİ İLE, ANILAN EPİKRİZİ VERME EDASINDA BULUNMASINA YÖNELİK HÜKÜM VERİLMESİ,
2. -Tıbbi hatalı ameliyat ve müteakip ihmallere dayalı olarak babamızın/müvekkillerin babalarının ölümüne sebebiyet verdiğine inandığımız DAVALININ; EPİKRİZ VERMEMEKTE ISRAR ETMESİNDE SOMUTLAŞAN   FİİLİNİN

  --nihai epikrizin elimizde olmaması yüzünden, babamıza uygulanan tedavi ile taburcu edilmesi sırasındaki icrai ve ihmali davranışların tüm ayrıntılarını, taburculuk kararına katılan tüm hekimler ile epikrizi kaleme alacak olan hekimin kimliğini, babamızın tedavisi sırasındaki ve taburcu edildiği andaki ayrıntılı tahlillerini, somut tıbbi durumunu tamamen bilememekten ve inceleyememekten doğan kaygı, üzüntü, elem, ızdırap duygularına garkolmamıza ve (açacağımız diğer davalarda delil teşkil edecek bir belge olması nedeniyle) hak arama özgürlüğümüzden yararlanmamızın gecikmesine yolaçması hasebiyle—   AYNI ZAMANDA HAKSIZ FİİL TEŞKİL ETMESİ NEDENIYLE TARAFIMIZA 10.000 YTL MANEVİ TAZMİNAT ÖDEMEYE MAHKUM EDİLMESİNİ

3. DAVALININ, Babamın/Müvekkillerin babalarının tedavisi için ödenen 6500 YTL’nin FATURASINI VERMEDİĞİNİN TESPİTİ İLE ANILAN FATURAYI VERMESİ EDASINDA BULUNMASINA YÖNELİK HÜKÜM VERİLMESİNİ,

4. DAVALININ yukarıda 2. maddede yazılı fiilinin aynı zamanda haksız bir fiil ve vergi kaçırma suçu ile vergi usulsüzlüğü teşkil etmesi nedeni ile tarafımıza 3.000 YTL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesini
5. DAVALININ evde uygulanması kanunen yasak olan….. adlı ilacı evde uygulanmak üzere reçete etmesinde somutlaşan haksız fiilinden ve babamızın/müvekkillerin babalarının anılan ilacın evde uygulanmasından sonra vefat etmesinden doğan şiddetli üzüntü ve elem duygularımıza sebebiyet vermesi nedeniyle 10.000 YTL tazminata mahkum edilmesini ve her türlü muhakeme giderleri ve avukatlık ücretlerinin de davalı ……Hastanesi A.Ş.’nden alınmasına karar verilmesini asaleten şahsım ve müvekkillerim adına dilerim. Fazlaya ilişkin haklarımız saklıdır. Davalı Hastanenin, Babamın/Müvekkillerin babalarının ölümüne sebebiyet vermesi fiilinden ve suç teşkil eden diğer tüm kusurlu davranışlarından dolayı ayrıca maddi ve manevi tazminat davası ikame etme hakkımızı saklı tutuyoruz.

    SAYGILARIMLA

 
İNSAN ÖLDÜRME, İHMAL EDİLMİŞ YARDIM SUÇU. HAKARET, TEHDİT
Perşembe, 24 Mayıs 2007

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA,

 ALEYHİNDE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULAN:.......HASTANESİ DOKTORLARINDAN DR., DR., DR., DR.) ve Araştırma Sonucunda Sorumluluğu Meydana Çıkacak Tüm Diğer Hekim ve Görevliler. 

ADRESİ:

SUÇ: İNSAN ÖLDÜRME, İHMAL EDİLMİŞ YARDIM SUÇU. HAKARET, TEHDİT 

KONU: Babam ……vefatı ile sonuçlanan tıbbi hatalı (malpraktice) tedavi süreci ile ilgili suç duyurusu ve şikayetlerimdir.

AÇIKLAMALAR:

1. Babam Avukat …….1 Şubat-12 Mart 2007 tarihleri arasında…. Hastanesi’nde tedavi görmüş bulunmaktadır. Bu tedavi ilk olarak abdominal aort anevrizması (AAA) tanısı ile açık cerrahi, daha sonra ilk cerrahi müdahaleden kaynaklanan komplikasyonlar nedeni ile üç ayrı cerrahi müdahale, yoğun bakım ve yoğun bakım sonrası servis işlemlerinden oluşmuş bulunmaktadır. Hastanede toplam kalış süresinin, 1 Şubat-7 Mart tarihleri arasındaki bölümü Genel Yoğun Bakım Ünitesi’nde geçirilmiştir. Babam…., daha sonra kısa bir süre servise alınmış ve “iyileştiği” gerekçesi ile taburcu edilmiş, ancak adı geçen hastaneden taburcu edilmesinin akabinde (23 Mart 2007 tarihinde) vefat etmiş, vefatından üç gün önce aynı hastanenin acil servisine kaldırılmasına karşın, durumu hakkında yeterli tetkik ve gözlemde bulunulmamış sadece iki saat kaldığı acil servisten “her şey yolunda” denilerek eve geri gönderilmiştir. Babam Avukat …’ın vefatından bir saat önce “primer” doktoru ve ameliyatlari gerçekleştiren “cerrahı” ….. ile telefonda görüşülmüş, bu şahıstan, babamıza müdahale etmek üzere eve gelmesi istenmiş olmasına karşın kendisi ısrarla bu yardım talebimizi reddetmiş, defaatle babamın fenalaştığının kendisine bildirilmesine karşın “hiçbir şeyi yok, sıkıntıları psikolojik” deyip müdahalede bulunmamıştır. Babam, bu şahısın “artık zamanım yok” deyip telefonu kapatmasından onbeş dakika sonra fenalaşmış, solunumu durmuş ve daha sonra gelen acil servis doktorları beyin ölümünün gerçekleştiğini bildirmişlerdir.

Hastane ve aleyhinde şikayette bulunduğumuz primer doktorlar tarafından babam  ameliyata alınmadan önce yapılması gereken tetkikler eksik kalmış, özellikle ameliyat öncesinde vücudunda enfeksiyonel bir rahatsızlık olup olmadığı tespit edilmemistir. Bunun yanında, takılan greftte ameliyatın akabinde kaçak olduğu, bu nedenle babamın kardiyak arrest geçirdiği, bağırsak perforasyonu yüzünden tektar ameliyata alındığı  ve babamın hastane enfeksiyonuna yakalandığı vakıadır. Otuzbeş gün yoğun bakımda kalan babamı birkaç gün serviste istirahat ettirip “iyileşti” diye eve yollamak ve hiçbir biçimde takibe almamak biçiminde somutlaşan bu eylemler, babamın hayat hakkına dolaylı kast biçiminde kastetmek değil ise ağır bir taksirle ölüme sebebiyet vermek anlamını taşımaktadır...

Ameliyattan önce babama “bu ameliyatın riski % 5’dir, dünyanın her yerinde hastane enfeksiyonu olabilir’ gibi açıklamalar yapılmıştır. Bu açıklamalar, aleyhinde şikayette bulunduğumuz doktorlar tarafından yapiılmış ve  babamızın enflammatuar AAA’sının ciddi boyutlarda olduğunun bilinmesine karşılık, ameliyat komplikasyon riskleri yeterince analiz edilmemiş, bu risklerin gerçekleşmemesini sağlamak yolunda birşey yapılmamıştır. Herşeyin ötesinde, babamın genel durumunun hayli sorunlu olduğunun bilinmesine karşın adı geçen hastaneden taburcu edilmesi büyük bir insanlık ve hizmet kusuru (malpraktice) teşkil etmektedir. …….adlı doktorun, ısrarla, “babanızın durumu çok iyi, şikayetleri psikolojik, karaciğe, akciğer, her türlü organ kuzu gibi” biçimindeki açıklamaları ise babamızın vefatından yarım saat öncesine kadar aynı biçimde devam etmiştir. Bu doktorun kendisinin herhangi bir müdahalede bulunma bilgisi ve becerisi olmasa bile, müdahalede bulunabilecek diğer hekim ve merciilere işaret etmemesi büyük bir insani kayıtsızlık, ahlaksızlık ve ölüme sebebiyet veren meslek kusuru teşkil etmektedir.

Babamızın uzayan yoğun bakımının nedeni, acil olarak müdahale edilmesi gereken ameliyat komplikasyonları olmuştur. Ameliyat sonrasında Dr. ….tarafından tarafımıza sorulan “elinizde babanızın daha önce çekilmiş bir akciğer grafisi var mı? Akciğeri daha önce de mi böyleydi, yoksa ameliyatta mı böyle oldu bilmek istiyoruz” sorusu, ameliyat öncesi tetkiklerin ne kadar ciddi olduğunun acı bir göstergesidir. Yargı merciileri tarafından bilinmesi gereken bir gerçek, ameliyattan birkaç saat önce hastanın eline tutuşturulan ve çoğu tıbbi-teknik olarak ifade edilen komplikasyon listelerinin ve çok genel olarak ifade edilen % 5 risk vs. ifadelerinin bilgilendirme sayılamayacağıdır. Ameliyatın nasıl gerçekleştirileceği ve komplikasyon riskleri, hastaya ayrıntılı olarak anlatılmak zorundadır. “Suni damar takacağız, bir gün yoğun bakımda kalacaksınız, üç gün serviste kalacaksınız, bu işin % 5 riski var” şeklindeki bir açıklama bilgilendirme değildir ve bu tavır maalesef, ilk ameliyatı takip eden komplikasyonlar bakımından girişilen müdahaleler bakımından da adı geçen doktorlara ve hastaneye karşı “güven”sizlik beslememize yolaçmıştır. Bu nedenledir ki, karar vermemiz gereken işlemler söz konusu olduğunda sık sık yurtiçi ve dışında başka hastanelere ya da doktorlara başvurup bilgi almak ve kimi zaman da başka doktorlara-örneğin ……Hastanesi’nden Dr. ……- yardımına başvurmak zorunda kaldık. Dr……., adı geçen hastanede perkutan trakeastomi uygulamasının bilinmemesi nedeni ile çağrılmıştır. Tüm bu sorunlar, babamız…..’ın hastalığının yarattığı üzüntü ve yorgunluğu kat kat arttırdığı gibi, vefatının nedeni de olmuştur.
2. AYRICA; Hasta Hakları Hukukunun zorlayıcı hükümlerinden olmasına karşın adı geçen hastane ve doktorlar tarafından bize hiçbir biçimde
a. Babamız ……..uygulanan tüm ilaçların, dozları, uygulanış nedenleri ve sürelerini gösteren bir liste bildirrilmemiş ve
b. Ayrıntılı bir epikriz hazırlanmamıştır. Babam EPIKRIZ VERİLMEDEN HASTANEDEN TABURCU EDİLMİŞTİR. 
3. Babamız …….’ın ilaç tedavisine, kendisi taburcu olduktan sonra beş gün süre daha devam edilmesi gerektiği Dr. ……..tarafından bildirilmiştir. Dr. ……..’ın  kanunen evde uygulanması yasak olan …….adlı antibiyotiği babama yazdığı ve bunu uygulamak için “hastanenin evde bakım servisi ile anlaşmamız” gerektiğini belirttiği sabittir. Babamızın taburcu edildikten çok kısa bir süre sonra vefat etmesinin bu usulsüzlükle ilgili olup olmadığı araştırılmalıdır.

4. Babamız…….’ın, yoğun bakım sırasında geçirdiği bir ajitasyon nedeni ile “yatağa iple ya da çarşafla bağlandığını” öğrenmiş bulunmaktayız. Bu işleme ilişkin olarak tarafımıza haber verilmemiştir. Ajite olan bir hastanın kendisine zarar vermemesi için geçici olarak hastabakıcı marifeti ile tutulması ve yakınlarına derhal haber verilerek kendisine sedasyon uygulaması yapılması gerekir iken, ilkel bir şekilde “iple bağlanması’ ahlaki bir zaaf olmakla kalmayıp suç teşkil etmektedir. Yoğun bakım hizmetleri sırasında bir kere babamızdan gereksiz yere kan alındığı, bir kere de kan transfüzyonundan önce kan grubu bilgisinin yanlış verilmesinin bizim müdahalemizle önlendiği bilinmektedir. Bu tür yanlışların, hayati olmadığı bilinse de hastanın tedavisinin hassasiyeti bakımından kabul edilir yanı yoktur ve suç teşkil etmektedir.

5. Başından beri hastalığın ciddiyeti, komplikasyonları, tedavisi ve ilgili diğer konular hakkında bizim ısrarımıza ve mücadelemize gerek olmadan güvenilir bir bilgilendirme sistemi çerçevesinde aydınlatılmadığımız gibi, babamız gereksiz yere taburcu edilmiş, taburcu edilmesinin akabinde fenalaştığı için aynı hastanenin acil servisine kaldırıldığı halde yine müdahale edilmemiş ve babamız acil servisten yine eve gönderildikten üç gün sonra vefat etmiştir.

6. Babamızın yoğun ağrı şikayetleri taburcu edildikten sonra da devam etmiş, bu hususta, adı geçen hastaneden ve a. şikayette bulunulan doktorlardan bir “takip yardımı” alamamış idik.  Bu “doktorları” aradığımızda, “ağrı kesici alın” ifadesi ile durum geçiştirilmiştir.

7. Babamız vefat etmeden yarım saat önce konuştuğumuz ve vefatının akabinde nedenini sormak ve sitem etmek için aradığımız, ünvanı ne yazık ki doktor olan ……adlı şahsa sitemlerimizi bildirdiğimizde bize “şerefsizler” diye hakaret etmiştir. Aynı hakaretler, tehdit biçiminde Dr. ….. tarafından da yapılmış ve bize “bizim elimiz kolumuz uzun, bu meseleyi kapatın yoksa fena olur, şerefsizler” biçiminde sövülmüştür.

 BABAMIZ ……..’IN VEFATININ AKABİNDE ÖLÜM NEDENİNİ TESBİT ETTİRMEK İÇIN OTOPSİ YAPTIRMIŞ BULUNMAKTAYIZ.

SONUÇ VE İSTEM: 23 Mart 2007 tarihinde vefat eden babamız, vefatından bir hafta önce …….Hastanesi’nden, aleyhinde şikayette bulunulan doktorların raporu ile taburcu edilmiş, taburcu edildikten sonra, kendisine kanunen evde uygulanması yasak olan ilaçlar reçete edilmiş ve uygulanmış, vefatından üç gün önce fenalaşıp aynı hastanenin acil servisine kaldırılmasına karşın iyi olduğu ısrarla bildirilmiş ve aleyhinde şikayette bulunulan doktorlara vefatından yarım saat önce başvurulmasına karşın bu doktorlar hiçbir müdahalede bulunmamışlardır. Yine, babamın ölüm sebebini öğrenmek için telefon açtığımız doktorların yukarıda ifade ettiğimiz sövme eylemlerine maruz kaldığımız sabittir. Bu eylemler TCK’na göre, adam öldürme, ihmal suretiyle adam öldürme ve hakaret suçlarının unsurlarını oluşturmaktadır. Aleyhinde şikayette bulunulan doktorların cezalandırılması yolunda kamu davası açılmasını saygılarımla dilerim. 
Avukat

 

 
SSK anlaşmalı hastane
Pazartesi, 21 Mayıs 2007

Annem S. B. SSK'lı. Kalp yetmezliği nedeni ile vücündaki şişlikleri göstermek üzere SSK anlaşmalı ..... Hastanesine gittik durumunun ciddi olduğunu  entübe edilmesi gerektiğini söyeldiler. Hiç bir SSK ve devlet hastanesi kabul etmedi. ....... Hastanesinin günde 350 YTL farkla SSK anlaşması varmış ölmesin diye mecburen yatırdık. Şimdi tedavinin 1 aydan fazla süreceğini söylüyorlar. Karşılama imkanımız yok. Hİç bir hastane hastayı hiç bir şekilde kabul etmiyor.

Acil yardımınız ricasıyla,

 
<< Başa Dön < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 58 - 60 of 75
google
Site içi Arama
HAYAD Mail Listesi

Mail Listemize üye olarak yeni gelişmelerden ilk haberi olan siz olabilirsiniz.






Ziyaretçiler...
Bugün45
Dün67
Bu Hafta396
Bu Ay267
Toplam120126
İstiyorum - İstemiyorum
© 2010 HAYAD - Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği
Tasarım Soner Ekici

Tüm hakları saklıdır. Sitenin içeriği kaynak belirtilerek alıntılanabilir.