Advertisement
Dil Seçimi
English Site
Son Haberler
Basın Açıklamaları
Etkinlikler
HAYAD - Yahoo! Groups

HAYAD Yahoo! Groups

Mesaj Göndermek İçin

Üye Olmak İçin

Üyelikten Çıkmak İçin

Kimler Sitede?
Şuanda 2 misafir bağlı
Yetkili Girişi





Parolamı unuttum?
İNSAN ÖLDÜRME, İHMAL EDİLMİŞ YARDIM SUÇU. HAKARET, TEHDİT
Perşembe, 24 Mayıs 2007

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA,

 ALEYHİNDE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULAN:.......HASTANESİ DOKTORLARINDAN DR., DR., DR., DR.) ve Araştırma Sonucunda Sorumluluğu Meydana Çıkacak Tüm Diğer Hekim ve Görevliler. 

ADRESİ:

SUÇ: İNSAN ÖLDÜRME, İHMAL EDİLMİŞ YARDIM SUÇU. HAKARET, TEHDİT 

KONU: Babam ……vefatı ile sonuçlanan tıbbi hatalı (malpraktice) tedavi süreci ile ilgili suç duyurusu ve şikayetlerimdir.

AÇIKLAMALAR:

1. Babam Avukat …….1 Şubat-12 Mart 2007 tarihleri arasında…. Hastanesi’nde tedavi görmüş bulunmaktadır. Bu tedavi ilk olarak abdominal aort anevrizması (AAA) tanısı ile açık cerrahi, daha sonra ilk cerrahi müdahaleden kaynaklanan komplikasyonlar nedeni ile üç ayrı cerrahi müdahale, yoğun bakım ve yoğun bakım sonrası servis işlemlerinden oluşmuş bulunmaktadır. Hastanede toplam kalış süresinin, 1 Şubat-7 Mart tarihleri arasındaki bölümü Genel Yoğun Bakım Ünitesi’nde geçirilmiştir. Babam…., daha sonra kısa bir süre servise alınmış ve “iyileştiği” gerekçesi ile taburcu edilmiş, ancak adı geçen hastaneden taburcu edilmesinin akabinde (23 Mart 2007 tarihinde) vefat etmiş, vefatından üç gün önce aynı hastanenin acil servisine kaldırılmasına karşın, durumu hakkında yeterli tetkik ve gözlemde bulunulmamış sadece iki saat kaldığı acil servisten “her şey yolunda” denilerek eve geri gönderilmiştir. Babam Avukat …’ın vefatından bir saat önce “primer” doktoru ve ameliyatlari gerçekleştiren “cerrahı” ….. ile telefonda görüşülmüş, bu şahıstan, babamıza müdahale etmek üzere eve gelmesi istenmiş olmasına karşın kendisi ısrarla bu yardım talebimizi reddetmiş, defaatle babamın fenalaştığının kendisine bildirilmesine karşın “hiçbir şeyi yok, sıkıntıları psikolojik” deyip müdahalede bulunmamıştır. Babam, bu şahısın “artık zamanım yok” deyip telefonu kapatmasından onbeş dakika sonra fenalaşmış, solunumu durmuş ve daha sonra gelen acil servis doktorları beyin ölümünün gerçekleştiğini bildirmişlerdir.

Hastane ve aleyhinde şikayette bulunduğumuz primer doktorlar tarafından babam  ameliyata alınmadan önce yapılması gereken tetkikler eksik kalmış, özellikle ameliyat öncesinde vücudunda enfeksiyonel bir rahatsızlık olup olmadığı tespit edilmemistir. Bunun yanında, takılan greftte ameliyatın akabinde kaçak olduğu, bu nedenle babamın kardiyak arrest geçirdiği, bağırsak perforasyonu yüzünden tektar ameliyata alındığı  ve babamın hastane enfeksiyonuna yakalandığı vakıadır. Otuzbeş gün yoğun bakımda kalan babamı birkaç gün serviste istirahat ettirip “iyileşti” diye eve yollamak ve hiçbir biçimde takibe almamak biçiminde somutlaşan bu eylemler, babamın hayat hakkına dolaylı kast biçiminde kastetmek değil ise ağır bir taksirle ölüme sebebiyet vermek anlamını taşımaktadır...

Ameliyattan önce babama “bu ameliyatın riski % 5’dir, dünyanın her yerinde hastane enfeksiyonu olabilir’ gibi açıklamalar yapılmıştır. Bu açıklamalar, aleyhinde şikayette bulunduğumuz doktorlar tarafından yapiılmış ve  babamızın enflammatuar AAA’sının ciddi boyutlarda olduğunun bilinmesine karşılık, ameliyat komplikasyon riskleri yeterince analiz edilmemiş, bu risklerin gerçekleşmemesini sağlamak yolunda birşey yapılmamıştır. Herşeyin ötesinde, babamın genel durumunun hayli sorunlu olduğunun bilinmesine karşın adı geçen hastaneden taburcu edilmesi büyük bir insanlık ve hizmet kusuru (malpraktice) teşkil etmektedir. …….adlı doktorun, ısrarla, “babanızın durumu çok iyi, şikayetleri psikolojik, karaciğe, akciğer, her türlü organ kuzu gibi” biçimindeki açıklamaları ise babamızın vefatından yarım saat öncesine kadar aynı biçimde devam etmiştir. Bu doktorun kendisinin herhangi bir müdahalede bulunma bilgisi ve becerisi olmasa bile, müdahalede bulunabilecek diğer hekim ve merciilere işaret etmemesi büyük bir insani kayıtsızlık, ahlaksızlık ve ölüme sebebiyet veren meslek kusuru teşkil etmektedir.

Babamızın uzayan yoğun bakımının nedeni, acil olarak müdahale edilmesi gereken ameliyat komplikasyonları olmuştur. Ameliyat sonrasında Dr. ….tarafından tarafımıza sorulan “elinizde babanızın daha önce çekilmiş bir akciğer grafisi var mı? Akciğeri daha önce de mi böyleydi, yoksa ameliyatta mı böyle oldu bilmek istiyoruz” sorusu, ameliyat öncesi tetkiklerin ne kadar ciddi olduğunun acı bir göstergesidir. Yargı merciileri tarafından bilinmesi gereken bir gerçek, ameliyattan birkaç saat önce hastanın eline tutuşturulan ve çoğu tıbbi-teknik olarak ifade edilen komplikasyon listelerinin ve çok genel olarak ifade edilen % 5 risk vs. ifadelerinin bilgilendirme sayılamayacağıdır. Ameliyatın nasıl gerçekleştirileceği ve komplikasyon riskleri, hastaya ayrıntılı olarak anlatılmak zorundadır. “Suni damar takacağız, bir gün yoğun bakımda kalacaksınız, üç gün serviste kalacaksınız, bu işin % 5 riski var” şeklindeki bir açıklama bilgilendirme değildir ve bu tavır maalesef, ilk ameliyatı takip eden komplikasyonlar bakımından girişilen müdahaleler bakımından da adı geçen doktorlara ve hastaneye karşı “güven”sizlik beslememize yolaçmıştır. Bu nedenledir ki, karar vermemiz gereken işlemler söz konusu olduğunda sık sık yurtiçi ve dışında başka hastanelere ya da doktorlara başvurup bilgi almak ve kimi zaman da başka doktorlara-örneğin ……Hastanesi’nden Dr. ……- yardımına başvurmak zorunda kaldık. Dr……., adı geçen hastanede perkutan trakeastomi uygulamasının bilinmemesi nedeni ile çağrılmıştır. Tüm bu sorunlar, babamız…..’ın hastalığının yarattığı üzüntü ve yorgunluğu kat kat arttırdığı gibi, vefatının nedeni de olmuştur.
2. AYRICA; Hasta Hakları Hukukunun zorlayıcı hükümlerinden olmasına karşın adı geçen hastane ve doktorlar tarafından bize hiçbir biçimde
a. Babamız ……..uygulanan tüm ilaçların, dozları, uygulanış nedenleri ve sürelerini gösteren bir liste bildirrilmemiş ve
b. Ayrıntılı bir epikriz hazırlanmamıştır. Babam EPIKRIZ VERİLMEDEN HASTANEDEN TABURCU EDİLMİŞTİR. 
3. Babamız …….’ın ilaç tedavisine, kendisi taburcu olduktan sonra beş gün süre daha devam edilmesi gerektiği Dr. ……..tarafından bildirilmiştir. Dr. ……..’ın  kanunen evde uygulanması yasak olan …….adlı antibiyotiği babama yazdığı ve bunu uygulamak için “hastanenin evde bakım servisi ile anlaşmamız” gerektiğini belirttiği sabittir. Babamızın taburcu edildikten çok kısa bir süre sonra vefat etmesinin bu usulsüzlükle ilgili olup olmadığı araştırılmalıdır.

4. Babamız…….’ın, yoğun bakım sırasında geçirdiği bir ajitasyon nedeni ile “yatağa iple ya da çarşafla bağlandığını” öğrenmiş bulunmaktayız. Bu işleme ilişkin olarak tarafımıza haber verilmemiştir. Ajite olan bir hastanın kendisine zarar vermemesi için geçici olarak hastabakıcı marifeti ile tutulması ve yakınlarına derhal haber verilerek kendisine sedasyon uygulaması yapılması gerekir iken, ilkel bir şekilde “iple bağlanması’ ahlaki bir zaaf olmakla kalmayıp suç teşkil etmektedir. Yoğun bakım hizmetleri sırasında bir kere babamızdan gereksiz yere kan alındığı, bir kere de kan transfüzyonundan önce kan grubu bilgisinin yanlış verilmesinin bizim müdahalemizle önlendiği bilinmektedir. Bu tür yanlışların, hayati olmadığı bilinse de hastanın tedavisinin hassasiyeti bakımından kabul edilir yanı yoktur ve suç teşkil etmektedir.

5. Başından beri hastalığın ciddiyeti, komplikasyonları, tedavisi ve ilgili diğer konular hakkında bizim ısrarımıza ve mücadelemize gerek olmadan güvenilir bir bilgilendirme sistemi çerçevesinde aydınlatılmadığımız gibi, babamız gereksiz yere taburcu edilmiş, taburcu edilmesinin akabinde fenalaştığı için aynı hastanenin acil servisine kaldırıldığı halde yine müdahale edilmemiş ve babamız acil servisten yine eve gönderildikten üç gün sonra vefat etmiştir.

6. Babamızın yoğun ağrı şikayetleri taburcu edildikten sonra da devam etmiş, bu hususta, adı geçen hastaneden ve a. şikayette bulunulan doktorlardan bir “takip yardımı” alamamış idik.  Bu “doktorları” aradığımızda, “ağrı kesici alın” ifadesi ile durum geçiştirilmiştir.

7. Babamız vefat etmeden yarım saat önce konuştuğumuz ve vefatının akabinde nedenini sormak ve sitem etmek için aradığımız, ünvanı ne yazık ki doktor olan ……adlı şahsa sitemlerimizi bildirdiğimizde bize “şerefsizler” diye hakaret etmiştir. Aynı hakaretler, tehdit biçiminde Dr. ….. tarafından da yapılmış ve bize “bizim elimiz kolumuz uzun, bu meseleyi kapatın yoksa fena olur, şerefsizler” biçiminde sövülmüştür.

 BABAMIZ ……..’IN VEFATININ AKABİNDE ÖLÜM NEDENİNİ TESBİT ETTİRMEK İÇIN OTOPSİ YAPTIRMIŞ BULUNMAKTAYIZ.

SONUÇ VE İSTEM: 23 Mart 2007 tarihinde vefat eden babamız, vefatından bir hafta önce …….Hastanesi’nden, aleyhinde şikayette bulunulan doktorların raporu ile taburcu edilmiş, taburcu edildikten sonra, kendisine kanunen evde uygulanması yasak olan ilaçlar reçete edilmiş ve uygulanmış, vefatından üç gün önce fenalaşıp aynı hastanenin acil servisine kaldırılmasına karşın iyi olduğu ısrarla bildirilmiş ve aleyhinde şikayette bulunulan doktorlara vefatından yarım saat önce başvurulmasına karşın bu doktorlar hiçbir müdahalede bulunmamışlardır. Yine, babamın ölüm sebebini öğrenmek için telefon açtığımız doktorların yukarıda ifade ettiğimiz sövme eylemlerine maruz kaldığımız sabittir. Bu eylemler TCK’na göre, adam öldürme, ihmal suretiyle adam öldürme ve hakaret suçlarının unsurlarını oluşturmaktadır. Aleyhinde şikayette bulunulan doktorların cezalandırılması yolunda kamu davası açılmasını saygılarımla dilerim. 
Avukat

 

 
SSK anlaşmalı hastane
Pazartesi, 21 Mayıs 2007

Annem S. B. SSK'lı. Kalp yetmezliği nedeni ile vücündaki şişlikleri göstermek üzere SSK anlaşmalı ..... Hastanesine gittik durumunun ciddi olduğunu  entübe edilmesi gerektiğini söyeldiler. Hiç bir SSK ve devlet hastanesi kabul etmedi. ....... Hastanesinin günde 350 YTL farkla SSK anlaşması varmış ölmesin diye mecburen yatırdık. Şimdi tedavinin 1 aydan fazla süreceğini söylüyorlar. Karşılama imkanımız yok. Hİç bir hastane hastayı hiç bir şekilde kabul etmiyor.

Acil yardımınız ricasıyla,

 
sosyal haklarımızdan faydalanmak istiyoruz
Pazartesi, 21 Mayıs 2007

herkese merhabalar
konu yeğenimin göz hastalığı...yeğenim 12 yaşında ve uveyt hastası 8 yaşından beri bu konuda tedavi görüyor ameliyat oldu ve sürekli çapa da uveyt konusunda gerçekten uzman oçapa göz kliniği uveyt bölümünde  ... hanımın hastası kendisine verdiği destekten ötürü sonsuz teşekkür ediyoruz.en son tedavide  .... diye bir ilaç verildi bu ilaç ilk başta geçen yıl 750 ytl idi sonra 850 oldu SSK  ilacımızı vermedi ve biz ankara ilaç müdürlüğüne gittik vermedikleri gibi bir de çok sevimsiz bir muamele gördük ve bize dua etmemiz gerektiği söylendi..eş dost desteği ile ilacımızı aldık ve kızımız olumlu bir gelişim gösterdi görmesi netleşti.şimdi bu ayki kontrolunde ilacın tekrar verileceğini bildirildi ve ilaç 950 ytl oldu .artık ilacın
alım gücü güçleşti ve biz ilacın fiyatının yarısının karşılanmasına da razıyız.olmuyor.
bizim gibi aynı hastalıktan olan iki kişiye verilimiş.onlara nasıl verildi?bir aile astsubay bir aile imam acaba devlet memuru olmaız mı gerekiyor?ya da hırsız olamak belli başlı derneklere yardım derneklerine üye olup çareyi devletten değil başka
kişlerden kurumlardan mı beklemeliyiz???
belediyede sağlık müdürlüğüne aynı sorun için gittiğimizde bize memur dua etmemiz gerektiğini,işimizin allaha kaldığını akp kadın kollarına başvurmamız gerektiğini söylediler.
biz dilenmiyoruz biz emeğimizin karşılığı olan sosyal haklarımızdan faydalanmak istiyoruz nedir bu insanlaru fakir fukara bilincini yerleştrip dilenci konuma duacı şükürcü konuma getirdikleri.bize göre devletten büyük kurum yok ve devletten başka sığınacağımız  kapı yok!!! biz ilaç istiyoruz ilacımızı istiyoruz kızımız kör olmasın diye çaba gösteriyoruz.ne yapacağımızı bilmiyoruz.bu konuda izleyeceğimiz hukuki yol nedir acil cevap bekliyoruz sizden bizi yönlendirirseniz çok memnun
edersiniz.saygılar

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 19 - 21 of 37
Site içi Arama
HAYAD Mail Listesi

Mail Listemize üye olarak yeni gelişmelerden ilk haberi olan siz olabilirsiniz.






Ziyaretçiler...
Bugün70
Dün118
Bu Hafta535
Bu Ay1645
Toplam57356
İstiyorum - İstemiyorum
© 2008 HAYAD - Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği
Tasarım Soner Ekici

Tüm hakları saklıdır. Sitenin içeriği kaynak belirtilerek alıntılanabilir.