Iyi aksamlar 8 yasindaki yegenimi .... Hastanesinde KBB doktoruna goturdum. Ucretsiz olarak muayenesini yaptilar. Ancak, doktorun verdigi ilaclari alirken sorun cikti. 184 hattina danistim. Yasaya gore ilaclar ve diger tedavi giderlerinin devlet tarafindan karsilanmadigi, butun odemelerin tarafimizdan yapilmasi gerektigi soylendi. Itirazim uzerine, sosyal dayanisma vakfina basvurmam gerektigi, vakif tarafindan masraflarin karsilanabilecegi soylendi. Vakfa giderek bir gorevliye durumu anlattim. Bu kisi bana cevaben, vakfin yardim konusunda kendisinin gerekli incelemeleri yaptiktan sonra karar verecegini, yardimin yapilmasinin kesin olmadigini ve genelde yilda bir kez yardim yapildigini anlatti. Bunun uzerine, 30 YTL tutan ilaclari, maddi sikintima ragmen kendim karsilamak zorunda kaldim. Fakat yegenimin bir de goz problemi var. Goz doktoruna gitmesi ve mutlaka gozluk kullanmasi gerekiyor. Ne var ki, maddi sikinti nedeniyle gozluk alamiyacagimiz icin, cocugu doktora goturmekten vazgectim. Cicek gibi bir cocuk, maddi imkansizlik nedeniyle, solmaya terk ediliyor. Su an cocuk doktora gitmedigi icin tam bir moral bozuklugu yasiyor. Dun aksam gozyaslari icinde " ben kor mu olacagim ? " diye sordu. Bilemiyorum acaba bir yasal cozum yolu var mi. Demek ki butun cocuklar devlet guvencesi altinda saglik sigortasina sahip derlerken yalan soylemisler. Lutfen bu yazima bir yanit vererek, bu cocugun saglik sorununu cozmem icin bilgi ve onerilerinizi iletmenizi onemle rica ederim. Belki de bir cocugun gelecegi sizin vereceginiz bilgiler dogrultusunda aydinlanacaktir. Saygilarimla...
Kamunun asli görevlerinden birisi olan sağlık hizmetleri alanına yeterli kaynak ve olanak ayrılmaması, gelir dağılımındaki eşitsizlik, halkın sağlık hizmetine ulaşımındaki engellerden biri olmaya devam etmektedir. Sağlık harcamalarındaki artışa rağmen halkın sağlıklı yaşaması, sağlığını koruması ve hasta haklarının korunması sağlanamamıştır.
Halkımız sağlık hizmetine ulaşma ve yararlanma hakkı başta olmak üzere hasta hakkı ihlalleriyle karşı karşıya kalmıştır.
Kurulduğumuz 1997 yılından beri sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, insan onuruna yakışır bir hale getirilmesi için yaptığımız çağrılara karşın, sağlık alanında en üst makamdan başlayarak, bu alanda çalışan herkesin 1998 yılında yayınlanan "Hasta Hakları Yönetmeliği"ne uygun tutumlar geliştirdiğini, konuya gereken önemi gösterdiğini söyleyemeyiz.
2001 yılından beri yaşadığımız ekonomik krizler halkımızı daha yoksul kılmakta ve yaşamına, sağlığına yönelik çözümler konusunda daha fazla sıkıntı yaşatmaktadır.
Bugün içinde bulunduğumuz olumsuz koşullar, bu hakların da varolmasını sağlamak bir yana kullanılmasını engellemektedir. Kamunun sağlık hizmeti alanından giderek daha fazla çekilmesi, daha az kaynak ayrılması, yalnız hizmet sunumunda değil, denetim açısından da üzerine düsen görevleri yerine getirmemesi, özel hizmet ve finans kuruluşlarının daha fazla oranda bu alanda faaliyet göstermesinin teşvik edilerek sağlık hizmetinin bir hak olmaktan çıkarılıp alınıp satılan bir ürün haline dönüştürülmesi olumsuzlukların basında gelen durumlardır.
Sağlık hizmetini bir ‘ürün’ gibi gören yeni oluşum Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) isteğiyle, hastaların özel sağlık kurumlarında imzalanmaya zorlandığı ve imzalamazlarsa ‘sağlık hizmeti alamamakla’ tehdit edildikleri hiçbir yasal dayanağı olmayan bir taahhütname, SGK’nın sağlık hizmetleri sunumu anlayışını sergilemektedir.
En yetkili ağızlardan ‘hastalar rehin kalmayacak’, ‘hastalara senet,çek imzalatılmayacak’ sözleri ne yazık ki gerçeği yansıtmamaktadır. Ödenemeyen çekler ve senetler nedeniyle hastalar ve yakınları çaresiz kalmaktadırlar. Derneğimize bu alanda yapılan başvurular her geçen gün artmaktadır.
‘Acil Hastane Masrafı’ başlığıyla yapılan bir başvuruyu sizlerle paylaşmak istiyoruz.
‘Merhaba Emekli Sandığı sağlık güvencesi olan ablamı bayramın 2’nci günü 01.10.2008 tarihinde gece 3 de şeker komasına girmesi sonucu en yakın özel bir hastaneye ambulanslarıyla götürdük. Hemen benden 5000 YTL para istediler. Kredi kartından ödedim. Ablamı yoğun bakıma aldılar. Ölüm veya bacağının kesilmesi seçenekleri sonucunda, doktorlar bacağının diz üstünden hemen kesilmesi kararını aldılar ve bacağını kestiler. Daha ilk günü benden masraf adı altında 17,000 YTL tekrar para istediler ama ben İki senedir işsiz olduğum için parayı ödeyemedim. Hemen sağlık güvencesi olan bir hastaneye hastayı çıkartmak istedim ama hastane hastanın hayati tehlikesi nedeniyle bana hastayı vermediler. Ama her gün benden masraflar için telefon edip para istediler. Beş gün sonra 46000 YTL hesap oluncaya kadar ben hastanede doktorlardan yönetime kadar herkese ‘bu parayı ödeyemeyeceğimi’ söyledim.Beş gün sonra paranın ödenememesinden dolayı, bana hastayı da vermediler. Ben ne olursa olsun ve borç daha büyümesin diye 35000 YTL’lik bir senet 5000 YTL kredi kartı ödemesi ve hastanın yolda ölümü de olsa sorumluluğu alarak hastayı araştırmalarım sonunda bulduğum bir başka hastaneye götürdüm. Bu gün ayın 21.10.2008’ i ve hasta hala hastanede komada ve gözünü daha açamadı. Ben bu iki kart borcu olan 5000+5000 toplam 10000 YTL yi iki gün önce günü geldiği halde ödeyemedim. 35,000 YTL’lik senet günü de ayın sonunda onu zaten ödeyemeyeceğim . Ne yapacağımı bilmiyorum. Sizin bu siteyi buldum. ACİL DURUMLARDA Hastanın her türlü Üniversite ,devlet hastaneleri ve özel hastanelerden yararlanabileceği ve hastadan masraf ve her hangi bir ücret farkı bile alamayacaklarını Sizin bu siteye koyduğunuz Başbakanlık genelgesinden öğrendim. Şimdi ben bu paraları ödemediğim taktirde kanuni bir soruşturmaya maruz kalmayacak mıyım ? Hastane masraflarını hastanın sosyal güvenlik, kuruluşuna başvurarak mı alacaklar? Ben bu kredi kartlarının ve senedin borçlarının iptali için ne yapmalıyım? lütfen yardımcı olur musunuz?’
“Hasta Hakları Günü” vesilesi ile sağlığımız üzerinden uygulanan yanlış politikalara, bir kez daha vurgu yapmak gereği duyuyoruz. Tüm vatandaşlarımıza Hasta Hakları Günü’nü ve haklarını, bu haklarına sahip çıkmalarını hatırlatmayı kendimize görev biliyoruz.
“Özel” bir hastanede 3 hafta önce endoskopi için bugün saat 11:00'a randevu aldım. Randevuya 10 dakika önce gelmem istendi, bunun yanında endoskopiden bir gün önce saat 20:00'dan sonra yemek yememem gerektiği, randevu günü ise su içmemem gerektiği soylendi. Buraya kadar her şey normal endoskopi için randevu alan her hastaya yapılan uygulamalar. Fakat randevu günü gelip çattığında söylendiği üzere 10 dakika önce Endoskopi Ünitesinin önünde hazır bulunduğumda Genel Cerrahtan muayene olmak için fiş kesmem gerektiği söylendi, "randevum var muayene" olmayacağım dahiliye uzmanı yönlendirdi" dememe rağmen fiş kesmem gerektiği söylendi. Saat 11:00 olduğunda saat 09:00'a endoskopi randevusu alan hastanın henüz endoskopiye alınmadığını öğrenince şaşırdım. O zaman benim endoskopim de sarkacaktı. Bekleyiş başladı, tabii açlık ve susuzluk da...