26 Ekim Hasta Hakları Günü

Ev / Basın Açıklamaları / 26 Ekim Hasta Hakları Günü

26 Ekim Hasta Hakları Günü

26 Ekim Hasta Hakları Günü Basın Açıklaması
Hasta hakları ihlalleri sadece kötü hekimlik uygulamaları değildir.Gelişme çağında süt içemeyen, et yiyemeyen çocuklardan, her sene basit bir bardak tuzlu-şekerli sudan mahrum bırakılarak ishalden ölen on binlerce bebekten başlıyor, ameliyata giden hastaya,  kötü davranan hastabakıcıya, hatalı tıbbi girişim nedeniyle ölüme sebebiyet veren hekime  kadar uzanıyor.

Sağlıklı olmak, temel insan haklarının tümünden yararlanmanın, toplumsal ilerlemenin ön koşuludur. Uygulamadaysa;

Hastaların hakları göz ardı edilmekte, hastalara yeterli zaman ayrılmamakta, hastalar ve yakınları bilgilendirilmemekte, mahremiyete özen gösterilmemektedir. Bir çok hastanede, halen tıbbi kayıtlar düzenli tutulmamakta, hastalar rehin kalmakta, çek veya senet imzalamaları gerekmektedir. İmzaladıkları senetler, bütçelerini sarsmakta, senetleri ödeyebilmek için, diğer harcamalarından kesinti yapmakta, yeterince beslenemedikleri için de sağlıkları yine olumsuz etkilenmekte, neticede hastalıklar peş peşe gelmektedir.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, sağlığa ayrılan yetersiz bütçe, sağlık hizmetlerinin eşit dağılmaması, koruyucu sağlık hizmetlerine gereken önem ve önceliğin verilmemesi, devletin denetim konusundaki yetersizliği, yoksulluk, sağlık güvencesinden  yoksunluk gibi çok önemli gerekçeler neticesinde sağlıklı bir toplum olarak yaşamamaktayız.İsrafın önüne geçilememekte, kaynaklar verimli kullanılamamakta, ilaç ve tetkiklerde yanlış harcamalar yapılmaktadır.

Sağlıkta dönüşüm programında sadece “Türkiye’nin sağlığının iyi olmadığı” saptaması doğrudur. Sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanılması ise olması gereken bir durumdur. Ancak getirilen çözüm önerileri ise yanlıştır ve ileride  çok derin toplumsal sorunlara yol açacak kadar da tehlikelidir.  Nüfusun büyük bir yüzdesinin SSK hastanelerinden hizmet aldığı bilinmektedir. SSK hastanelerinden hizmet alan insanların yoksulluk sınırının altında yaşamaya çalıştığı da bilinmektedir. Tüm bu insanlar SSK hastanelerinin devrinden bir süre sonra Sağlık hizmeti almak için ceplerinden para ödemek zorunda  kalarak bugün şikayetçi oldukları sağlık hizmetini de alamayacaklardır.

SSK hastanelerinin devri; SSK’nın mal varlığının ucuza kapatılma sonucunu getirecek ve sosyal güvenlik sorunlarının çözümüne hiçbir katkısı olmayacaktır. SSK hastaneleri halkındır. Kendi bünyesindeki hastaneleri yerel yönetimlere devretmeye çalışan Sağlık Bakanlığı SSK hastanelerini neden almak istemektedir? Sosyal güvenlik reformu yapılmalıdır ancak Devlet, sosyal devlet anlayışı ile bağdaşır bir şekilde kamusal yükümlülük almalı ve kaynak ayırmalıdır.  Sağlık hakkı, bireyin ekonomik gücüne dayandırılmamalıdır.

Özel sağlık kuruluşları alternatif olarak ön plana çıkarılmaya çalışılmakta,böylelikle sağlık hizmetleri  parası olanın alabileceği bir hizmet şekline dönüştürülmektedir.

Genel sağlık sigortası ile sağlıkta ve tedavi hizmetlerinde çok büyük eşitsizliğe yol açacağı ve sağlık harcamalarının artacağının  görülmemesi mümkün değildir. Özel sağlık sigortası olmayanın, daha az sağlık hizmeti alacağı aşikardır

Genel sağlık sigortası sistemi ile “ne kadar para o kadar sağlık”  hizmeti anlayışından kurtulmak ve cebimizden para harcamadan sağlık hizmeti alabilmek istiyoruz. Bu reform cebimizdeki paraya değil, kamunun kaynak ayırmasına dayandırılmalıdır.

Tam gün çalışma sağlanmalı, muayehane de ve hastanede çalışan hekimler ayrılmalıdır. Tabi ki bu bozuk sistemden, nasıl daha fazla para kazanırım düşüncesinde olan sağlık çalışanları ve hekimler bulunmaktadır. Devletin bize sağladığı sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden ve çaresizliğimizden bizlerde bu yolun açılmasına ve kullanılmasına   neden olmuşuzdur. Sağlığın ticarileşmesine yol açmayan hekimlik anlayışı yerleştirilmelidir

Sağlıkta rekabet kabul edilemez. Esas olan, süratli ve doğru hizmet vermektir, verimliliktir. Süsleyerek mal pazarlarcasına sağlık hizmeti vermek değildir
.

Biz kolayca ulaşılabilir, eşit, ücretsiz bir sağlık hizmeti istiyoruz. Sağlıklı yaşamak anayasal  bir haktır. Bunu sağlamak da devletin anayasal görevidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Sosyal bir Hukuk Devletidir.  Devletimizin en temel görevlerinden birinin de sağlık hizmetini sunmak olduğu unutulmamalıdır ve sağlığımız piyasa ekonomisine terk edilmemelidir.  Sağlığımız satılmamalıdır.

HASTA VE HASTA YAKINI HAKLARI DERNEĞİ   26.10.2004

Yazmaya başlayın ve aramak için Enter tuşuna basın.