Tıbbi Uygulama Hataları / Av. Dr. Hasan Çankaya anısına
Adli Tıp Uzmanları Derneği, Hasta ve Hasta Yakınları Derneği’nin ortak katılımı ile 8 Ocak 2011 cumartesi günü İstanbul Tabip Odası Sevinç Özgüner toplantı salonunda “Tıbbi Uygulama Hataları” ’nın sorumluluk ve finansal boyutunun tartışılacağı “Tıp Hukuku Günleri” adı altında bilimsel bir toplantı düzenlenmektedir. Toplantı geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Adli Tıp UzmanıAvukat Dr. Hasan Çankaya anısına ithaf edilmiştir. Toplantı programı aşağıdadır. Sizleri aramızda görmekten onur duyacağız.
Saygılarımızla,
Düzenleme Komitesi
PROGRAM TIP HUKUKU GÜNLERİ “Tıbbi Uygulama Hataları” Av. Dr. Hasan Çankaya anısına.
09.00-10.45: AÇILIŞ
(Av. Dr. Hasan Çankaya ile ilgili slayt gösterisi ve anma konuşmaları)
10.45-11.00: Ara
11:00-12.00:KONFERANS
TIBBİ UYGULAMA HATALARI,Prof. Dr. Atınç Çoltu (İ.Ü.Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD, Adli Tıp Uzmanları Derneği)
12.00-13.00: Öğle arası
13.00-14.45: 1. OTURUM
TIBBİ UYGULAMA HATALARINDA SORUMLULUK, Moderatör: Prof. Dr. Özdemir Aktan (İ.Ü.Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi AD, Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı)
İDARENİN SORUMLULUĞU VE HUKUKİ DURUM, Av. Meriç Eyüboğlu (İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu)
HEKİM VE DİĞER SAĞLIK ÇALIŞANLARININ SORUMLULUĞU Prof. Dr. Sermet Koç (İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp AD., Adli Tıp Uzmanları Derneği)
HASTA VE HASTA YAKINLARININ SORUMLULUĞU, Av. Ümit Erdem ( Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği)
14.45-15.00: Ara
15.00-16.45: 2. OTURUM
TIBBİ UYGULAMA HATALARINDAN DOĞAN ZARARLAR VE TAZMİNİ Moderatör: Op. Dr. Şükrü Güner, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu Üyesi
ÖZEL SİGORTALAR AÇISINDAN KONUYA YAKLAŞIM,Yard. Doç. Dr. Taner Güven (İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AD., Adli Tıp Uzmanları Derneği)
ÖZEL HASTANELER AÇISINDAN KONUYA YAKLAŞIM,Op. Dr. Reşat Bahat (Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği)
HUKUKÇULARAÇISINDAN KONUYA YAKLAŞIM,Av. Halide Savaş (İstanbul Barosu)
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMININ KAMU HASTANELERİNDE YARATTIĞI TABLO,Uz. Dr. Güray Kılıç
13.09.2010 tarihinde saat 16:45’de .... Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine gittik. Daha önceden diş filmi çekilen 5 yaşındaki oğlum .........ın iki adet diş çekimi ve altı adet dolgu yapılması için Sedasyon Yöntemi kullanılacağı bilgisi verildi. Ameliyat başlamadan önce doldurduğum formda , oğlumun psikolojik (OTİZM) hastalığı geçirdiğini belirttim. Ameliyatın yaklaşık bir saat süreceği , uyandırma işleminden sonra da taburcu edileceği anlatıldı.
Ameliyat saat 17:00’de diş doktoru ....... tarafından başlatıldı. Saat 18:00 civarında diş doktorumuz ameliyatın başarılı ve sorunsuz şekilde tamamlandığını , yarım saat içerisinde uyandırılacağı bilgisi verilmesine rağmen saat 19:00’da ......’ın uyandırılamadığı bildirildi. Sedasyon işlemini yapan Anestezi Doktoru .......ile ameliyathanede sorunun ne olduğu yönünde görüşmelerimizde uyandırma esnasında çocuğun vücudunda şiddetli kasılmalar nedeniyle uyandırılamadığını anlattı. O esnada hastane doktor ve yetkililerinin de merak edilecek bir şey olmadığı yönünde telkinleriyle bekletildik.
Çocukta kasılmaların devam etmesi , ateşinin yükselmesi ve nefes alıp vermekte zorlanması neticesinde , saat 19:50’de anestezi doktoru ......... kucağına oğlum .......’ı da alarak ameliyathaneden hep birlikte çıkıp hastanenin kapısında kime ait olduğunu bilmediğimiz özel bir araçla ......... Hastanesi acil servisine saat 20:00’de giriş yaptık. Bu hastanenin çocuk ve nöroloji doktorları tarafından, beyin tomografisi çekilip bir takım tahliller yapıldı. Oluşan vakaya teşhis konulamadığından ..... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi nöroloji uzmanı ........’dan telefonla edinilen bulgular paylaşılarak Malign Hipertermi teşhisi olabileceği yönünde bilgi alındıktan sonra ambulans ile ....... Hastanesin den saat 22:08 ‘de ........Üniversitesi acil servisine giriş yaptık .
Yapılan ilk müdahaleden sonra oğlum çocuk yoğun bakım servisine alındı. Teşhis daha önceden ön görülen Malign Hipertermi olarak doğrulandı. 13.09.2010 tarihinden bu güne kadar oğlum ..... çocuk yoğun bakımından uygulanan tedaviye cevap vermediğinden bilinci kapalı olarak uyutulmaktadır.
Bu olayda ihmali , hatalı uygulamaları ve mesleki yetersizliği olduğunu düşündüğümüz başta Anestezi doktoru ..... olmak üzere , ...... Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi sahipleri, mesul müdürü hakkında gerekli incelemelerin ve işlemlerin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
2010 YILI 26 EKİM HASTA HAKLARI GÜNÜNDE, ARTIK SAĞLIK HİZMETLERİ KARŞILIKSIZ DEĞİLDİR!
Sağlık hizmet sunucuları; sağlık hizmetini verirken hastanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünü, saygınlığını korunmayı, hastanın aktif katılımını sağlamayı, hastanın adil, eşit ulaşılabilir bir sağlık hizmeti alabilmesini hedeflemeli, hizmet sunulurken de hasta haklarını gözetmelidirler.
Hasta haklarının temel amacı hastaların bilinçlendirilerek, desteklenmesi ve güçlendirilmesi olmalıdır. Hasta sağlık hizmeti alırken hakları olduğunu, hak ihlali halinde nerelere, nasıl başvurulması gerektiği bilmelidir. Hastalar ve yakınları doktora gitmekten, hastanede yaşayacaklarından, hastasına veya kendisine kötü davranılmasından korkmamalıdır. Hasta hekimine soru sorabilmeli, yeri geldiğinde sağlık sistemini sorgulayabilmelidir ki ortak ihtiyaçlar belirlensin, sorunlar hızlı ve etkin yollarla çözümlenebilsin.
Hasta, sağlık hizmeti sırasında kendisinden istenen tahlillerin ve görüntüleme işlemlerinin kendisinden neden istendiğini ve hekimin hastalığı ile ilgili ne düşündüğünü bilmez. Sorarsa, zorla ulaştığı sağlık hizmetini alamamaktan korkar.
Son yıllarda Sağlıkta Dönüşüm Programıyla var olan birçok hakkını kaybettiğini ancak yaşayarak öğrenir. Sağlık hizmetlerinin ‘’ne kadar para o kadar sağlık hizmeti’’ haline dönüştüğünü hastanelere gereksinimi olduğunda fark eder.
Hizmeti alabilmek için, marketlerde satılan ürünlerin üstünde bulunan ve adı ‘’barkot’’ olan çizgili fişi eline almayınca hiçbir işlem yaptıramadığını,
Bu ‘’barkot’’la maaşından muayene ücreti kesildiğini, cebinden eczanede ek ücret ödediğini,
Hekimlerin bu ‘barkot’ sayesinde prim aldığını,
Ne kadar çok ‘barkot’ o kadar ‘prim’ sisteminin uygulandığını,
Kendisinin cebindeki paraya göre A,B,C, D,E harfleriyle sınıflara ayrıldığını,
Bu sınıflara göre ‘’Katılım payı, ilave ücret’’ ödemesi gerektiğini,
İlaçlarının bazılarına ‘’katılım payı ve ek ücret’’ ödemeden, bazılarını ise hiç alamadığını,
18 yaşın üstündeki kız ve erkek çocuğunu hastaneye götürdüğünde, GSS kapsamında değilse prim ödemeden, hizmet alamadığını,
18 yaşın altındaki kız ve erkek çocuğunu hastaneye götürdüğünde’’ücret ödenmeyecek’’ denmesine karşın eğer anne veya babası GSS kapsamında değilse ücret ödemesi gerektiğini,
Aile hekimliği uygulamasıyla sadece ‘’tedavi’’ edileceğini, hastalanmaması için koruyucu sağlık hizmetlerini alamadığını öğrenir.
GSS tam uygulanmaya başlandığında, aylık prim ödemeden sağlık hizmeti alamayacağını,
Prim ödememesi için evindeki kişi başına düşen gelirin asgari ücretin 3’te birinden az olması gerektiğini (bugün 253 TL’den az),
Kamu hastanelerinin yok olacağını, henüz öğrenmedi.
Genel Sağlık Sigortası ile ‘’herkesin sağlık hizmetinden faydalanacağı, sistemin dışında kalmayacağı’’ söylenmesine karşın. ‘Prim, katılım payı, ek ücretler’ ödeyemeyenin sağlık hizmeti alamayacağı bir sistem içinde Hasta Hakları Yönetmeliğinde yer alan ‘’Hasta, adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlıklı yaşamanın teşvik edilmesine yönelik faaliyetler ve koruyucu sağlık hizmetleri de dâhil olmak üzere, sağlık hizmetlerinden ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir.’’ Maddesi ihlal edilmektedir.
HAYAD; çözümün sağlıkçısı ve hastasıyla birlikte elbirliği yapılması gerektiğinin bilinciyle, 26 Ekim Hasta Hakları Günü’nde gerçekleri bir kez daha kamuoyuyla paylaşırken, sağlığımızın kaybolmadan korunması, sağlık hizmetlerinin eşit ulaşılabilir ve ücretsiz olması ve sağlık hakkının, hasta haklarının uygulanabilir olması dileğimizi tekrarlıyoruz.
HASTA VE HASTA YAKINI HAKLARI DERNEĞİ 26 Ekim 2010