“Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde hastalara uygulanan kötü muameleyi kınıyoruz ve acil reform talep ediyoruz!”
Biz aşağıda imzası bulunan sivil toplum kuruluşları olarak geçtiğimiz günlerde Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nde yapılan bir haber çalışması sonunda belgelenen, hastalara yönelik kötü muamele, fiziksel ve psikolojik şiddet içeren görüntüleri üzüntüyle izledik. Bu olayların, insanların psikolojik sorunları nedeniyle başvurdukları bir kurumda yaşanması özellikle endişe vericidir. Tedavi kurumlarında yaşanan bu olaylar ruh sağlığı hizmetlerinin yetersiz olduğunu ve insani olmadığını gösteren gerçeklerdir. Biz bunun münferit bir olay olmadığını ve ruh sağlığı hastanelerinde yaygın insan hakları ihlallerinin yaşandığını biliyoruz ve yaşanan olayların ruh sağlığı sisteminin eksikliklerinden ve kapalı bir yapıya dayalı olmasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Adana’daki hastalara yönelik bu kötü muameleyi kınıyoruz ve Sağlık Bakanlığı’nı bu tür olayların yaşanmaması için acilen kalıcı önlemler almaya davet ediyoruz. Bu tür olayların önlenebilmesi ve gerekli cezai yaptırımların hayata geçirilmesi için aşağıdaki değişiklikleri talep ediyor ve bu değişikliklerin hayata geçirilmesi için her türlü işbirliğine açık olduğumuzu beyan ediyoruz:
Ruh sağlığı sisteminde hastaneler içinde ve dışında yaygın, çağdaş ve insan haklarını gözeten bir örgütlenmeye gidilmesi Hastaların bireysel hak ve özgürlüklerini gözeten bir ruh sağlığı yasasının yürürlüğe girmesi Bu tür kurumların kapalı ve gözlerden uzak yerler olmaktan çıkarılıp, hastaların dışarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi Sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla bağımsız izleme-denetleme kurullarının oluşturulması Kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldıkları gözaltı merkezleri, cezaevleri, hastaneler, çocuk bakımevleri, ıslahevleri, psikiyatri/ruh sağlığı merkezleri, göçmen veya sığınmacı merkezleri gibi her türlü özel veya kamusal yerlerin bağımsız ulusal ve uluslararası organlar tarafından düzenli ziyaretler yoluyla denetimini öngören Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Seçmeli Ek Protokol'ün onaylanıp yürürlüğe konması Hastane çalışanlarına yönelik insan hakları ve meslek etiği eğitimlerinin düzenlenmesi Mevcut tedavi kurumlarındaki fiziki yapının değişmesi 26.02.2007
Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi
Destekleyen Kuruluşlar
Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi,Türkiye Zihinsel Engelliler Federasyonu,Türkiye Sakatlar Derneği Genel Merkezi,Türkiye Engelliler Konfederasyonu,İnsan Hakları Gündemi Derneği,Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği,Öğretilebilir Çocukları Koruma Derneği,Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Derneği,Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği,Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği,Sağlık Hakkı Hareketi Derneği,Hasta Hakları Platformu,Tüberküloz Danışma ve Dayanışma Derneği,Özgür Haber
TÜM SAĞLIK KURULUŞLARININ VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE KAMU OYUNUN DİKKATİNE !...
Devlet hastanelerinin yoğun bakım ünitelerinde can pazarı yaşanıyor .Hiç birinde yer yok!......
Devletle anlaşmalı özel hastaneler insan hayatı üzerinden çıkar sağlıyorlar .
16 Ocak 2007 tarihinde SSK emeklisi halam …….’yı (Tahsis NO:…….) ...…. Devlet Hastanesi Acil Servisine götürdük.3 saatlik uğraşlardan sonra özel hastanelerin acımasız çarkına düştük.
Ve SSK anlaşmalı ÖZEL ………HASTANESİ
SSK + 150 TL günlük para talebini çaresiz kabul ettik. Yanıtları hastanızı 3 gün içinde taburcu edeceğiz dediler. Ve 20 gün sonra hastamızın cenazesini teslim ettiler. Ve 5.000 TL borç çıkardılar.
Tüm imkânlarımızı zorlayarak 3.490 TL ödedik. Geri kalan ödeyemediğiz borç için cenazemizi rehin tuttular.1.510 TL. Araya giren 36 yıllık muhtarımız ……….’dan açık senet alarak ancak cenazemizi kurtarabildik…
Atamızı kaybettik acımız var Paraları dilendik onurumuz kırıldı Ansızın geldi hazırlıksızdık acımız yaşayamadık Bugün BİZE yarın SİZE TÜRKİYE CUMHURİYETİ Sosyal-Hukuk Devletidir Yapılanlar ne SİZE ne BİZE reva değildir. Bilginize ve İlginize Saygılarımla
Genel Sağlık Sigortası (GSS) ile getirilen bazı kısıtlamalar hasta haklarını ihlal etmektedir
Sağlık bireysel bir hak ve toplumsal bir kazanımdır.
Sağlıklı olmak, temel insan haklarının tümünden yararlanmanın, toplumsal ilerlemenin ön koşuludur.
Bu nedenle, sağlık hakkı, bireyin isteme gücü, yani ekonomik ve siyasal gücü ile ilişkilendirilemez. Genel sağlık sigortası ise, prim ödeme gücüne dayanan bir sistemdir.
GSS tasarısı ile Sağlığın kendine has özelliklerinden olan kimin ne zaman hastalanacağının belli olmaması, sağlık problemi ve ihtiyacıyla karşılaşıldığında, hasta vatandaşı çok yüklü harcamalarla karşı karşıya bırakacaktır.
GSS ile hasta haklarının ilk maddesi olan “adalet ve hakkaniyete uygun olarak faydalanma” hakkı maddesi ihlal edilmektedir.
Sağlıklı yaşam anayasal bir haktır ve sosyal devlet anlayışının da bir gereğidir. Bir devlet sosyal olanı karşılamayacaksa o ülkede sosyal devletten nasıl bahsedebiliriz?
Sağlık hizmetine ihtiyaç duyan kişilerin katkı payı ödeyerek yararlanabilecekleri bir hizmet modeli benimsenmiştir. Teminat paketi ile sağlık hizmetinin % 50 ye kadar GSS den karşılanacağının planlanması, İhtiyaç duyulan sağlık hizmetine kişiler ayrıca ücret ödeyecek olması sağlık sisteminin özelleştirilmesinden başka bir şey değildir.
Sağlık hizmeti finansmanının özelleştirilmesi sosyal devlet anlayışını sekteye uğratır, hakkaniyetsizliği körükler ve bu bir felakettir.
Poliklinik muayenelerinin bile ücretli olacağı bir sistemde temel teminat paketinin içeriğin inde dar olacağı aşikârdır. Bugün olduğu gibi Bağ-Kur ve SSK da primini yatıramayan vatandaş nasıl sağlık hizmeti alamıyorsa, GSS ile aynı şekilde hizmet alamayacak.
Bu tasarının ön şartı, sağlık hizmeti alabilmek için ücret ödemektir. Primleri ödeyemeyen sağlık hizmetine ulaşamayacaktırHükümet, GSS tasarısını uygulanmaya koyduğu takdirde, kısa bir süre sonunda çok sayıda yurttaş prim ödeyemediği için sağlık hizmetlerine ulaşamayacak, böylece yeni sağlık sisteminin "genel"liği sadece isminde kalacak, bugünkü eşitsizlikler belki de katlanarak devam edecek. Sağlık hizmeti sunumundaki eşitsizliğin artması ise sağlıksız insan sayısını arttıracak, bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olacak, acil müdahale gerektiren durumlar dışında kişilerin hastaneye, hekime gitmesini engelleyecek, sağlık sorunları konu komşunun tavsiye edeceği ilaçlarla geçiştirilmeye çalışılarak, hastalıkların kendi kendine iyileşmesi beklenecektir. Kısacası GSS sağlıkta felakete neden olacaktır.
Her ne kadar GSS’nin gerekçesi herkese adil ve eşit hizmet anlayışı ise de, İnsan sağlığı yerine sigortacılık genel prensipleri tercih edilmiştir.
Sağlık harcamaları, dar gelirli aile bütçesini zorlamamalıdır. Öngörülen GSS taslağı bu haliyle uygulanırsa, vatandaş sağlık hizmetlerinden yoksun bırakılacak, yasa dışılığa itilecek ve devlet karşısında sürekli borçlu ve ezik bir konuma düşürülecektir. Hastanın onurlu bir şekilde sağlık hizmeti alması engellenecek, vatandaş bugüne kadar cebinden para ödemeden aldığı bazı sağlık hizmetlerine para ödeyecektir.
Hükümet, gerçekten tüm vatandaşların eşit bir biçimde yararlanabileceği bir genel sağlık hizmeti verilmesini istiyorsa, bunu sigortanın primlerden değil devletin genel bütçesinden, yani vergilerden finanse edilmesini sağlanmalıdır.
"Sevk zincirine uyulmadan yapılan başvurulara ilişkin giderler hiçbir suretle karşılanmaz" ibaresi ile hekim ve sağlık kuruluşunu seçme hakkı da ihlal edilmekte.
Tasarının tek bir cümlesinde sağlık ocaklarından bahsedilmemekte, Koruyucu sağlık hizmetlerinde önemli rol oynayan sağlık hizmetlerinin ne olacağı bilinmemektedir.
Kadına yönelik sağlık hizmeti 18 yaş ile sınırlandırılmış. Oysa bugün kadın evlenene kadar, çalışmıyorsa ailesinin sosyal güvencesinden faydalanabilmektedir.
Kişilerin bir yıl önce geçirdikleri hastalıklarına göre ödeyecekleri pirim oranları arttırılabilecek; kronik hastalığı olanlar, iyi beslenemeyenler, barınamayanlar, yoksullar cezalandırılmakta. CEZALANDIRMA BUNUNLA DA SINIRLI KALMIYOR.
Hastalar, hekim veya diş hekimi tarafından önerilerine uymamaları durumunda, tedavi masraflarının yüzde 50’sini üstlenmekle yükümlü bırakılıyorlar. Oysa sağlık hizmeti bir ekip hizmetidir. Hasta bu ekibin bir üyesidir. Hasta kendi sağlığı ile ilgili kararlara ortak olmalıdır.”Hekiminin önerisine uymadı” diye cezalandırılması da bir hasta hakkı ihlalidir. Hasta-hekim ilişkisine zarar verir. Sağlığı toplumsal bir sorun olmaktan çıkartır ve bireysel bir soruna dönüştürür.
Hastayı kurumun önerdiği tedaviyi kabul etmediği takdirde, bu hastalığı nedeniyle alacağı tedavilerden yoksun bırakılması hastanın tedavi olacağı kurumunu seçme hakkının ihlalidir.
Oysa arzu edilen, sağlık hizmetlerinin tüm vatandaşlara verilen bir hak haline gelmesi ve gerçek anlamda herkesi kapsayan bir sistemin hayata geçirilmesidir.
Planlanan sağlık reformuyla öngörülen, prime dayalı bir GSS sisteminin ne kadar yetersiz kalacağını tekrar vurgulayarak hükümeti uyarıyoruz.